s

2026, sinek ikili çatışma ararken...

Türk Silahlı Kuvvetleri, barış ortamında da, olası savaş senaryolarına hazırlanan bir ordudur. Bu sadece askerlerin eğitimleri ve tatbikatlarıyla sınırlı bir hazırlık süreci değildir.Sorunlu coğrafya ve ülkelerdeki askeri gelişmeler, silah envanteri, doktrin değişiklikleri de yakından takip edilir.Kâğıt üzerinde çok rutin cümleler gibi duruyor, örnekle anlatayım.Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki askeri üslerindeki obüslerin bir yerleşme planı vardır.Her üs bölgesindeki obüsler diğer üsleri destekleyecek şekilde yerleştirilmiştir. Bir askeri üstteki obüs arıza yaparsa, diğer üslerdeki obüsler, ateş desteği sağlayabilirler.

Sınır hattındaki obüsler de yine aynı mantıkla, en ileri noktalara kadar ateş desteği verecek şekilde konuşlandırılmıştır.

★★★

Türk Silahlı Kuvvetleri, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki gelişmeleri ve bu üçlü arasındaki askeri işbirliğini de yakından takip ediyor, risk analizlerini güncelliyor.Konuştuğum kaynaklar çatışma olasılığının en fazla Kıbrıs’ta arttığını söylüyorlar. Hepimizin İsrail ile çatışma senaryolarını konuştuğu bir dönemde Güney Kıbrıs’ta riskin yükselmesinin çeşitli sebepleri var.Birincisi Güney Kıbrıs’ın silahlanmaya harcadığı para ve İsrail’in ileri karakolu haline gelen durumu.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Rum Kesimi’nin envanterine aldığı her bir silah sistemine karşı Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’nin olası bir çatışmada Kıbrıs’ta görev alacak birliklerini güçlendiriyor.

Onların aldığı her silah sistemine karşı, Türkiye, bir, o silah sistemini etkisiz hale getirecek silahı, iki, ateş gücünü arttıracak silahı gerekli yerlerde kullanıma alıyor.

★★★

Rum Kesimi’nin aldığı silahlar değil ama siyasi yapısı ve İsrail ile müttefik olma şımarıklığı riski arttıran en büyük unsur. Bu kısmı da örneklerle anlatmak lazım: Rum Yönetimi’nin başındaki Nikos Hristodulidis, bir siyasi hareketin temsilcisi değil, belirli bir tabanı yok. Sırtı iki noktaya dayalı. O dayanak noktalarından biri Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi. Başpiskopos Yeorgios’un Ada’daki Türkleri denize dökme açıklamaları bireysel bir tercihten kaynaklanmıyor. Rum Ortodoks Kilisesi, EOKA’nın da insan kaynağıydı, Enosis hayaliyle yaşarlar ve onlar için en iyi Türk ölü Türk’tür. Yeorgios’tan önceki Başpiskopos 2’nci Hrisostomos da Türkleri Ada’dan atmaktan bahsediyordu. Kilise ve Enosis hayali o kadar iç içe geçmiştir ki, Makarios, 1974’te Atina’daki Albaylar Cuntasıyla ters düştüğünde Sinod Meclisi tarafından Başpiskoposluk görevinden alınmıştı.Bugün Başpiskopos olan Yeorgios, Noel mesajında iki bölgeli, iki toplumlu federasyon dahil farklı çözüm modellerini ‘ulusal ötanazi’ olarak tanımladı. Siyasetin ve kara para trafiğinin bu kadar içinde olan Rum Ortodoks Kilisesi, hükümete değil kendisine bağlı milisler eliyle her an bir provokasyona girişebilir.Bu hafta Alayköy kasabasının yaklaşık 3 kilometre batısında bulunan Mammari bölgesindeki Rum çiftçilerin, araçlarıyla KKTC sınırını ihlal ederek girdikleri topraklarda izinsiz tarım faaliyeti yapma girişimi sıradan bir olay değil. Kilise, ısrarla bir çatışma ortamı yaratmaya çalışıyor.

★★★

Siyasi tabanı olmayan ve Atina’da da baş belası olarak görülen Hristodulidis, aşırı sağ gruplara da yol vermiş durumda. Kıbrıs tarihinde başına kar maskesi geçirmiş, 200 kadar motosikletlinin Güney’de yerleşik Müslümanların dükkanlarına saldırması gibi bir olay ilk kez yaşandı. Laf olsun diye 10 civarında kişi gözaltına alındı.

