Batıdaki tüm topraklar ve denizler ABD’nin! 1 yılda işgalin yolu mu yapıldı? ‘Şifre 2’nin 4’ü’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – ABD’nin Venezuela’ya yaptığı operasyon ve devlet başkanı Maduro’nun kaçırılması yeni başlayan bir süreç değildi. Pek çok kişi bu operasyonun ‘uyuşturucu gemileriyle’ alevlendiğini bilse de operasyonun şifrelerine dair, 1 yıl öncesinden atılan adımlarda ipucu verilmişti. Doç. Dr. Şebnem Udum konuyla ilgili en dikkat çekici noktalardan birini, “2025’in Ocak ayında, yani bir sene önce, New York Post gazetesinin kapak sayfasında Trump’ın Amerika kıtasının bulunduğu yarımküre ile ilgili vizyonunu ‘Donroe (Donald+Monroe birleşimi) doktrini’ olarak yazmıştı (New York Post, 8 Ocak 2025)” diye anlatmıştı. Tabii ki bu değişimin bir anlamı olmalıydı. Uluslararası hukukta meşru olmayan bir şeyi sadece kendi imzanızın bulunduğu kâğıtta değiştirerek meşrulaştıramazdınız. Öyle ki ABD’nin 1 yıl önceden attığı bu adım da şifreyi değiştirmemişti. Venezuela’nın ABD’den korunmasının anahtarı 2’nin 4’ündeydi. İşte tam da burada başlayan ‘yeni sömürgeciliği’ Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

MONROE DOKTRİNİ NEYDİ, NE OLDU?
Ülkeler sınırlarını korumak için fiziksel önlemlerin yanında uluslararası hukuk tarafından tanınan imzalar atar. Kâğıt üzerinde de güvenliğin sağlanmış olması her ülkenin her şeyi yapamayacağı anlamına gelir. Monroe Doktrini’nin de benzer bir imza olduğu bilinse de bugünlerde bu amaçtan uzak eylemleriyle ABD’nin tavrı hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor. Peki ama nasıl? Başlarda Monroe’nin aslında ne olduğunu “ABD’de başkanların dış politika için oluşturdukları doktrinler bulunur ve isimleri ile anılır. 1823’te Başkan James Monroe’nun açıkladığı doktrin, Avrupa sömürgeciliğinin Batı yarımküreye etki etmemesi için ortaya çıkmıştır. O dönemde Latin Amerika’daki sömürgeler ya bağımsızlıklarını yeni elde etmiş ya da etmek üzerelerdi. Bu nedenle, Avrupa kıtasından Amerika’ya gelebilecek siyasi müdahaleler ABD’nin güvenliğine bir tehdit olarak algılanmıştır. Monroe doktrini de Amerika kıtasına herhangi bir askeri ya da siyasi müdahaleyi düşmanca bir hareket olarak alınacağını belirtir. İçinde bulunulan zaman ve tehdit değerlendirmesi açısından komşularına yapılacak dış müdahalenin kendi güvenliğine zarar vereceği düşüncesi/algısı meşru olabilir.” diye açıklayan Doç. Dr. Şebnem Udum, 2025 değişen denge ve ‘kurallara’ dikkat çekti.

ABD’NİN ARALADIĞI KAPILARIN ARKASINDAKİ BÜYÜK GÜÇ: ÇİN!
Büyük güçlerin askeri ve siyasi hamleleri kendisinden daha küçük güçleri ele geçirmek içinmiş gibi görünse de çoğu zaman, henüz gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeleri destekleyen büyük rakiplerine karşıdır. ABD’nin de bugün attığı tüm adımlar, Venezuela’nın ‘suç’ içinde olan başkanı için değildi. Çünkü ABD’ye karşı yönetimi olan Venezuela, Çin’le güçlü bir petrol alışverişi içindeydi. ABD en çok çekişme içinde olduğu Çin’in enerji aldığı ve kaynaklarını kullandığı bir ülkeyi hemen güneyinde niçin barındırmak istesin ki? Bu nedenle uluslararası hukuka aykırı bile olsa Çin’in gücünü baltalamak isteyen ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılmasıyla gündeme gelmişti. Ancak bu durum Doç. Dr. Şebnem Udum’un “ABD’nin Venezuela’ya saldırısı Monroe Doktrini’nin çalıştırıldığını düşündürtmüş, saldırı sonrası basın açıklaması yapan ABD Başkanı Trump, yeterince üzerinde durulmayan ama ABD dış politikasında geçmişte uygulanan ‘Monroe Doktrini’nin altını çizmişti. Bu doktrin ve operasyonun yapılış biçimi, ABD’nin dünya siyasetinde kendini nerede konumlandırdığını ve sınırlarını nasıl çizdiğini göstermesi açısından önemlidir. Zira, bu doktrinin oluşturulması ve uygulanması, uluslararası hukuk kuralları ve normlarının ABD açısından durduğu yeri işaret ediyor” diye anlattığı Monroe’ye de aykırıydı. Hem kâğıt üzerinde hem sahada, ABD gerçek bir suç işliyor olabilir miydi?

Doç. Dr. Şebnem Udum ABD’nin hamlesinde perde arkasında bulunan Çin detayını ve bu saatten sonra zemin hazırlanan başka ‘suçları’ “Temel prensipleri 1648’den itibaren benimsenmiş olan uluslararası düzen için daha da tehlikeli olan, ABD, Rusya ve Çin’in dünyada kendilerine nüfuz alanları belirlemesidir. Rusya’nın benzer saiklerle Ukrayna’yı işgali, Venezuela’da egemen bir devletin başkanının yabancı bir ülkenin düzenlediği askeri bir operasyonla ülkeden çıkarılması, Çin’in de Tayvan konusunda benzer bir adım atma olasılığını tartışmaya açtı” diye açıkladı. ABD’nin uluslararası hukuka aykırı adımları, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. Maddesinin 4. Paragrafı’na da aykırıydı. Peki ama nasıl? Doç. Dr. Şebnem Udum bunu da açıklayarak sözlerini noktaladı.
Categories: Batıdaki tüm topraklar ve denizler ABD’nin! 1 yılda işgalin yolu mu yapıldı? ‘Şifre 2’nin 4’ü’
Sende Yorum yap