s

Talibanı kim geri getirdi?

Afganistan’ı yöneten Taliban’ın “yeni ceza kanunu” ülkeyi daha derin bir karanlığa sürükleyecek türden:

Bu ceza hukuku kadınları kamusal hayattan tamamen siliyor. Kölelik-efendilik sistemini inşa ediyor. Öyle ki, ‘köleyi’ cezalandırma yetkisi ‘efendisine’ bırakılıyor. Kız çocuklarının eğitimi artık tamamen yasak.

Çocuk istismarına açık bir cezasızlık alanı yaratılırken babalara da çocuklarını dövme hakkı veriliyor. Bütün bunlara muhalefet edenler de idamla susturulacak.

Afganistan bugün bir Taliban cehennemiyse, bu cehennemin kapısı kendiliğinden açılmadı.

Anahtar, yirmi yıl boyunca Afgan halkını Taliban’dan kurtaracağını söyleyenlerin ülkeye “özgürlük” vaazlarıyla girenlerin elindeydi.

Sözlerinde durmadılar. 20 yıl sonra cehennemin anahtarı tekrar Taliban’ın cebine kondu, kapı kapatıldı ve içeride kalan milyonlarca insan kaderine terk edildi.

★ ★ ★

Oysa ABD ve NATO ülkeleri Afganistan’a 2001’de girdiğinde gerekçe netti:

Terörle mücadele, kadınların özgürlüğü, demokratik bir gelecek diyerek Afganistan, Batı’nın vicdanını parlatan bir sahneye dönüştürüldü.

Yirmi yıl boyunca bu söylem tekrarlandı. 2005’te Afganistan’a gittiğimde yıllarca süren savaşın izleri NATO’ya rağmen hâlâ duruyordu;

Bir devleti devlet yapan kurumlardan eser kalmamıştı. Hükümet yok, ordu yok, polis yok, yargı yok... Hepsi yakılıp yıkılmıştı. Türkiye, Afgan çocukları için okul yaparken, Amerika ve diğer NATO ülkeleri ülkeyi yağmalıyordu.

2021’de ABD aniden çekildi. Yerel halkı güçlendirmedi. Gerçek bir toplumsal dönüşüm yaratmadı. Batı, Afganistan’da bir toplum inşa etmedi; bir vitrin kurdu.

Vitrin devrilince arkasında hiçbir şey olmadığı ortaya çıktı. Girdiğinde nasılsa yine aynı şekilde bıraktığı Afganistan’ı yeniden Taliban’a teslim etti.

★ ★ ★

Bugün İran halkını kurtarmak neyse, o dönemde de Afganistan’ı Taliban’dan kurtarmak da uluslararası siyasette bir argümandı. Dünya “endişeliyiz” dedi, “kınıyoruz” dedi ama gerçekte kılını kıpırdatmadı. Taliban’ın kurduğu düzenin dinle ilgisi olmadığını bile söyleyemediler.

Oysa Afganistan’da kız çocuklarına eğitim “haram” sayılırken, Taliban yöneticilerinin çocukları Katar’da, güvenli ülkelerde, modern okullarda okuyordu. Birkaç yıl önce Taliban sözcülerinden Suhail Shaheen’in kızlarının Katar’da eğitim gördüğünü bir televizyonda söylemek zorunda kalması gibi…

Afganistan halkının olan bitene sessizliği ise kabullenişten değil; konuşmanın bedelinin ölüm olduğu bir düzenden doğuyor. Çünkü Taliban’ın yönettiği bir ülkede bir kişinin protestosu sadece kendisini değil ailesini, akrabalarını, hatta köyünü hedef haline getirebiliyor.

Üstelik tepki hiç yok değil. Afgan kadınları defalarca sokağa çıktı. Ama görüntüleri dünyaya ulaşmadan silindi. Tepkileri görünmez kılındı. Zaten Dünya da bu görünmezliği tercih ediyor.

★ ★ ★

Taliban’ın uygulamaları insanlığa karşı suç kapsamına giriyor. Buna rağmen ne uluslararası mahkemelerde gerçek bir yargılama var ne de anlamlı bir karşı duruş. Çünkü Taliban’ı yargılamak, onu oraya getiren süreci de sorgulamak anlamına geliyor. Yirmi yıllık işgal politikalarını, yanlış ittifakları, yarım bırakılmış devlet inşasını, göz yumulan hataları masaya yatırmayı gerektiriyor.

Bu yüzden Afganistan, küresel siyasetin gri alanında bırakılıyor. Kınanan ama durdurulmayan, eleştirilen ama bedel ödetilmeyen bir zulüm alanı olarak. Ve belki de en acı gerçek şu:

Afganistan hiçbir zaman gerçekten “özgürleşmesi gereken” bir ülke olarak görülmedi. Sadece işine yaradığı sürece hatırlanan, sonra da terk edilen bir coğrafya oldu.

Bu utanç da Afganistan’ı yağmalayıp gidenlerde, demokrasi vaadiyle işgal edip sorumluluk almayanlarda, kadın haklarını konuşup kadınları korumayanlarda, çocukların geleceğini raporlara gömüp kapıyı çarpanlarda olmalı.

Categories: Talibanı kim geri getirdi?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.