s

Yapay zekâ zirvesindeki Türk

Google DeepMind’ın önceki CTO’su ve Google’ın ilk “Chief AI Architect”i Koray Kavukçuoğlu, DeepMind’ın en üst düzey yöneticisi oldu. Bayrağı, DeepMind’ın Nobel ödüllü kurucusu ve CEO’su Demis Hassabis’ten devraldı.

7 Ocak 2026’da Financial Times, teknoloji dünyasının çok dikkat ettiği ama geniş kitlelerin o gün pek fark etmediği bir hamle yaptı. Gazete, tam sayfalık röportajını Google DeepMind’ın o zamanki CTO’su ve Google’ın ilk “Chief AI Architect”i Koray Kavukçuoğlu’na ayırdı. O gün birçok kişi, bunu yalnızca yeni Gemini modelini anlatan teknik bir söyleşi olarak okudu. Oysa geriye dönüp baktığımızda bunun aslında bir bayrak değişiminin ilk işareti olduğunu görüyoruz. Aradan yedi ay geçti. 5 Ağustos’ta beklenen açıklama geldi.

Google DeepMind’ın kurucusu ve CEO’su Demis Hassabis, günlük yöneticilik görevinden çekildi. Artık DeepMind Yönetim Kurulu Başkanı ve Alphabet’in Baş Bilim İnsanı olarak daha uzun vadeli hedeflere, yapay genel zekâya ve bilimsel keşiflere odaklanacak. Yerine ise yıllardır birlikte çalıştığı, laboratuvarın teknolojik omurgasını kuran Koray Kavukçuoğlu geçti.

Bu sadece bir terfi haberi değil. Yapay zekânın son on beş yıllık hikâyesinde yeni bir bölümün de başlangıcı aslında. Çünkü DeepMind sıradan bir teknoloji şirketi değil. 2010 yılında Londra’da üç kişi tarafından kurulan küçük bir araştırma girişimi olarak başladı. Demis Hassabis’in hayali, satranç oynamak ya da internette arama yapan bir yazılım geliştirmek değildi. Çocukluğundan beri aklındaki soru çok daha büyüktü: İnsan zekâsı nasıl çalışıyor ve bunu makinelerde yeniden oluşturabilir miyiz? Hassabis’in hikâyesini anlatan “The Thinking Game” belgeselini izlediğinizde bunu daha iyi anlıyorsunuz. Belgesel aslında yapay zekâyı değil, merakı anlatıyor. 12 yaşında dünya çapında satranç yeteneği olarak gösterilen bir çocuğun, satrancı bırakıp insan beynini anlamaya karar vermesini gösteriyor. Video oyunları tasarlayan genç bir girişimcinin, ardından nörobilim doktorası yapan bir araştırmacıya dönüşmesini de. Sonra da küçük bir Londra girişiminin AlphaGo, AlphaFold ve Gemini gibi projelerle dünyanın en önemli yapay zekâ laboratuvarına dönüşmesinin özeti aslında.

Liderlik değişimi sürpriz değil

Belgeselin en sevdiğim yanı ise başarıyı romantikleştirmemesi. Yıllarca süren başarısız deneyleri, finansman arayışlarını, Google’a satılma kararını ve bilimle ticaret arasında kurulan hassas dengeyi de göstermesi. Belki de bu yüzden bugün yaşanan liderlik değişimi sürpriz değil. Çünkü Nobel Kimya ödüllü Hassabis hiçbir zaman kendisini yalnızca CEO olarak görmedi. Kendisini bilim insanı olarak tanımladı. Nitekim son dönemde yaptığı konuşmalarda da sürekli aynı şeyi söylüyordu: “Yapay zekâ yalnızca iş süreçlerini değiştirmeyecek, bilimsel keşifleri hızlandıracak, ilaç geliştirmeyi dönüştürecek ve belki de bugün tedavi edemediğimiz hastalıkların çözümünde rol oynayacak.”

Şimdi o vizyonun peşinden gitmek için operasyonel görevini bırakıyor.

Sadece yeni bir modeli anlatmıyordu

İşte tam bu noktada sahneye Koray Kavukçuoğlu çıkıyor. Türkiye’de adı son birkaç gündür konuşuluyor ama aslında DeepMind’ın tarihini bilenler için hiç yabancı bir isim değil. Zaten belgeselde de izliyorsunuz kendisini. ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği mezunu. Ardından New York Üniversitesi’nde makine öğrenmesi üzerine yüksek lisans ve doktora yapıyor. 2012 yılında DeepMind’a katılıyor. Google’ın 2014’te yaptığı satın almadan bile önce. Bugün geriye dönüp baktığımızda laboratuvarın en kritik projelerinin hemen hepsinde onun imzası var. Derin öğrenme ekibini kuruyor. DQN ile takviyeli öğrenmenin önünü açan ekipte yer alıyor. WaveNet’in geliştirilmesine liderlik ediyor. AlphaGo döneminde araştırmaların merkezinde bulunuyor. Son yıllarda ise Gemini modellerinin geliştirilmesini yönetiyor.

Financial Times röportajı da tam bunu gösteriyordu. Gazetenin soruları Gemini üzerineydi ama cevaplar yalnızca yeni bir modeli anlatmıyordu. Kavukçuoğlu, sürekli aynı kavrama dönüyordu: AGI. Yapay genel zekâ. Google’ın nihai hedefinin bu olduğunu açıkça söylüyordu. Ama ardından çok önemli bir cümle kuruyordu: “AGI’yi nasıl inşa edeceğimize dair elimizde hazır bir reçete yok.” Bence röportajın en çarpıcı cümlesi buydu. Çünkü bugün yapay zekâ dünyasında en çok duyduğumuz şey kesinlik. Herkes geleceği biliyormuş gibi konuşuyor. Kavukçuoğlu ise tam tersini söylüyor: “Henüz bilmiyoruz. Araştırıyoruz. Kullanıcılardan öğreniyoruz. Ürünlerden gelen geri bildirimler bizi yönlendiriyor.” Bilimde olması gereken tevazu tam da bu olsa gerek.

Biri vizyonu diğeri uygulamayı temsil edecek

Röportajda dikkatimi çeken ikinci nokta ise Google’ın rekabet anlayışıydı. Kavukçuoğlu, “Biz yalnızca model yayımlamıyoruz, onu milyarlarca insanın kullandığı ürünlerle birlikte sunuyoruz” diyordu. Google’ın avantajını da veri merkezlerinden TPU çiplerine, araştırma laboratuvarlarından Android’e ve Arama’ya kadar uzanan “tam yapay zekâ yığını” olarak tarif ediyordu. Belki de bugün yaşanan değişimin özeti tam burada saklı. Demis Hassabis artık geleceğin bilimini düşünecek. Koray Kavukçuoğlu ise o bilimi milyarlarca insanın kullandığı ürünlere dönüştürecek.

Biri vizyonu temsil edecek. Diğeri uygulamayı. Bu denklemde Türkiye’den yetişmiş bir mühendisin, dünyanın en önemli yapay zekâ laboratuvarının başına geçmiş olması yalnızca bireysel bir başarı hikâyesi değil. Bu, yıllardır laboratuvarlarda sessizce çalışan bilim insanlarının da günü geldiğinde dünyanın teknoloji gündemini belirleyebileceğinin en güçlü örneklerinden biri.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.