Beyninde tümör vardı, Güney Afrikaya gitti! Vücudum alarm verdi, gerekeni yaparak iyileştim

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Demet Selvi, 1991’de İzmir’de dünyaya geldi. Annesi ev hanımı, babası ise ticaretle uğraşıyor. 22 yaşında bir erkek kardeşi olan Demet’in bir kardeşi ise henüz 5 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu travmatik can kaybı ailenin tüm hayatını bir anda değiştirdi... Demet, her zaman deli dolu, özgür ruhlu, insanları güldürmekten ve şakalar yapmaktan keyif alan bir kız çocuğuydu. Öyle ki kendine has çok içten bir gülüşü vardı. Küçükken insanlar yanına çağırır, “Bir kez gül ya” derdi, o da kıkır kıkır gülerdi. Kardeşinin kaybında ailesi acısını yaşarken Demet, "Ailem çok üzülüyor, bir de ben yük olmayım"diyerek hayatına hiçbir şey yokmuşçasına o pozitif kız olarak devam etmeye çalıştı. Yani duygularını tam ve yerinde yaşayamadı. Bu durum, bedelini sonrasında ağır bir şekilde ödemesine neden olacaktı.

SAÇLARI DÖKÜLÜYOR, GÖĞSÜNDEN SÜT GELİYORDU
İşin mutfağında yani kamera önü, arkası, birçok alanda çalışan Demet, bir süre sonra kendi reklam ajansını kurdu. İşini çok seviyordu ancak çok yoğun bir tempoda çalışıyordu ve bu da onu çok yoruyordu. Bir süre sonra saçları avuç avuç dökülmeye başladı. Stres kaynaklı ya da mevsimsel geçiş nedeniyle olduğunu düşünüp başta bu durumu önemsemedi ancak buna göğsünden süt gelmesi gibi yeni belirtiler de eklenince hemen doktora gitti. Demet, o günleri şöyle anlatıyor: “Doktor beni birkaç MR’a soktu ve en son ilaçlı bir MR’a girdim. O gün her şey kesinleşti. Beynimde bir ‘hipofiz adenomu’ olan tümör vardı. Bunlar genelde iyi huylu oluyor. Bendeki ise agresifti, büyüktü ve göz sinirlerime baskı yapıyordu. Sonrasında fark ettim, gün içinde gözümü açamıyor, gece ışıklı bir ortama giremiyordum. Ancak ben bu durumu çoğu insan yaşıyor sanıyordum. Bu nedenle bunu bir belirti gibi görmemiştim.”
‘GÖRME KAYBI YAŞAYABİLİRSİN’ DEDİLER
Doktorlar Demet’e, tümör göz sinirlerini sıkıştırdığı için ileri seviyelerde görme kaybı yaşayabileceğini söyledi. Bu hastalık hormonlara da etki ediyor, onları da düzensizleştiriyordu. Tedavi görürken genç kıza, çocuğu olmayabileceği, tedaviyle çocuk sahibi olabileceği de söylendi. Ama bunları takılmadı zira kendini büyütmekle meşguldü. Sonrasında Demet’e akromegoli, yani el, ayak ve vücudun organlarının devleşmesi tanısı kondu. Fakat sonrasında bunun da doğru olmadığı anlaşıldı. Demet rahat bir nefes almıştı ama hastaneden kulağında çınlama sesi ve bilinç bulanıklığıyla ayrıldı. Genç kızın beyninde tümör vardı ama o bunu soğukkanlı bir şekilde karşıladı. Nedeni ise panik atak hastası olmasıydı. Demet, “Enteresan bir şekilde, panik bozukluk sahibi kişilerin beyni günlük hayatta sürekli 'tehlike var' modunda çalıştığı için, kriz anında sakin kalıp durumu soğukkanlı şekilde yönetebiliyor” diyerek panik atağının ilk defa bir işe yaradığını söyledi.

