s

Gerçek “REİS” olabilecek mi?

Kimin aklına gelirdi lig başlarken şampiyonluk adayları arasında gösterilen Trabzonspor’un böyle bir kriz yaşayacağı?

Amedspor yenilgisinden sonra Fatih Tekke’nin istifası, yerine nöbetçi teknik direktör olarak getirilen Hüseyin Çimşir’in iki haftalık macerası ve Galatasaray maçında takımın başında Thomas Reis’in çıkması nasıl öngörülebilirdi ki?

Olmaz denenlerin tümü kısacık zaman dilimine sığdı.

Son operasyon Trabzonspor camiasının enerjisini yeniden yükseltecek mi göreceğiz.

Alman teknik direktörün prensiplerinin Trabzonspor’un mevcut kadrosuyla örtüşüp örtüşmeyeceğini de hâkeza.

Ne istiyor Reis? Yoğun pres, agresif savunma, temaslı oyun. Birinci ve ikinci bölge arasında boş alan bırakmamak. Hızlı hücumlarda topu rakip kaleye taşımak. En önemlisi fiziksel güç.

İyi de, onun oyun felsefesine ayak uyduracak kaç oyuncu var bordo-mavili ekipte?

Bakın; geçen yıl olsa maçlar başlamadan herkesi hizaya çeker, işine gelmeyeni yollardı.

Ya bugün? Transfere 66 milyon euro harcanmış ve adeta dokunulmazlığı olan elit bir oyuncu grubu oluşmuş.

Fatih Tekke’nin sonunu da bu misyon hazırlamıştı maalesef.

Reis’in “Alman disiplini” sorunların üstesinden gelecek mi merak ediyorum.

Ancak imza töreninde Mohammed Salah ile ilgili “Onun seviyesindeki oyuncuyla çalışmak, belki de bir hocanın başına gelebilecek en güzel şeylerden biridir” ifadelerinin Mısırlı yıldızı onore etmenin ötesinde, takımın gerçek patronunun kim olduğunu da tartışmaya açmıştır.

YARI YOLDA BIRAKMAK!

Hassasiyet gösterdiğim asıl konu farklı.

Thomas Reis düne kadar Bulgaristan 1. ligi takımlarından Ludogorets Razgard’ı çalıştırıyordu.

Razgard, 9. hafta sonunda Levski Sofya ve CSKA Sofya gibi ülke futbolunun güçlü ekiplerinin ardından üçüncü idi.

Başarılıydı ve şampiyonluk iddiası vardı.

Peki, niçin Trabzonspor’un teklifini kabul edip ona umut bağlayan kulübü ve taraftarını yüzüstü bıraktı Herr Thomas? Gerekçesi sözü edilen para ise güler geçerim.

Sadece onu eleştirmeyeceğim elbette; Başkan Ertuğrul Doğan’ın girişimini de etik bulmuyorum.

Aynı olay Trabzonspor’un başına gelse, tepkisi ne olurdu acaba?

Her şey kasanızda duran ve harcayacağınız paranın limitinden ibaret değil.

Birileri gibi umut tacirliği yapmayacağım.

35 günde yaşananlara bakın. Fatih Tekke, Hüseyin Çimşir ve şimdi Thomas Reis.

Kan uyuşmazlığı sürerse daha ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

Bugün Reis’in Galatasaray maçında kulübede olması cesaret işi.

Umarım işler Ertuğrul Doğan’ı ve Alman çalıştırıcıyı mahçup edecek noktaya gelmez.

Olası Galatasaray galibiyeti ise yukarıdaki fikirlerimi ve öngörülerimi değiştirmez.

Hocam değil “ÖĞRETMENİM”

Tiyatro ve sinema tarihimizin sevilen sanatçılarından Perran Kutman’ı saygıyla anıyorum.

“Hayat Bilgisi” isimli televizyon dizindeki Afet öğretmen rolündeki repliğini unutamam; kendisine “hoca” diyen öğrencilerine “Öğretmen okulda, hoca camidedir” öğretisinde bulunmuştu.

Konumuz futbol ya. Yakın geçmişte televizyon ekranlarını parselleyen iki eski hakem vardı. Onlara “aman hocam”, “yaman hocam” diye biat edilir, söyledikleri kanun yerine geçerdi.

Günümüzde hakemliği bıraktıktan sonra sürekli gelişen, öğrenen, değişen kuralları yakından takip eden, hatta mevcut MHK başkanına sosyal medyada yön veren, takdirde izlediğim bir kadro var.

Onlar futboldaki “hocam” kavramını öğretici düzeyine taşıyor artık.

Eksiği, egosu ve geçmişe dönük hesaplaşması yok mu bu arkadaşların?

Var ama defolarından hızla uzaklaşıp “hoca” değil, “öğretmen” statüsüne geçerek toplumun aydınlanmasına katkı vereceklerdir diye umuyorum.

Size güvenenlenleri reyting uğruna hayal kırıklığına uğratmayın lütfen!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.