s

İyi saat kitabı üzerine


Audemars Piguet’nin “The Watch - Stories and Savoir Faire” kitabı

Geçen gün tesadüfen, kuşe kâğıda basılmış, büyük boy ve birkaç kilo ağırlığında bir saat kataloğu gördüm. İngilizce olan bu kitap fiziksel olarak öyle iddialıydı ki, elde tutmak bile güç istiyordu. Hemen merakla sayfalarını çevirdim ve bu ağırlığın karşılığını aramaya başladım.

Pahalı kâğıt, büyük format ve ağırlık, bir esere biçilen değeri görünür kılmanın yollarıdır. Yine de görünürlük yeterli mi? İhtişamın sözde kalmayıp bir karşılığının olması gerekmez miydi? Ne yazık ki künyede, hatta kitabın adında bile ifade/yazım hataları vardı, metinlere bakmaya cesaret edemedim.

Kitap bir biriktirici tarafından oluşturulduğu belli olan saat koleksiyonunu doğrudan “muhteşem” (veya “görkemli”) sıfatıyla tanımlıyor. Oysa övgü sözcükleri iyi hazırlanmış koleksiyon kitaplarında bol keseden dağıtılamaz. “Muhteşem” gibi bir sözcük kullanıldığında, o sıfat artık bir pazarlama sözcüğü olmaktan çıkar ve bir iddiaya dönüşür. İyi bir koleksiyon kitabı, değerini sıfatlarla ilan etmek yerine, envanterinin titizliğiyle, metnin doğruluğuyla, baskının ve görsellerin yüksek kalitesiyle okura göstermelidir.

İsimlendirmenin üç yolu

Koleksiyon kitaplarında isimlendirmenin de yolları vardır. Bir yanda tamamen tarafsız, kurumsal yaklaşım durur: Ilbert Koleksiyonu, British Museum’da soyadıyla anılır. Nasser D. Khalili’nin İslam sanatı koleksiyonu, 47 ciltlik akademik bir dizi olarak planlanmış, 37 cildi yayımlanmış ve başlıklarda herhangi bir övgü sıfatına yer verilmemiştir. Sakıp Sabancı’nın hat ve kitap sanatları koleksiyonu ise Türkiye’nin en zengin özel koleksiyonlarından biri olmasına rağmen, adını yalnızca içeriğinden alır: Sakıp Sabancı Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu.

Başlıklarda bazen övgü sıfatı kullanılır ama incelikle: New York Saatçilik Cemiyeti’nin (HSNY) bastığı “Pocket Genius: The Watch Collection of Alex Ku” isimli bir cep saati kataloğunda geçen “deha” (genius) sıfatı, koleksiyoncuyu değil saatleri üreten geçmişin büyük ustalarını tarif eder. Üçüncü bir yol da öğrenme diliyle kurulur: Mitch Katz’ın “Time on My Hands: A Collector’s Journey in the World of Watches” başlıklı koleksiyoner anı kitabı doğrudan “muhteşem koleksiyonum” demek yerine alt başlıkta “bir koleksiyoncunun saat dünyasındaki yolculuğu” diyor.

Bir ihtimam örneği

İyi bir saat kitabının nasıl olması gerektiğini görmek için Audemars Piguet’nin “The Watch - Stories and Savoir Faire” kitabına bakmak yeterli. Bu eser Audemars Piguet’nin 150. yılı vesilesiyle Flammarion tarafından 2025’te yayımlandı. Yaklaşık 600 sayfalık kitap, saatin anatomisini kadrandan kasaya, bilezikten mekanizmaya ve komplikasyonlara uzanan bir yapı içinde ele alıyor.

Audemars Piguet Miras ve Müze bölümünün hazırladığı kitap, teknik bilgiler, tarihsel bağlam, röportajlar, fotoğraflar, illüstrasyonlar ve arşiv belgeleri içeriyor. İllüstrasyonlar da öyle güzel ki aklıma ünlü çizer Moebius geldi. Her bölüm Arthur Junier’in fantastik çizimleriyle başlıyor. Yaklaşık bir düzine yazarın ve kırktan fazla farklı alandan uzmanın katkısıyla hazırlanan “The Watch - Stories and Savoir Faire” kitabında zanaatkârların, teknisyenlerin, tasarımcıların ve mühendislerin sesleri duyuluyor. Dolayısıyla kâğıdın ve formatın oluşturduğu ağırlık, içerikte tam karşılığını buluyor.

İki kitabın da fiziksel iddiası arasında büyük bir fark yok. Fark, o ağırlığın içeride nasıl karşılandığında ortaya çıkıyor. Yazıda sözünü ettiğim ilk kitapta kâğıt, format ve hacim, son kitapta ise bunları taşıyan bir araştırma ve editoryal emek öne çıkıyor. Değerli olan bence ikincisi.

Categories: İyi saat kitabı üzerine

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.