Jeffrey Epstein olayı
Jeffrey Epstein dosyası üzerinden istismar ağı, güç elitleri, erkek dayanışması, sessizlik kültürü ve sistematik cinsel şiddetin sosyolojik analizi.
Jeffrey Epstein olayı nedir? İstismar ağı nasıl kuruldu?
Erkeklerin karıştığı şiddet ve istismar olayları gündeme geldiğinde, faili tanımlarken sıklıkla psikiyatrik kavramlara başvurulur. Jeffrey Epstein örneğinde de benzer bir refleks gözleniyor: savunmasız kız çocuklarını ve kadınları istismar eden bu adam “pedofil” ve “narsist” olarak adlandırılıyor. Oysa Epstein’i bu şekilde tanımlamak, sergilediği zalimliği bireysel ve tıbbi bir meseleye indirgeme riski taşıyor.
Jeffrey Epstein psikolojik bir suçlu muydu yoksa sistematik bir avcı mıydı?
Epstein hasta bir adam değildi. Bir yandan istismar ederken, bir yandan da ergen kızları birbirini sisteme dahil eden bir piramit yapı içinde örgütleyerek sürdürülebilir bir istismar ağı kurdu. Bu düzeyde strateji ve planlama, bir tür cinsel dürtü bozukluğu olan pedofiliden çok, hesaplı ve kötücül bir avcı davranışı yansıtıyor.Diğer yandan Epstein’in kişiliğini sosyopat ve kötücül narsist özellikler karakterize etse de, bunlar da sergilediği acımasızlığın sorumluluğunu azaltan bir hastalık ya da bozukluk olarak görülemez. Burada zalim eylemlerini sürdürebilmek için gücünü, statüsünü ve servetini bilinçli kullanan bir adamdan bahsediyoruz.
Epstein dosyası: Güç, para ve statü istismarı nasıl korudu?
Bu dosyada tek rahatsız edici mesele Epstein’in zalimliği değil, çok sayıda statülü erkeğin bu zalimliği sessizlik ve yanlışı görüp kendini sorumlu hissetmemek yoluyla onaması, böylece fiilen bunun bir parçası haline gelmesi ve Epstein’ın eylemlerini devam ettirmesinin önünü açması.
Elit çevrelerde cinsel istismar nasıl normalleşir?
Epstein toplumun dışında, karanlık bir boşlukta var olmadı. Finans, siyaset ve akademi gibi elit çevrelerde rahatça dolaştı. 2008 yılında cinsel suçtan hüküm giymiş olmasına rağmen çevresinden eksilen olmadığı anlaşılıyor. Basına yansıyan e-postalar, ünlü doktorların, akademisyenlerin, politikacıların, iş insanlarının kadın cinselliği üzerinden şakalaşan, kadınları küçümseyen, kadınların mağduriyetini hiçe sayan bir dili sıradanlaştırarak Epstein’la ilişkiyi devam ettirdiğini gösteriyor. Şaşırtıcı bu tutum örtük bir biçimde istismarla yan yana durmak anlamına geliyor. Peki ama neden?
Erkek dayanışması kültürü ve sessizlik mekanizması nasıl çalışır? Güç sahibi erkekler neden istismara karşı sessiz kalır?
Güncel ataerkil düzen, çoğu zaman açık baskıdan çok ilişkiler üzerinden kurulan bir yapı olarak işler. Bazı ilişkileri ve itibarları korurken, bazılarını sessizce gözden çıkarır. Bu yapı içinde erkekler zalimliğe değil, olan bitene uyum sağlamaya alıştırılır: neyin tolere edileceği, neye sessiz kalınacağı zamanla öğrenilir.
Ataerkil sistemlerde ahlaki uyum ve suça dolaylı ortaklık
Bu ilişkisel yapının merkezinde erkekliğin “erkekler arası sadakat” üzerinden kurulması yer alır. Erkekler birbirleriyle kurdukları bağlar sayesinde aidiyet ve güç üretir; birbirini kollayan bir dayanışma ağı oluşturur. Birçok erkek egemen ortamda asıl önemli olan, doğruyu savunmaktan çok uyum göstermek ve grubu zor durumda bırakmamaktır.
İstismar kültürü nasıl sosyal olarak sürdürülür?
Erkekler arası sadakat çoğu zaman şaka, imâ ve ortak dil üzerinden kurulur. Kadınlar hakkında yapılan aşağılayıcı espriler, cinsellik üzerinden kurulan gevşek dil ya da “biz bizeyiz” havası, grubun yazılı olmayan kurallarını pekiştirir. Bu dil, açık bir nefret içermese bile, kimlerin ciddiye alınacağına, kimlerin harcanabilir olduğuna dair güçlü mesajlar taşır.
Cinsel istismar olaylarında toplumsal sorumluluk ve etik sınırlar
Bu bağlamda Epstein gibi bir istismarcıyla ilişkiyi kesmemek, çoğu zaman ahlaki bir sorun olarak görülmez. Kendini sorumlu görmeden sadakat ya da “dengeyi bozmamak” olarak gerekçelendirilir. Bu analiz erkekleri bir grup olarak suçlamıyor; erkek doğasına dair değişmez iddialar da ortaya koymuyor. Sadece sıradan psikolojik süreçlerin cinsiyetlendirilmiş güç yapılarıyla nasıl etkileşime girerek olağanüstü bir “ahlaki uyuma” yol açtığını gösteriyor.
Sessizlik kültürü ve kurumsal güç ilişkileri
Sessizlik tarafsızlık değildir; ilişkiyi sürdürmenin kendisi güçlü bir mesajdır: istismar, herkes tarafından onaylandığı için değil, yeterince çok kişi sessiz kaldığı için sosyal olarak desteklenir ve sürdürülür hale gelir. İstismarın karşısında olmak sessiz kalmamayı, ilişki sürdürmemeyi, bedeli olsa bile sınır koymayı gerektirir.
Unutmayın, farkındalıkla gelen davranış değişikliği şiddeti engeller.
Sende Yorum yap