‘VÜCUDUM ALARM VERDİ, GEREKENİ YAPTIM’
Sırada hastalığının tedavisi vardı. Demet’e doktoru, “İlaç tedavisine mi başlayalım, yoksa temizlememi mi istersin?” dedi. Genç kız ilaç tedavisi olmak istiyordu. Hastaneden çıkınca hemen hayattaki en yakın arkadaşı olan babasını aradı ve hastalığını anlatıp “Anneme söylemeden aramızda halletmeliyiz” dedi. Çünkü annesi narin bir karakterdi, üzülsün istemedi ve ilaç tedavisine başladı. Demet, çok fazla kitap okuyan ve kişisel gelişime çok meraklı biriydi. Bu zamana kadar edindiği tüm birikimi burada kullanmaya karar verdi. “Kesinlikle bu hastalığı üstüme yapıştırmayacak, dillendirmeyecek, bunu gerçekliğim hâline getirmeyecektim. 'Hastayım, hastayım' dedikçe insan o psikolojiye giriyor ve bu durumu gerçekliği hâline getiriyor. Ben bunu kendime yapmayacaktım. Sadece çevremdeki yakın arkadaşlarıma ve ailemden birkaç kişiye söyledim. İlacımı kullanacak ve tevekkül edecektim. Sağlıklı yaşamıyordum ve canım vücudum bana alarm vermişti. Yani beni hâlâ çok seviyor, önemsiyor ve sorununu benimle paylaşıyordu. Ben de gerekeni yapacaktım” dedi.
‘HAYATTAN GÜZEL BİR TOKAT YEDİM’
Hayatın bir kullanma kılavuzu yoktu. Demet bunu deneme yanılma yoluyla bulacaktı. Artık uykusuna, beslenmesine ve enerjisini nasıl kullandığına dikkat edecekti. Vücudunu rahatlatacak, onu duymayı ve okumayı öğrenecekti. İşe ara ara tek başına seyahatlere çıkarak başladı. Neyi sevip neyden keyif aldığını, ne yapınca rahatladığını bulmaya çalıştı. İkili ilişkilerde ise, niyetini açıklamak zorunda kaldığı her ortamı ve insanı terk etti. Demet, “Hayattan güzel bir tokat yemiştim. Bu bayıltan değil ama kendine getiren cinsten bir tokattı. Ben de gerekeni yaptım. 2–3 yıl tedavi oldum. Hem bilimsel olarak tedavi oluyor hem de ruhsal olarak kendimi iyileştirmeye çalışıyordum” diye konuştu. Demet hastalığından sonra hayatıyla ilgili pek çok karar vermişti. Bunlardan biri de Güney Afrika'nın başkenti olan Cape Town’a taşınmaktı. Peki ama neden orayı seçmişti?

‘TÜMÖRÜM OLDUKÇA KÜÇÜLDÜ’
Cape Town’da yaklaşık bir yıl kadar harika deneyimler yaşayan Demet’in hastalığı iyiye doğru gitmeye başladı. Tümörü oldukça küçülmüş, belirtileri azalmıştı. Hem ilaç tedavisi hem kendini bulma yolculuğu ve bu zamana kadar edindiği birikim birleşince ortaya güzel bir sonuç çıkmış, her şey iyiye gitmişti. Doktorlar Demet’in tahlillerini Türkiye’den takip etti. Sonuçların iyiye gittiğini görünce herkes çok sevindi. “Ama tekrarlanmaz, büyümez diye bir şey söz konusu değil. Çünkü hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. Bir şeyin senin olması yetmiyor, ona iyi bakman gerekiyor” diyen Demet, bu mantıkla sağlığına ve kendine iyi bakmaya çalıştığını söyledi.

“DAHA AZ KAZANIYORUM AMA MUTLUYUM”
Kendini bulma yolculuğuna Cape Town’dan sonra spritüel ve iyileştirici ruhuyla bilinen Bali'de devam eden Demet, şu anda hayatına burada devam ediyor. Genç kız Bali’de, Cape Town’da iyileşen kızın çok daha iyi bir versiyonunu oluşturmaya çalışıyor. “Online olarak sosyal medya yönetimi yapıyorum, daha az kazanıyorum ama mutluyum” diyen Demet, sözlerine şöyle devam etti:
Categories: Beyninde tümör vardı, Güney Afrikaya gitti! Vücudum alarm verdi, gerekeni yaparak iyileştim
Sende Yorum yap