Yapay zekâ, Harari, beklentiler, korkular?
Yakın bir gelecekte hemen her şey yapay zekâ (YZ) öncesi ve sonrası diye isimlendirilirse hiç şaşırmamak gerekir.
Yapay zekâdan beklentiler de çok yüksek, korkular da.
Olaya pozitif yönde bakanlar göklere çıkartıyor, yaşananlardan ders alanlar kuşkuyla yaklaşıyor.
Sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor? O mu bize öğretiyor yoksa o mu bizden öğreniyor?
Doğrucu Davut mu yoksa “ben onların yalancısıyım”cı mı?
Dayatmacı mı, paylaşımcı mı?
Hayalci, yalancı, halüsinasyoncu ve duymak istediğinizi söyleyen mi yoksa bilmediğine “bilmiyorum” diyen, gerektiğinde pardon deyip özür dileyen ve en önemlisi de “söylediklerimi bir de başka kaynaklardan doğrulamanızda yarar var” diyen mi?
Yapay zekâ nedir, ne değildir? Tarif konusunda bilim insanları anlaşabildi mi, bunu topluma doğru yansıtabildiler mi?
Yapay zekâya doğru soru sormadan doğru cevap almak mümkün değilse, sorulan soruların doğru olup olmadığına kim nasıl karar verecek?
Akıllı makinelerden doğru yararlanmanın birinci koşulu doğru soru ise sadece öğrencilerin değil, toplumun genelinin bu yönde bilinçlendirilmesi doğru olmaz mı?
Bu konuda bir politikamız var mı, yasal düzenlemeler hangi noktada, kazananları belli de zarara uğrayanların hesabını kim verecek?
Doğru soru elbette çok önemli ama bizler sorularımızı bazen yanlış ifade etsek de mimiklerimizle birbirimizi doğru anlayabiliyoruz. Peki makinalardan böyle bir şey beklemek mümkün mü?..
Sınav odaklı eğitim sistemi pek çok şey gibi araştırma, sorma, sorgulama ve bunları ifade etme yeteneklerimizi de köreltti. YZ ile şimdi bunu taçlandıracak mıyız?
İşte tam da bu noktada, YZ ile yola devam edeceksek, her şeyden önce onu üretmenin ve özellikle de ondan yararlanmanın birinci koşulu olan araştırmayı, sormayı, sorgulamayı öğrenmeliyiz ki sonuçta üzüleni değil, sevineni biz olalım…
Bıçak gibi!
Önceki hafta gerçekleşen Davos Zirvesi’nin konuşmacılarından birisi de ünlü tarihçi ve yazar Harari’ydi. Harari’nin yapay zekâ ve insanlık temalı konuşmasında çarpıcı tespitler ve uyarılar var. İşte onlardan bazı satır başları:
■ YZ bir bıçak araçtır. Bıçağı salata yapmak veya birini öldürmek için kullanabilirsiniz; bu sizin kararınızdır. YZ ise salata yapmaya mı yoksa cinayet işlemeye mi karar verebileceğine kendi başına karar veren bir bıçaktır.
■ YZ yaratıcı bir aktördür, bir ajandır; yeni bıçak türlerinin yanı sıra yeni müzik, tıp ve para türleri icat edebilir.
■ YZ yalan da söyleyebilir ve manipüle etme gücü vardır.
■ “YZ düşünebilir mi?” Eğer düşünmek; kelimeleri ve cümleleri sıraya koymaksa, YZ zaten birçok insandan çok daha iyi düşünebiliyor. Ünlü Filozof Descartes “Düşünüyorum, o halde varım” demiş. Ondan önce de insanlar kendilerini düşünme kapasiteleriyle tanımlıyordu. Çoğumuz kelimelerle düşünür, cümleler kurar, bir sonuca varırız. YZ insandan çok daha hızlı düşünür; yani YZ “Düşünüyorum, o halde ben de varım” mı diyecek?
■ Yasalar, resmi sisteme bağlı kitaplar veya dinler kelimelerden oluşuyorsa, YZ bu alanları ele geçirecektir. Kitabi dinler (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) için bu durum özellikle kritiktir. Hiçbir insan kutsal kitaplardaki tüm kelimeleri hatırlayamaz ama bir YZ bunu kolayca yapabilir. Kutsal kitaplar üzerindeki en büyük uzman bir YZ olduğunda bu dinlere ne olacak?
■ “Seni seviyorum” diyebilir ve sevginin nasıl hissettirdiğini dünyadaki her şairden veya sevgiliden daha iyi tarif edebilir ama bunlar sadece kelimelerdir. Asıl sevgi kelime anlamından çok daha üstün olmalıdır.
■ Hangi ülkeden olursanız olun, yakında ciddi bir kimlik ve göçmen sorunuyla karşı karşıya kalacağız. Ancak bu kez mülteciler teknelerle gelen insanlar olmayacak. Göçmenler; bizden daha iyi aşk şiirleri yazabilen, bizden daha iyi yalan söyleyen ve ışık hızında seyahat eden milyonlarca YZ ajanı olacak. Bu “YZ göçmenleri” her ülkenin kültürünü, dinini ve hatta romantizm anlayışını tamamen değiştirecek. Lisan sorunları olmadan her yere ulaşabilecekler ve birçok kişinin işini ele geçirecekler. Doktor, öğretmen olabilecekler…
Özetin özeti: YZ’yı her yönüyle ciddiye almakta sonsuz yarar var…
Categories: Yapay zekâ, Harari, beklentiler, korkular?
Sende Yorum yap