Türk-Yunan Medya ve Akademi Formu üyesi olarak Atina’da meslektaşlarım ve meşguliyeti diplomasi olan insanlarla çok sık buluşuyorum. Hristodulidis’e Yunanistan’dan gelen destek açıklamalarının ulusal politikanın gereği olduğunu, gerçekte Rum Liderin yetersiz ve maceraperest bulunduğuna dair çok şey duydum.

Askerî geçit töreninde Karpaz’a, Mağusa’ya sefer türküleri söyleten içi boş faşizm çok riskli zira yarın öbür gün, bir aşırı sağcı, Türk tarafına ateş açabilir, kontrol ettiği silahlarla geri dönülmez bir çatışma başlatabilir.

★★★

Mahallelerde en güçsüz olanın yanında güvenecek arkadaşları varken durduk yere kavga çıkardığı bilinir ya, Kıbrıs için de durum tam olarak bu. Destenin en değersiz kâğıdı, sinek ikilisi, olan Hristodulidis her gün gerginliği tırmandırıyor. AB Dönem Başkanlığı’nın sağladığı muhataplık egosunu fazla şişirmiş olmalı ki, Türkiye’ye karşı kullandığı dili giderek saygısız hale getiriyor.Rüyasında Türkiye ile kontrollü bir çatışma çıkarmayı ve bulacağı askeri ve diplomatik destekle Kıbrıs’ın kaderini değiştiren adam olacağını görüyordur tahminen.Böyle devam ederse Kıbrıs’ın kaderini değiştireceği kesin ama bu hayal ettiği gibi olmayacak.

★★★

Rum Kesimi, Türkiye’nin vereceği tepkileri okumakta uzun zamandır çok başarısız.

Makarios, 1963’te Ankara’yı, Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini ortadan kaldıracak Anayasa değişikliğine ikna edebileceğini zannetti, soğuk savaş döneminde, Ankara aksiyon alamaz zannetti. Yunanistan’dan ithal edilmiş faşist Grivas ve EOKA sürüsü, modern silahları olmayan Türklerin direnmeyeceklerini, Kıbrıs’tan göç edeceklerini zannetti. İş Bankası Lefkoşa Şubesi’ndeki müfettişin TMT’nin Bayraktar’ı olduğunu anlamaları çok zaman aldı. Erenköy’de, Mağusa’da, katliamlara rağmen direnildi.1974’te oldu bittiye getirdikleri darbenin ardından, diğer garantör İngiltere’nin aradan çekilmesi sonucu Türkiye askeri müdahalede bulunamaz zannettiler. Girne’de Türk askerinin önünde poz verdiği duvarda, Rumların, Ankara ile dalga geçmek için çaldıkları “Bekledim de gelmedin” şarkısının adı yazıyordu.

2026’daki gelişmeler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni bir Atilla Harekâtı’na her an hazır olmasını gerektiriyor.

★★★

Bir provokasyon ya da bir kontrollü çatışma başlatma girişimi olur da, Ankara’daki siyasi irade, gereğinin yapılmasını emrederse, bu hemen yapılabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin başka ülkelerin topraklarında gözü olmadığını defalarca söyledi.Türkiye savaş ya da çatışma arayan taraf değil ama haklarına tecavüz edilmeye kalkılırsa gereğini yapacak ülke. Atina, Tel Aviv ve Rum Kesimi, yavuz hırsız örneğindeki gibi dünyaya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Osmanlı İmparatorluğu’nu diriltme derdinde olduğu propagandasını yapıyorlar. Türkiye’nin öyle bir derdi olmadığını biliyor ama buradan yürüyorlar.Sinek ikili Rum Lider, bu oyuna kendini fazla kaptırdı ve ipi durmadan geriyor, askerlerinin maddi sıkıntılar nedeniyle kışla dışına çıkamadığı haberleri yayınlanırken o kışlalarda Mağusa’ya yürüyüş türküleri söylüyor. Hristodulidis için Mağusa’ya yürümek bir seçenekse, Türkiye için de Hristodulidis’i geriye doğru koşturmak bir seçenek.Barış, oturduğu koltuğu hazmetmiş, popülizm adına halkını maceraya sürükleyecek adımlar atmayan liderlerle yapılır.Hristodulidis o lider değil, hazırlıkların da ona göre yapılması gayet normal...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.