Yapay zekâyı kullanırken direksiyon çocukta olmalı
Hayatımızın her alanında artık bir yapay zekâ gerçeği var. Çocuklarımız da erken yaşlarında bu gelişmeyle karşı karşıya kalıyor. Peki, çocuklarımız yapay zekâyı nasıl kullanmalı? Onları bu konuda nasıl bilinçlendirmeliyiz? Eğitimci Oya Geron, kendi deneyimlerinden hareketle bize rehberlik ediyor.

Yeni yıl yapay zekânın hayatımızdaki varlığını daha çok hissettiğimiz bir yıl olacak. Sağlık, endüstri, eğitim gibi pek çok alanda hızla ilerleyen yapay zekâ ürünleri, çocuklarımızın hayatında da önemli bir yer ediniyor. Yapay zekâ etik mi adil mi doğru mu tartışmaları devam ederken, yeni nesil becerilerin doğru şekilde kullanılması şart. Peki, nasıl yapacağız? Yapay Zekâ Dönüşümü ve Etiği Danışmanı, eğitimci Oya Geron ile yapay zekânın çocuklar için bir tehlike mi yoksa fırsat mı olduğunu konuştuk.
Yapay zekânın eğitim ve sosyal hayata getireceği artıları ve eksileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Melvin Kranzberg’in çok sevdiğim bir sözü var: “Teknoloji ne iyidir ne kötüdür ama tarafsız da değildir.” Yapay zekâyı da tam olarak bu yerden okumak gerekiyor. Ne başlı başına bir tehdit ne de sihirli bir çözüm. Etkisi, onu çocukların hayatına nasıl ve hangi niyetle entegre ettiğimize bağlı. Eğitimde yapay zekânın en güçlü katkılarından biri, öğrenmenin gerçekten kişiselleşebilmesi. Çünkü herkes aynı şekilde öğrenmiyor. Kimimiz dinleyerek kimimiz okuyarak kimimiz anlatarak anlıyor. Ben kendi adıma, analojiler ve benzetmeler üzerinden öğrenebilen biriyim. Üretken yapay zekâyı kullanmaya başladığımdan beri, özellikle zorlandığım teknik konuları, bana gündelik hayattan örneklerle anlatmasını isteyerek çok daha hızlı kavrayabiliyorum. Risk tarafında ise yapay zekânın gerçekten ‘zekâ’ zannedilmesi, konuştuğu için insan gibi algılanması; yani antropomorfizm, çoğu zaman fazlasıyla onaylayıcı bir dil kullanması, onu kolayca bir otorite ya da her şeyi bilen bir bilgi havuzu gibi görmemize yol açabiliyor. Bunların hepsi, fark edilmeden düşünmenin ve yön duygusunun yavaş yavaş bu sistemlere devredilmesine, yani bir tür kontrol kaybına neden olabiliyor.
Yapay zekânın bilinçli bir mesafeyle kullanımı için çocukları nasıl destekleyebiliriz?
Her şeyde olduğu gibi bunda da yasaklamanın sağlıklı olmayacağı kanaatindeyim. Çocukların yapay zekâyı, düşünmeyi devrettikleri bir otorite gibi değil, fikir alışverişi yapabilecekleri bir araç olarak görmelerini sağlamayı önemsiyorum. Biz bunu evde kızımla somut şeylerle destekliyoruz. Öncelikle yapay zekânın yanılabileceğini birlikte deneyimliyoruz. Bilerek sorular soruyoruz, yanlış cevaplar verdiğini görüyoruz, bazen birlikte gülüyoruz. Böylece konuşuyor olmasının ya da kendinden emin cevaplar vermesinin, doğru olduğu anlamına gelmediğini içselleştiriyor. Bu sayede mesafeli ve bilinçli kullanmayı, sorgulamayı öğretiyorum.
Yapay zekâyı işlerimde olduğu gibi kızımla ilgili durumlarda problem çözme aracı/partneri gibi kullanıyoruz. Örneğin, doğrudan cevap almak için değil de soru sorması için kullanıyoruz. Chatgpt, Gemini gibi dil modellerine anlamadığı bir konuda örnek sorular üretmesini istiyor, anlayana kadar sormaya devam ediyor. Bazen anlatmak istediği şeyi tam anlatamıyor, ifade demiyor, zorlanıyor. Böyle anlarda yapay zekâdan anlatmak istediği şeyi görselleştirmesini istiyor ve bana gösteriyor. Bu, kendini ifade etmesini de güçlendiriyor, yaşadığı soruna yaratıcı bir çözüm bulabiliyor.
