s

ABD baskısı

ABD Başkanı Donald Trump, İran rejimine karşı her türlü adımı atmaya hazırken bir anda frene bastı. Kamuoyuna ‘‘idam kararlarının durdurulmasından duyduğu memnuniyeti’’ aktarırken, perde arkasında müzakere yürütüldüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff doğruladı. Florida’da ‘İsrail-ABD Konseyi’ toplantısında konuşan Witkoff, İran rejime sunulan dört şartı şöyle sıraladı:

1- nükleer zenginleştirme, 2- füze envanterinin azaltılması, 3- İran’ın yaklaşık iki bin kilogramlık %3,67 ila %60 zenginleştirilmiş nükleer malzemesi, 4- vekil güçler.

Witkoff nükleer programın durması mı yoksa barışçıl düzeyde kalması mı isteniyor, buna dair detay vermedi. Füze envanterinin hangi düzeye çekilmesi gerektiğinin ayrıntısı da yok. Zenginleştirilmiş uranyum yurtdışına çıkarılacaksa hangi ülkeye teslim edilecek, belirsiz. Vekil güçler derken ne kastediliyor bu da muğlak.

İran kabul eder mi?

Rejimin ABD’ye güvenmemesi için yeterli sebebi var zira Trump İran’ı, geçen haziran ayında, iki hafta süre verdiğini açıkladıktan üç gün sonra bombalamıştı. O gün ile bugün arasındaki temel fark ise İsrail ile 12 gün savaşının yarattığı ağır tahribat. Neredeyse tüm İranlıların ortak görüşü ‘zaten kötü giden ekonominin tabutuna son çiviyi 12 gün savaşının çaktığı’ yönünde.

İran riyali 12 günlük savaştan sonra yüzde 40 değer kaybetti ve bir yıldaki kayıp yüzde 84’e çıktı. Bir dolar 1,4 milyon riyal ve gıda enflasyonu yüzde 70’lere yaklaştı. Halkı sokaklara döken de artık bıçağın kemiğe dayanması ve yıllar içinde biriken öfkeydi. Rejimin hesabını buna göre yapması beklenir; şartları kabul etmesi ihtimal dahilinde görünmüyor. Çünkü şimdiye kadar yapabilseydi, yapardı.

Ya sonra?

Masada çözüm bulunamazsa, ne olacak? Steve Witkoff şöyle diyor: ‘‘Bu dört sorunu diplomatik yollarla çözebiliriz, alternatif ise kötü bir çözüm.’’

O ‘kötü çözüm’ Dini Lider’e yönelik noktasal bir operasyon, rejimin güvenlik birimlerinin merkezlerine dönük bir harekât, nükleer ve füze tesislerine dönük saldırılar… İddialar muhtelif; ancak Trump ‘rejimi devirmenin bedelinin ağır olacağı’ analizinde net ise, uzun süreli yıpratma savaşını sürdürecek.

Dikkat çeken ayrıntı

ABD 2025’te İran dosyasında 875’ten fazla kişi, gemi ve uçuşa yaptırım uyguladı. Son olarak 15 Ocak’ta yeni yaptırım listesi açıkladı. Listede Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Larijani, Devrim Muhafızları’nın Luristan eyaleti Komutanı Nematullah Bagheri de var.

En dikkat çeken ayrıntı ise İran’ın uluslararası ticaret ödemelerini kolaylaştırmak için kurduğu ‘‘gölge bankacılık’’ ağında yer alan ‘‘emanet şirketlerin’’ çoğunun Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli olması. Empire International, HMS ve altı paravan şirketin listeye dahil edilmesinin Abu Dabi’de tedirginlik yarattığını söylemek kehanet olmaz.

Ek vergi ihtimali

BAE’nin bir diğer kâbusu Trump’ın İran ile ticaret yapan ülkelere getirmeyi düşündüğü ek yüzde 25 vergi. Henüz imzalanmış bir başkanlık kararnamesi yok ancak imza gelirse en çok etkilenecek ülkeler listesinde BAE, Çin’den sonra ikinci sırada.

Her ne kadar İran, petrolünün yüzde 80’inden fazlasını Çin’e satsa da BAE de İran’dan petrol ve petrokimya ürünleri alıyor. BM istatistik birimi COMTRADE’in 2025 verisine göre ilk 8 ayda İran’dan BAE’ye petrol dışı ihracat ise 5,2 milyar dolardı. BAE’den İran’a ithalat ise 12,1 milyar dolar.

BAE ve ABD’nin 2024’teki ticaret hacminin 47,9 milyar dolar olduğu düşünülürse, Trump’ın yüzde 25 ek vergi ihtimali Abu Dabi yönetiminin uykularını kaçırıyordur. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yıllık basın toplantısında ‘‘onların bizden daha çok ticareti var’’ sözlerinin arkasındaki tablo bu. Bu yüzden Fidan’ın, Trump’ın tarife haberini Abu Dabi ziyareti sırasında aldıklarını söyledikten sonra meselenin gündemlerine girdiğini anlatması şaşırtıcı değil. Çünkü Türkiye de İran ile ticaret listesinde BAE’den sonra üçüncü sırada geliyor.

Categories: ABD baskısı

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.