s

İletişememe çağında ilişki

‘İletişim çağı’ tanımının tersinin hakkını veren bir isim var mı emin değilim. Elinde yekdiğerine ulaşabilmek için her türlü ‘teknolojik’ olanağın var ama sen hiçbirini tercih etmiyorsun, ne diyelim buna? En az izlerken bizi delirten kötü dizilerdeki kadar kopuk, iletişim ağımız. Hani bütün düğüm insanların birbirine gerçeği söylememesinden ibarettir, biri bir cümle kursa her şey açığa çıkacaktır ama kurmaz o cümleyi bir ömür ki bu saçma dizi sürsün.

Çağımızda aşk / flört ilişkilerinin durumu bu. Biriyle tanışmak için sayısız yol var, onu anlamak içinse sıfır çaba. Bunun için birtakım isimler icat edildi, ‘ilişki durumu karışık’ ile başladı her şey, ‘isim koymayalım’lar girdi araya. Hani çıkma teklifi geri gelse de neyiz ne değiliz anlasak dedik. Ama şu an artık onun da bir hükmü yok çünkü ‘ghosting’imiz var. Onun gerçekten hiçbir kuralı, ahlakı yok. Birine ‘yükseliyorsun’ (gene bir zamane tabiri, âşık olacak değilsin ya), cebindeki bütün aşk sözcüklerini, gelecek vaatlerini, tatil planlarını bir çırpıda harcıyorsun (buna da love bombing diyoruz, aşk bombardımanı) ve kayboluyorsun. Geldiğin kadar hızlı. Elbette bir açıklama falan yapmadan. Karşı tarafa kocaman bir soru işareti bırakarak.

Biz ilişkileri bu sırayla yaşayıp tüketmeye başladığımız için bu kalıpların ele alındığı filmler, diziler de baş gösterdi elbette. Ama onlarda çoğunlukla bir neden – sonuç ilişkisine inanılıyor. O kaybolan arkadaşın yaraları var, efendim bağlanma korkusu var, terk edilme travması var ve iyileşebilir bir noktada. Ghosting kurbanlarına verilen boş bir ümit, onlara yüklenen yersiz bir görev bilinci, bana sorarsanız. Sevginizle, sabrınızla, anlayışınızla o ‘yaralı’ kalbi iyi edemezsiniz genelde, hatta büyük ihtimalle o yaralar da o kadar derin değildir. Ayrılırken bir sebep söyleyemeyecek kadar. O sebep hiç sandığınız gibi olmayabilir ayrıca.

Bu konulara çok tanık olmuş ve kafa da yormuş biri olarak İbrahim Selim’in YouTube kanalında tiryakisi olduğum bir program var: “Foto’n Gitti”, adı. Ne demek diye Milliyet Sanat’ın Ocak sayısında kendisiyle yaptığımız röportajda sordum; “Hiç whatsapp’tan bloklandın mı?” diye sordu, “bloklandığın zaman karşı tarafın fotoğrafı kayboluyor”. Şahane, yani sen de ilişkinin bittiğini mesela bu şekilde öğreniyorsun. “Foto’n Gitti”de gerçek ghosting hikâyeleri yer alıyor. Karşıdakinin neden yok olduğunu anlayamayan birey bir ses kaydı bırakarak başına gelenleri anlatıyor. Biz İbrahim Selim ve stüdyodaki editör arkadaşlarıyla beraber onu dinliyoruz, arada yorumlar yapıyorlar, tahminler yürütüyorlar. Ve sonra konunun muhatabını arayıp gerçekte ne olduğunu soruyorlar. Genellikle de ortaya hiç tahmin edilmeyen bir sebep çıkıyor. Son derece ciddiye aldığı ilişkisinden annesi Instagram fotoğrafına bakıp “Oğlum bu kız bize uymaz” dediği için vazgeçen ve kadına hiçbir açıklama yapmayan doktor gördük mesela. Gel de dizilerin ‘gerçek hayattan alınmış olduğuna’ inanma.

26 bölümün sonunda gözlemlediğim bir gerçek; arayıp ses kaydı bırakan mağdurların çoğu kadın. Bir tespit; tersi durumda kadınların kaybolmak için gayet geçerli sebepleri oluyor, erkeklerin aksine. Mesela son bölümde adam daha bir kez buluştuğu kadına “Taytın üstüne giydiğin ceket çok kısa”dan “Sen hep böyle rahat mısındır?”a varan pek çok tehlike sinyali vermiş. Kadın da usulca kaybolmuş. “Tabii bunu söyleyemedim” diyor.

Söylenemeyenlerle, sorulamayanlarla, anlatılamayanlar, anlaşılamayanlarla dolu program. İnsanların yalnızlıktan yakındığı ama bundan kurtulmak için kendine de başkasına şans vermediği çağımızda ilişkiler üzerine çok şey söylüyor. Eğlenceli ama hazin.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.