Hürmüz formülü

ABD günlerdir, “İran ile anlaşmaya yakınız, olmazsa vururuz” diyor ama ne o anlaşma oluyor ne de Washington Tahran’ı vurabiliyor. Yine bir yılan hikâyesiyle karşı karşıyayız. Şaşırtıcı değil; zira 25 Temmuz’daki yazımızda düğümlenmenin ‘artık Hürmüz Boğazı’nın statüsüyle’ ilgili olduğunu yazmıştık.
İran, 28 Şubat’ta başlayan çatışmalarla fiilen kontrol ettiği boğazdaki avantajı kaybetmek istemiyor. ABD boğazın statüsünü 27 Şubat’a döndürmek, yani serbest geçiş olmasını istiyor. Masadaki üçüncü aktör, kıyıdaş ülke Umman ise taraflar arasında denge kurmaya çalışıyor. Gelinen aşamada müzakereler ne durumda, kim ne istiyor, aktaralım.
Fidan’ın sözleri
Müzakerelerin çerçevesini Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarından zaten anlıyoruz. Fidan, hafta içi Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile yaptığı toplantıda şöyle dedi: “Boğazın bir ucunda İran’ın, bir ucunda Umman’ın ama ortada da uluslararası seyre açık suların olduğu bir geçişten söz ediyoruz. Burası hangi mekanizmayla ve hangi yöntemle geçici süreyle açık tutulacak, bu çalışılıyor. Tabii geçici bir süreyle anlaşmaya varılması önemli. 60 günlük bir süreç konuşuluyor.”
‘Ücret/tarife’ müzakereleri
Masaya otururken Tahran’ın talepleri netti: 1- ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, 2- Hürmüz üzerindeki güvenlik denetiminin fiilen İran tarafından yürütüldüğünün kabul edilmesi (yani statü), 3- Boğazdan geçen ticari gemilerden, taşınan yükün değerine göre yüzde 5 ila 7 arasında transit hizmet ücreti alınması.
ABD ise geçişlerden ücret alınmasının 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu savunuyor. Transit geçiş hakkının hiçbir devlet tarafından askıya alınamayacağını ve harca bağlanamayacağını ileri sürüyor. Bunun diğer boğazlar için de emsal teşkil etmesinden endişe ediyor.
Umman da aslında BM hukuku tarafında duruyor ama İran’ın baskısıyla orta yol arayışına girdi. Transit harcını yüzde 3 seviyesine çekmeye çalıştı. Bunu bir ücret gibi değil de ‘güvenlik, gemilere verilecek hizmet ve çevre katkı payı’ şeklinde formüle ediyor.
Mayını kim temizleyecek?
Boğazdaki mayınlar müzakerelerin bir başka başlığı. Bunları kim temizleyecek, bunun için nasıl bir konsorsiyum kurulacak ve temizlik takvimi ne olacak? 17 Haziran mutabakatında bu süre 30 gün olarak belirlenmişti ve Tahran’ın sorumluluğuna bırakılıyordu. Bu yeni teklifte İngiltere ve Fransa’nın bu süreci üstlenmesi planlanıyor. Başka ülkeler destek verecek mi, göreceğiz.
Çift koridor formülü
Müzakerelerde İran ile Umman, boğazdan geçiş yapacak ticari gemiler için güzergâh koordinatlarını belirlemeye çalıştı, çift yönlü bir formül masaya geldi. Buna göre Basra Körfezi’ne girişler İran denetimindeki seyrüsefer hattından, çıkışlar ise Umman kontrolündeki güzergahtan sağlanacak.
Bu satırlar yazılırken nihai metin yoktu. İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in de nihai onayı gelmemiş, anlaşmanın detayları bilinmiyordu. Ama yeni bir anlaşma yürürlüğe girse de erken heyecanlanmamak gerektiğini zaman bize gösterdi. Zira son dönemde gördüğümüz gerçek şu: Anlaşmalar masada imzalanıyor ama sahada ayakta kalamıyor. Tek bir kurşuna bakıyor, süreç başa sarıyor. Umarız bu kez son olur…
Sende Yorum yap