Eğitim, trafik, sınavlar ve gelecek güvencesi
Eğitimin yüzlerce farklı amacı var. Onlardan birisi de yaşam kalitesini yükseltmek ve eğitim alanı mutlu etmektir. Peki bu önemli görevini ne kadar yerine getiriyor? Kafasını sınav bataklığından ne zaman çıkartacak? Çok daha önemlisi asli görevlerini ne zaman hatırlayacak?
Örneğin iyi insan, iyi yurttaş, öğrenim gördüğü alanlarda yetkin ve mutlu bireyler yetiştirebiliyor muyuz? Örneğin istisnasız tüm öğrencilere ilgi, yetenek, beceri ve hayalleri doğrultusunda kendilerini keşfetme ve geliştirmelerine olanak sağlayabiliyor muyuz?
Örneğin günümüzün en değerli farkındalıklarından birisi hâline gelen yaratıcılığı ve yeni fikirleri destekliyor muyuz yoksa 4, 5 seçenekli testlerle çocuklarımızı köreltiyor muyuz?
Örneğin hemen her alanda donanımlı nesiller yetiştirmek için sanattan spora, fen ve matematikten sosyal bilimlere, doğayı korumaktan örf ve ananelere, evrensel değerlerden milli ve manevi değerlere, sevgi ve saygıdan paylaşmaya, anayasal hak ve sorumluluklardan toplumsal yaşam kurallarına uyuma kadar hemen her alanda yeterince bilinçlendiriliyor ve bunu bir yaşam biçimi hâline getiriyor muyuz?..
Eğitimi bir yaşam sanatı hâline dönüştürmediğimiz sürece başarılı olduğumuzu söylemek mümkün değil. Gelin eğitime bugün farklı bir pencereden bakalım ve trafik üzerinden değerlendirelim. Trafik deyip geçmeyin, yediden yetmişe hayatımızın akışını, moral değerlerimizi, kesemizi ve en önemlisi de medeniyet standartımızı etkileyen en önemli başlıklardan birisi. Şimdi hep birlikte sesli düşünelim:
■ Trafik kurallarına yeterince uyuyor muyuz?
■ Trafiğin bir sahibi ve kafa yoranı var mı?
■ Bilinçlendirme, denetim, altyapı yeterli mi?
■ Trafiği rahatlatmaya mı daha çok kafa yoruluyor yoksa cezalandırmaya mı?
■ Çakarlı araç saltanatı sona erdi mi?
■ Çevre yolları ve otobanlara giriş çıkışlar ve birkaç yüz metrede bir konulan trafik ışıkları trafiği daha da rahatlatıyor mu yoksa kilitliyor mu?
■ Emniyet şeritleri her yerde var mı, yeterli mi, son cezalar caydırıcı oldu mu?
■ Bazen her 50 km’de bir yapılan göstermelik denetimler trafikte kilitlenme yaşamanın ötesinde bir işe yarıyor mu?
■ Özellikle tatil yerlerinde inşaat yasağı olmasına rağmen onca ağır tonajlı kamyon, beton mikseri, tır ve devasa çelik kasalı araçlar günün her saatinde nasıl trafiğe çıkıyor? Eskiden olduğu gibi ölü saatlerde trafiğe çıksalar daha iyi olmaz mı?
■ Dünyanın en büyük araba üreticisi ülkeler ile bizdeki resmi araç ve şirket araç sayıları hiç kıyaslandı mı?
■ Toplu taşıma daha konforlu bir hale getirilerek merkezlere yığılma önlenemez mi?
■ Karayolları ile yerel yönetimler ne kadar uyum içerisinde?
■ Her kademedeki okullarda haftada kaç saat trafiğe ve yaşama yönelik dersler veriliyor?
■ Ülke genelinde trafikte bir ortak akıl söz konusu mu? Bir yerdeki çok yararlı uygulamalar ülke geneline yansıtılıyor mu, trafik ışıkları dışında standart uygulamalar var mı?
■ Yapılaşma nedeniyle şehir içi yol haline gelen çevre yolları yerine hem şehir içi hem de iller arası trafiği daha akar hale getirecek alternatif projeler var mı?
■ Yan yollara giriş yapan birkaç araca yol vermek için yüzlerce araca eziyet çektirmek ne kadar doğru?..
Trafiğe yönelik daha yüzlerce soru ve sorun sıralanabilir ama muhatabı kim belli değil. Keşke bu konuda da rol modeller olsa ve günün her saatinde bilinçlendirmeye yönelik tanıtımlar olsa. Hem de her yerde. RTÜK keşke biraz da bu konulara kafa yorsa!..
Eğitim = Sınav değildir!
Eğitimi sınavlara indirgediğimiz anda hataların en büyüğünü yaparız. Sınav sektörüne son 50 yılda ayırdığımız kaynakları eğitimi iyileştirmek ve istihdam için harcasaydık emin olun bugün çok daha farklı noktada olurduk. Peki ya şimdi?..
En iyi üniversitelerden ve en popüler bölümlerden mezun olanlar bile gelecek konusunda endişeliyse erken yönlendirme, istihdama yönelik eğitim, insan gücü politikası konusunda artık ezber bozmalıyız. Milyonlarca gencimiz işsiz gezerken pek çok sektör yabancı çalışanlara teslim edilmiş durumda. İstediğimiz bu muydu?
Sınav ve diploma odaklı eğitimin artıları, eksileri bilimsel bir çerçevede, objektif bir şekilde ele alınmalı ve yeni bir yol haritası çizilmeli. Okumaya yönelik eziyet, hüzün ve boşa harcanan yıllar algısı kökten değiştirilmelidir.
Özetin özeti: Eğitim sadece sınavlardan ibaret değildir. O yaşamın ta kendisidir ve öyle olmalıdır!..
Sende Yorum yap