Kat kat lahana
Lahananın kendisi gibi kat kat lezzetli yemeklerine doyum olmaz. Avrupa ülkelerinde özellikle de Polonya, Rusya, Ukrayna gibi ülkelerde etli lahana sarması âdeta millî yemek gibidir
Lahana üzerine cilt cilt, kat kat laf edilebilir. Anadolu’nun pek çok yerinde kelem diye anılan lahana sözcüğünün kökeni Yunancadan geliyor. “Lahanos”, her türlü sebzeye verilen genel bir ad olarak geçiyor. Rumcadan alınan pek çok kelime gibi başına “i” harfi eklenerek telaffuz edilen yerler çok. Özellikle Ege Bölgesi’nde ilahna, ilahne, hatta ilana denildiği görülüyor. Kelem sözcüğü ise Farsça kökenli. Azerbaycan’da da lahanaya kelem deniyor. Bu iki kelimenin kökeni aslında Anadolu’nun tarihine de gizliden gizliye ışık tutuyor. Lahana bu toprakların kadim sebzelerinden. Antik dönemde Anadolu toprakları Batı’dan gelen Helenistik, Doğu’dan gelen Pers kültürlerinin çatışma ve çakışma noktası olmuş. Süregelen Yunan ve İran kültür etkileşimi bu sebzenin kâh lahana kâh kelem olarak anılmasına neden olmuş. Bir başka etki de Kuzey’den geliyor. En yaygın lahana yemeklerinden biri olan kapuska ise Rusçada lahana demek.

Lahana sarma çeşit çeşit
Kat kat lahana ile yapılan yemeklerin en sevilenlerinin başında dolmalar, sarmalar geliyor. Zeytinyağlı lahana dolması daha çok İstanbul mutfağına özgü. Bol soğanlı, kuş üzümü ve dolmalık çam fıstığı ile çeşnilendirilmiş, pirinç harcı tarçınlı bir dolma baharatı ile şenlendirilmiş lahana dolmasının üstüne yok. Soğuk meze olarak yeneceği zaman içine incecik yarı şeffaf lahana yaprağı altından görülecek şekilde bir adet midye yerleştirmek ise tam bir İstanbul âdeti. Benzer şekilde kestanelisini yapmak da unutulmaya yüz tutmuş bir lezzet. Kestanenin tatlımsı tadı ile zeytinyağlı dolma içinin hafif şekerli tadı lahanaya çok yakışıyor.
Etli lahana sarması ise yöreden yöreye değişiyor. Bulgurlusu var, bol salçalısı var. Sarma gibi değil de muska gibi sarılanı var. Hatta ülkeden ülkeye değişiyor demek daha doğru. Çünkü Avrupa ülkelerinde özellikle de Polonya, Rusya, Ukrayna gibi ülkelerde etli lahana sarması âdeta millî yemek gibidir. Yılbaşında özel bir yemek olarak sofraya geldiği de oluyor.

Osmanlı etkisi
Macaristan’ın sevilen yemeği “Töltött káposzta” ise bizim etli lahanaya daha çok benziyor. Macaristan’da herkes dolma, sarma gibi yemeklerin bir Osmanlı mirası olduğu konusunda hemfikir. Polonya’da da böyle bir görüş hâkim. Eski Osmanlı topraklarına gelince lahana sarma yemekleri daha tanıdık isimler alıyor. Yunanistan’da ise “Lahanodolmades” ilginç bir şekilde iki kültürün etkileşimi yansıtıyor. Biz Yunancadan lahanayı almışız, onlara da dolma sözcüğünü vermişiz.
Sucuklu lahana çevirme
Dolma sarmak herkesin harcı değil. Uğraşmaktansa benzer bir lezzeti sarma derdine girmeden de yapabilirsiniz.

Malzemesi: -Yarım orta boy lahana
- 2 orta boy soğan - 2 diş sarımsak
- Yarım kangal sucuk - 2-4 adet köz kırmızı biber - 2 çorba kaşığı tereyağı - 1 çorba kaşığı - 1’er çorba kaşığı domates ve biber salçası - 1 tatlı kaşığı kimyon - Tuz, pul biber
YAPILIŞI: Lahanayı ve köz kırmızı biberi şerit halinde doğrayın. Soğan ve sarımsağı ufak doğrayıp yağda öldürün. Sucuğu soyun, ince dilimleyin, tencereye ekleyin ve kızarıncaya kadar çevirin. Lahanayı ekleyip iyice alt üst edin. Köz kırmızı biberleri ekleyin. Tuzunu biberini ayarlayın. Çok az su ekleyip tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte yumuşayıncaya kadar pişirin. Sarımsaklı yoğurtla servis yapın.

İsveç’te köfteden sarmaya Osmanlı lezzetleri
İsveç’e gidince lahana sarma bambaşka bir anlam kazanıyor. İsveç köftesi gibi lahana sarma da Demirbaş Şarl adıyla anılan İsveç Kralı 12. Karl ve erkânının Osmanlı mutfağından İsveç’e götürdüğü lezzetlerden biri. Gerçi Şarl, hiçbir zaman İsveç’e varamadı. Ülkesine dönerken Norveç’te vurularak öldürüldü. Ancak onunla beraber Osmanlı’ya konuk olan nice İsveçli memleketlerine dönmüşler ve alışıp sevdikleri yemekleri de unutmamışlar, benzerlerini yapmaya çalışmışlar. Hikâye 12. Karl’ın Büyük İsveç ülküsüyle Rusya’ya yürümesi ile başlıyor. Rus ordusu karşısında hezimete uğrayan İsveç ordusu, Osmanlı topraklarına kaçıyor, bugünkü Romanya’da bulunan Bender’e sığınıyor. Osmanlı Sultanı III. Ahmet, sığınmacılara her türlü imkânı sunuyor, erzak veriyor, aşçı takımı bile tahsis ediyor. İşte İsveçlilerin köfteden sarmaya kadar Osmanlı lezzetlerinin tadına varması, hatta kahveyle tanışmalarının geçmişi bu sığınma öyküsüne dayanıyor. İsveç’te lahana sarmasının adı Kåldolmar. Dolma sözcüğü lahanaya eklenmiş. Demirbaş Şarl, İsveç’te göçmen karşıtı ırkçı grupların hâlâ idolü. Ölüm yıl dönümü 30 Kasım günü yaptıkları anmaları protesto eden ırkçılığa karşıt gruplar ise sokaklarda halka lahana dolması ikram ediyorlar ve bugünü Kåldolmens Dag (Lahana Dolması Günü) olarak bir barış, dayanışma ve dostluk şenliğine çeviriyorlar.
Sende Yorum yap