Ders aldık mı?
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden üç yıl geçti.
Peki ne değişti?
Doğanın bu son uyarısını yeterince ciddiye aldık mı, dersler çıkarttık mı?
Depremle mücadele sadece devletin görevi mi, tek yol daha caydırıcı cezalar mı?
Geldiğimiz nokta ortada. Olası büyük İstanbul depremine ne kadar hazırız?
1-7 Mart tarihleri arasındaki “Deprem Haftası”nda başta öğrenciler olmak üzere halkımıza ne anlatacağız?
Hafta boyunca toplumda deprem bilincinin oluşması, deprem öncesi ve sonrası hazırlıklı olunması, deprem tehlikesinin kamuoyunun gündeminde kalması amacıyla etkinlikler yapılacak, bireyleri bilinçlendirmek, afetlere karşı hazırlıklı olmak ve doğru davranış şekillerini öğretmek amacıyla yoğun bir şekilde kutlanacakmış.
Peki bunu, geçen yıl ülkenin dört bir yanında ve başta İstanbul olmak üzere özellikle deprem riski olan kentlerimizde yeterince gerçekleştirebildik mi? Toplumun her kesimini bu etkinliklere dahil edebildik mi? Okullarda, camilerde, işyerlerinde, toplu ulaşım araçları ve yaşam merkezlerinde tatbikatlar yaptık mı?
Bu yıl geçen yıldan farklı olarak neler yapılacak?
Depremle nerede, hangi koşullarda karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Deprem bölgelerini gezerken okul, cami ve toplu yaşam merkezlerinin halini görünce bir anda “Ya öğrenciler, cemaat ve halkımız o anda ya bu binalarda olsalardı” diye ürperdim, soğuk terler döktüm.
Peki değişen ne oldu?
Bilim insanlarının ısrarla vurguladıkları gibi “Felaketler Çağı”ında yaşıyoruz ve felaketlerin her türlüsüne hazır olmalıyız.
Bir sonraki felakete evde uyurken, işyerinde çalışırken, AVM’de alışveriş yaparken, camide namaz kılarken ya da metroda, vapurda, otobüste yolculuk yaparken de yakalanabiliriz. Nitekim önceki felaketlerin pek çoğunda da yakalandık. Peki panik olmanın dışında ne yapabildik?
Oysa içinde bulunduğumuz koşullara göre alınacak önlemler çok farklı. Bu yüzden her birine ayrı ayrı hazırlanmamız gerekmez mi?
24 saat yayın yapan televizyonlarımız ve sosyal medya başta olmak üzere medyanın geneli, yerel yönetimler, AFAD benzeri kurumlar, bırakın öncesini son 3 yılda olası depremler ve felaketler konusunda üzerine düşen sorumlulukları ne kadar yerine getirdiler? Mobil telefon şirketlerinin hangisi göğsünü gere gere “Felaketler sırasında ve sonrasında artık her an, her yerde kesintisiz erişim sağlıyoruz” diyebilir?
Felaket riski altında olmayanımız yok gibi ama buna rağmen görmezden geliyorsak, çuvaldızın en büyüğünü önce kendimize batırmamız gerekmez mi?
Başta deprem olmak üzere tüm felaketleri, felaket öncesinde ciddiye almak, yaşanacak acıları minimum düzeye indirir. Peki o zaman deprem, sel, yangın felaketleri sonrasında gösterdiğimiz duyarlılığı neden bu felaketlerden önce göstermiyoruz? Sonrasında seferber ettiğimiz kaynakları öncesinde neden harcamıyoruz?
Önceki yıllarda olduğu gibi hafta boyunca yine çok büyük laflar edeceğiz. Ya sonrası? Yüzlerce hatta binlerce yıldır yaşananlar ciddiye alınsaydı, söylenenler yerine getirilseydi bütün bunlar yaşanır mıydı?
Milli güvenlik sorunu
Geçen yıl “Depremle mücadele bir milli güvenlik meselesi” denilmişti, peki devamı neden gelmedi?
Depremleri önleyemeyiz ama hazırlıklı olabiliriz! Yaşamımızı altüst eden, moral ve motivasyonumuzu dibe vurduran da felaketler değil, umursamazlığımız ve hatalarımız olduğunu şimdi değilse ne zaman anlayacağız?
Allah korusun, yakın bir zamanda olası büyük İstanbul Depremi gerçekleşse buna hazır mıyız?
Yaşananlardan, yazılanlardan, söylenenlerden zerre kadar da olsa ders alabilseydik tedirginliğimiz bu denli yüksek olur muydu?
Felaket senaryoları yazıp birbirimizi yeme yerine, akılcı projeler üretip bunların hayata geçirilmesi için hep birlikte mücadele verseydik bugün bu noktada mı olurduk?
Ortak akıl böylesi günlerde ve böylesi konularda olmayacak da ne zaman olacak?
Sağduyu bugün galip gelmeyecekse ne zaman gelecek?
En önemlisi de elimizi taşın altına bugün koymayacaksak ne zaman koyacağız?..
Peki, bütün bunları bilmek için kâhin olmak mı gerekir?
Kesinlikle hayır. Duyarlı bir vatandaş olmak, yetiyor da artıyor…
Özetin özeti: Zaman kabahatli arama zamanı değil, çözüm üretme zamanı!..
Sende Yorum yap