Bir de üretim tarafı var. “Vibe Coding” bu noktada çok destekleyici. Kodlama bilmeden konuşarak, oyun, uygulama yapabilmemizi sağlıyorlar. Mesela bir ara pandaları çok seviyordu. Matematikle de birleştirmek istedi ve yapay zekâyı kullanarak, içinde panda olan küçük bir oyun tasarladı. (Gemini, Claude gibi modellerle kolayca yapılabilir). Oyunu yaptıktan sonra, fark etmeden yarım saat boyunca matematik soruları çözdü. Benim için bu, yapay zekânın doğru kullanımı. Bilgiyi vermesi değil; çocuğun merakını, yaratıcılığını ve motivasyonunu beslemesi.
Yani desteklemek dediğimiz şey aslında çok basit: Direksiyonun çocukta kaldığı, yapay zekânın düşünmenin yerine geçmediği ama düşünmeyi genişlettiği bir ilişki kurmak.
“Bu gerçek mi, AI mı?” refleksi kazanmalı
Yapay zekânın getireceği olumsuzluklara karşı çocukları nasıl bilinçlendirmeliyiz?
“Tehlikeli, uzak dur” demek yerine, ne zaman ve neden riskli hâle geldiğini öğretmenin çok daha etkili olduğuna inanıyorum. Bugün internet ve sosyal medya, yapay zekâ ile üretilmiş ve gerçeğinden ayırt edilmesi çok zor olan görsellerle ve videolarla dolu. Bu, özellikle çocuklar için çok ciddi bir risk. Çünkü “gördüm, o hâlde gerçek” refleksi artık geçerli değil. Biz bunu evde küçük bir oyuna dönüştürdük: “Bu gerçek mi, AI mı?” Böylece gördüğü her şeyi otomatik olarak kabul etmek yerine, sorgulamayı öğreniyor. Asıl kazandırmak istediğim refleks bu. Aynı şey yapay zekânın verdiği cevaplar için de geçerli. Konuşuyor olması ya da kendinden emin bir ton kullanması, doğru olduğu anlamına gelmiyor. Yapay zekânın yanlış cevap verebileceğini, bunu da büyük bir özgüvenle yapabileceğini bilmek, çocuklar için çok kritik bir farkındalık. Amaç, çocukları yapay zekâdan uzak tutmak değil. Ama onunla aralarına sağlıklı bir mesafe koyabilen, kendi yargısını kaybetmeyen bireyler olarak büyümelerini sağlamak.
Sadece cevap makinesi değil
Yetişkinler olarak hangi alanlarda çocuklara model olabiliriz?
Bence çocuklara verebileceğimiz en güçlü mesaj, yapay zekâyla kurduğumuz ilişkinin kendisi. Çocuklar, bu araçların nasıl kullanılması gerektiğini anlatılanlardan çok, bizim nasıl kullandığımıza bakarak öğreniyor. Yetişkinler olarak model olabileceğimiz en önemli şeylerden biri, yapay zekâyı tek başına bir cevap makinesi gibi değil, birlikte üretebileceğimiz bir araç olarak konumlandırmak. Yani “bunu bana söyle” diyen bir ilişki yerine, “bunu birlikte nasıl düşünebiliriz?” diye soran bir ilişki kurmak. Yapay zekâyı bir ortak gibi kullanırken bile, yönü ve kararları bizim verdiğimizi göstermek. Aynı zamanda sorumluluğun nerede olduğunu da net biçimde modellemek gerekiyor. Yapay zekâ ahlaki bir özne değil; karar veren, değer belirleyen ya da sonuçların sorumluluğunu taşıyan bir taraf yok. Bu sorumluluk, onu tasarlayanlarda, kullananlarda ve çocukların hayatına nasıl soktuğumuzda. Çocuklara bırakabileceğimiz en sağlıklı model, yapay zekâyla kurulan ilişkinin merkezinde insanın kaldığı, düşünmenin devredilmediği ve üretimin birlikte yapıldığı bir ilişki biçimi.
Categories: Yapay zekâyı kullanırken direksiyon çocukta olmalı
Sende Yorum yap