OSMANLI’DAN
Biz Osmanlı mahalle hayatını da ucundan kıyısından yaşamış nesiliz.
Nasıl oldu, derseniz...
Ankara’dan İstanbul’a geldiğimizde sene 1947, ben 5 yaşındayım. Kocamustafapaşa’da büyük caminin arkasındaki uzun sokakta anneannemin evine yerleşmiştik. Sokaktaki bütün evler ahşap tek veya iki katlı... Sokak Arnavut kaldırımı döşeli. Çoluk çocuk tozlu sokakta oynar, kadınlar kapı önünde yün örerek söyleşirdi. Sokağın başında kunduracı İsmail’in küçük dükkânı vardı. İsmail amca namaz vakitleri beyaz takkesini takıp camiye gider, sonra döner işine devam ederdi. Kundura tamiri için para almaz, tamir için gelene “Ne verirsen ver” der, işine bakardı. Dindar adam öyle olurdu.
Bizler yemeği evin alt katında, yer sofrasında yerdik. Çatal bıçak bilinmezdi. Ekmek elle bölünür, yemek elle yenirdi. Çorba ortaya konur herkes kaşığını daldırırdı.
Biz çocuklar Ramazan akşamları iftara yakın fırının önünde pide kuyruğuna girerdik. Sıcacık pideyi kapan eve koşardı. O sırada kandiller yanar, minareden müezzinin yanık sesi duyulurdu... İftar yemeği yemeklerin en lezzetlisiydi. Başta hurma, sonda güllaç olurdu.
Fakir ama biz çocuklar için mutlu bir hayattı.
Sene 47, demek Cumhuriyet ilanı üzerinden sadece 24 yıl geçmişti.
İstanbul’da bu hayat özellikle kentin kenar semtlerinde değişip dönüşerek devam etti...
En keskin dönüş 6 - 7 Eylül olayları sonrasında yaşandı.
Rum, Ermeni, Yahudi, Levanten ve cümle yabancılar o menhus gecenin sonrasında ülkeyi terk ederken kentin renkleri soldu, neşesi kayboldu. Osmanlı dokusu öldü.
Şehre giderek yağmacı anlayış, rant iştahı ve taşra kimliği hâkim oldu. İstanbul’un Osmanlı ruhu ve zarafeti tarihe karıştı. 12 Eylül sonrası yağma hızlandı. Bugünlere doğru uzandık.
BESTECİ
Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, cezaevinde yaptığı besteyi notaya döküp yayınladı.
Eklediği notta dedi ki: “Silivri’ye ilk girdiğim günden beri içimde dolanıp duran bir melodi var. Yapabileceğim tek şey, notaları kâğıda yazıp dışarıya, size göndermekti.”
Notaları sanatçı Dengin Ceyhan piyano ile seslendirdi. Ortaya çıkan melodiyi internette dinleyebilirsiniz.
Resul Emrah beyin mimar olduğunu biliyor ama besteci olduğunu bilmiyorduk. Aynen neden hapiste olduğunu bilmediğimiz gibi!
GÖKÇEN
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir hareketlilik vardı.
Meğer alanın hizmete açılışının 25. yılı kutlanıyormuş.
Kürsüye esmer bir adam çıktı, İngilizce bir şeyler söyledi
Meğer Malezyalıymış.
Meğer havalimanını Malezya şirketi işletiyormuş.
Adamı alkışlarken “Yine de şükür” dedik.
Eğer 1 Mart tezkeresi TBMM’de kıl payı takılmayıp da geçseydi, havaalanı Amerikan askeri üssü olacaktı.
MORGAN
Amerikalı ünlü aktör Morgan Freeman, sosyal medya hesabında ateş saçıyor:
“Donald Trump teröristtir, çocuk istismarcısıdır, ırkçıdır, aldatma sanatçısıdır, cinsiyetçidir, ödlektir, yalancıdır, sahtekârdır, suçludur… Donald Trump benim başkanım değildir. Zorba Trump, Grönland’ı işgal ederse gözaltına alınması gereken yalancı bir pislik çuvalıdır.”
Morgan Freeman ağır konuşmuş. Bu arada bu sözlere hedef olan Donald Trump’ı da tahammül ve sabrından ötürü kutlamak gerek. Kendisine çağımızın Hitler’i deniyorsa da... Biliyoruz ki Hitler bu kadar ağır sözleri kaldıramazdı.
PETROL
Trump’ın Venezuela’ya çökmesinin mantığı nedir...
Trump’ı savunan bir yorumcuyu dinliyoruz:
- Bugün Venezuela petrolünün yüzde 70’i Çin’e satılıyor. Trump Venezuela’yı Çin dostu yönetimin elinden alarak Çin’in petrol hortumunu kesmiştir.
★★★
Venezuela operasyonu hukuksuzdur tabii ama böyle bir jeopolitik mantığı da vardır.
Peki Danimarka’ya bağlı Grönland’a sarkmanın mantığı nedir?
ABD orada askeri üs kurabilirdi. Bir saldırıya uğraması halinde NATO antlaşmasına uyarak adayı savunabilirdi de...
Grönland takıntısının mantığını bulmak zordur.
Te Fe Fe
Futbolda süper kupa her yıl Lig şampiyonu ile Türkiye kupası şampiyonu arasında oynanırdı.
Geçen yıl Galatasaray hem lig hem Türkiye kupası şampiyonu olmuştu.
Kupa aslında onundu...
Ama program gereği finali yine de Türkiye kupası ikincisiyle oynayacaktı.
Ne var ki Futbol Federasyonu bu yıl formatı değiştirdi, ikincileri de finale dahil etti.
Hafta başındaki maçlarda GS Trabzon’u, FB de Samsun’u eledi.
Finali cumartesi günü GS ile FB oynayacak.
Eğer maçı FB kazanırsa...
Ne ligi, ne kupayı kazanmış bir takım süper kupayı kazanmış olacak.
Siz burada bir mantık görebiliyor musunuz?
Categories: OSMANLI’DAN
Sende Yorum yap