s

Büyük bir adanmışlık hikâyesi

Cumartesi günü Hadımköy’de Baykar’ın ana üretim ve teknoloji üssü olan Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’ndeydim.

Haluk ve Selçuk Bayraktar’ın davetiyle ‘Özdemir Bayraktar: Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti’ belgeselinin ilk gösterimine katılmak üzere.

Önce teknoloji merkezini gezdik, sonra da hep birlikte belgeseli izledik.

Bir hayalle başlayan, rahmetli Özdemir Bayraktar’ın “Bir kıvılcım çakalım, bu ateş tutuşur. Kimin tutuşturduğu önemli değil, biz vazifemizi yapmış oluruz” diyerek yola çıktığı ve bugün dünya çapında uluslararası bir markaya dönüşen Baykar’ın hikâyesi.

Özdemir Bayraktar, yerli, milli, bağımsız teknoloji hamlesinin öncüsü.

Garipçe’de doğuyor, sonra ailece Sarıyer’e taşınıyorlar, Kabataş Erkek Lisesi’nden sonra İTÜ’de makine mühendisliği okuyor.

Eğitime her zaman çok değer veriyor, Canan Bayraktar gibi iyi eğitimli bir eş seçmesi de çocuklarını en iyi okullarda okutması da bunun göstergesi.

İdealleri olan, zeki, kararlı ve çok çalışkan bir aile lideri.

Yanına oğullarını, kardeşlerini, arkadaşlarını alarak, daha sonra askerler, komutanlarla Güneydoğu’da, özellikle Şırnak’ta omuz omuza, dişini tırnağına takıp mücadele veriyor.

Büyük bir vizyoner, ama başlarda bunu anlatması kolay olmuyor.

“Para veren emir verir, emir veren de olmaması için verir” düşüncesiyle hareket ediyor, tam bağımsızlık için olağanüstü çaba sarf ediyor, atölyelerde çocuklarıyla ve takım arkadaşlarıyla sabahlayarak çalışıyor, terörle mücadele bölgelerinde çalışmalarına devam edebilmek için bıyıklarını kesip kamuflaj giyiyor.

Hiçbir şey tesadüf eseri olmuyor, büyük bir azim gerekiyor.

İlk insansız hava aracını uçurduklarında 9-10 yaşlarındaki küçük yeğeninin “Bu kadar Yasin’e, duaya ben bile uçardım” demesi de belgeselde gülümseten anekdotlar arasında.

Karşılarına çıkan birçok bürokratik engeli çok çalışarak aşıyorlar, Selçuk Bayraktar’ın uçağın burnuna yazdığı “Bana atış izni yok” yazısı da böylece hatıra olarak kalıyor.

Özdemir Bayraktar, aort damarı patladığı için hastaneye kaldırıldığında, o zaman Başbakan olan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini hastanede ziyaret ediyor.

Hastanede yatarken bile, oğullarından Başbakan’a çalışmalarının sunumunu yapmasını istiyor.

Canla başla çalışmaya hastane odasında da devam ediyor.

Cüneyt Polat ve ekibi, ‘Özdemir Bayraktar: Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti’ belgeseliyle üç yıllık çalışmanın sonunda çok iyi bir iş çıkarmış, tüyleriniz diken diken izliyorsunuz belgeseli.

Arada gözleriniz doluyor, arada gülüyorsunuz.

Belgeselde bir yandan pür ciddiyet harıl harıl çalışmalara bir yandan da aile içi şakalaşmalara, kamera önünde gülüşmelere şahit oluyorsunuz.

Bu belgesel, okul arkadaşım Selçuk Bayraktar’ın kıymetli babasını anlatmasıyla da benim için ayrıca değer taşıyor.

Bu kadar tutkuyla, sevgiyle, hayatını adayarak bir iş yapmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu düşünüyorsunuz çıkarken, tabii bir de bunu ailenizle, evlatlarınızla paylaşarak büyütmek ve bugünlere getirmek herkese nasip olmayacak bir başarı.

Sadece teknolojiyle ya da savunma sanayiyle ilgilenenler değil, bir hayali, bir ideali olan herkesin izlemesi gereken bir belgesel.

Bayraktar ailesi haklı, “Özdemir Bayraktar, ardında uçaklar, teknolojiler ama en önemlisi biz de yapabiliriz diyen milyonlarca inançlı genç bıraktı.”

Teknofest’lerde de bunu görüyoruz.

Özdemir Bayraktar’ı saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Her şeyden önce “Yapamazsınız” diyenlere kulak asmamanın ve inandığınız bir hayali çalışarak, ama çok çalışarak gerçekleştirebileceğinizin örneği.

Sırf bunun için bile, sırf ilham almak için bile izlenmeli!

Hatırlatalım, belgesel, Baykar’ın YouTube kanalı ve çeşitli dijital platformlarda yayına girdi.

Proje kapsamında hazırlanan kitap da belgeselle eş zamanlı olarak yayınlandı.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.