Ya benimle ya hiç kimse

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ısrarla sandığın gelmesini istiyor, hatta İstanbul seçimlerinin yenilenmesi çağrısında bile bulundu. Seri mitinglerinde dillendirdiği çağrılarında iktidara 1 milyon 500 bin oy avans verme ya da el yükseltip kazanamadığı takdirde siyaseti bırakma gibisinden taahhütlerle meydan okuyor... Genel başkanların, muhalefet liderlerinin erken seçim istemesi, sandık çağrıları yapmaları demokratik bir talep, siyasetin gereği elbette... Liderlerin meydan okuma ya da bazı taahhütlerle rakibini mindere çekme taktikleri de doğal, olabilir... Ama bu her sözün başında ve sonunda seçim, sandık çağrısı yapıp karşılık bulamıyorsanız sıkıntı da yaratabilir... Genel Başkanın inandırıcılığını zedeler... Hele de yüksek perdeden söylemler ve kesin olacakmış havası yaratılırsa... Mesela Özel’in 2025 Kasım’ında erken seçim diye son derece iddialı çağrısı ve çıkışı vardı, kendi örgütünü, tabanını da bu anlamda heyecanlandırdı, olmadı... Yıldönümüyle birlikte de seçim çağrı ve çıkışları farklı söylemlerle 2026’ya dönük revize edilmiş durumda... Tabii hep istemek, talep etmek tarzında yine... Oysa sürekli istemekten, çağrıdan ziyade toplumu ikna etmek, çağırıyı toplumsallaştırmak ve sine-i millet dahil bazı siyasi riskler almak gerekir, ancak o zaman zorlama olabilir. Daha ne olacak, aylardır haftada iki miting yapıyor, meydanlarda halkla buluşuyor, bakın deprem bölgesine de gidiyor denilebilir belki ama o mitinglerde ülke değil, kendi iç meselelerinden kaynaklı, ağırlıkla da Ekrem İmamoğlu odaklı daha çok... CHP hep kişiler ve onlara bağlı hesaplar üzerine konuşmaktan, iç çekişmelerden, ana muhalefet partisi olarak tek ses halinde ülke sorunlarına, sokağın, vatandaşın sıkıntılarına çözüm üretmek ya da umut olmak noktasına gelemiyor bir türlü. Bu bağlamda parti içerisinden sadece İmamoğlu odaklı sürdürülen politikanın yanlışlığına dönük “Tamam İmamoğlu meselesi çok önemli ama ülkeye, topluma daha başka şeyler de söylememiz gerekir” gibisinden tepkiler de geliyor nitekim...
✰ ✰ ✰
Hatta; İmamoğlu’na yakın isimlerden o mitinglerin yetersiz bulunduğu “Yiğidim aslanım romantizmi ile insanların motive olmadığı” şeklinde genel merkeze yönelik eleştirilerde geliyor artık... Özellikle de ilgi, katılım giderek düşüyor diye... Özel’in muhalefet etme biçimini beğenmiyorlar açıkçası... Özel’in adının daha öne çıkmasından kaynaklı rahasızlık da var tabii... Mitingler Özel’e yarıyor, onu cumhurbaşkanlığı adaylığına taşıyor gerekçeleriyle... Özel’in iktidara İstanbul seçimlerini yenileme çağrısındaki “Var mısın mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım İmamoğlu’dur” sözleri de CHP içerisinde dalgalanma yaratmış durumda... Özel’in sandık çağrılarında İstanbul seçimini öne çıkarmasından rahatsız olan İmamoğlu cephesi bunun gereksiz ve anlamsız olduğunu söylüyor... Özel’in bu çıkışı “İstanbul kötü yönetiliyor eleştirileri nedeniyle,iktidara bir meydan okuma”diye düşünülse de yorumlar daha çok şu şekilde zira:
“Cumhurbaşkanı adayı olmuş ismi kalkıp yenilenmesini istediğiniz yerel seçimde ‘Adayım İmamoğlu’dur’ derseniz, ‘Bu partide tek yetkili benim, istediğim ismi istediğim mevkide oynatırım’ anlamına gelir. İmamoğlu açısından da bu tenzili rütbe demektir...”
Bu duruma bakıp ‘Özel ile İmamoğlu arasında gerilim, kavga mı var?’ denildiğinde ise CHP içinden gelen bazı sesler de şöyle:
“İkisi arasında doğrudan görünür bir kavga yok... Ama CHP Genel Başkanı’na eş konumda bir belediye başkanının olması doğru değil. 103 yıllık CHP’nin iki başlı bir yönetim anlayışı içinde olması yanlış... Bir belediye başkanına bu kadar alan açılmamalıydı. İmamoğlu ekibi partinin sahibi havasında. Özgür Bey’in bağımsız hareket ettiğini gördüklerinde İmamoğlu’nun yandaşlarından izlenen parti politikasına dönük eleştiriler, suçlamalar geliyor anında. Ekrem Bey ve ekibi Özel’i bir çizgide tutmaya çalışıyor...”
✰ ✰ ✰
Yani kavga yok ama ayak sesleri var denilebilir... Malum siyasette rekabet çok acımasızdır... Dolayısıyla Özel yarın bambaşka bir karar vermek durumunda kalabilir... İmamoğlu da öyle... Zira her ne kadar CHP “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözünü siyasi slogan olarak dillendiriyor olsa da İmamoğlu’nun partideki etkinliği ve tek bir kişiye odaklı yürütülen söylemlere, faaliyetlere bakıldığında, “Ya benimle ya hiç kimse” durumu daha ağır basıyor gibi...
Sende Yorum yap