s

Birkaç santim daha kısa

Hikâyeyi çoğunuz bilirsiniz. Ormana bırakılan Pamuk Prenses küçük bir eve sığınır. İçeride iyi kalpli yedi cüce vardır, prensesi korur, kollarlar. Sonra bir gün prens gelir, masal mutlu sonla biter.

Yıllar önce bu hikâyeyi çocuk aklıyla okudum. Ancak bugün medeniyetin ve küresel kültürün kodlarını okumaya çalışan bir yetişkin olarak baktığımda başka bir şey görüyorum.

O masalda bile cüceler, kendi hikâyelerinin merkezinde değil. Gerçek adları yok. Karakterleri sadece “Uykucu”, “Öfkeli” gibi tek bir huyla sınırlı. Hayallerini, kırgınlıklarını, neye gülüp neye üzüldüklerini hiç merak etmiyoruz. Onlar sadece yardımcı karakterler. Dekorlar. Başrolün ışıltısı artsın diye oraya yerleştirilmiş iyi kalpli figüranlar.

Başrol hep başkasının.

Bana bu hikâyeyi hatırlatan, geçen hafta Paris’te bir kitapçıda dikkatimi çeken bir kitap oldu. Adı: “Birkaç Santim Daha Kısa” Kitabı hemen elime alıp karıştırmaya başladım.

Boyları birkaç santim daha kısa olan insanların, sosyologların, tıpçıların deneyimleri ve analizlerinden oluşan kitap özetle “Asıl sorun beden değil, bakıştır” diyordu.

Sokakta izinsizce çekilen fotoğraflar, ahlaksızca sorular ve insanların “farklı” bir bedene bakarken takındıkları o üstenci tavır anlatılıyordu.

Cüce modası

Ve bu hikâyeler bir süredir sokakları aştı, yeni bir boyut kazandı. Çok daha organize, çok daha ticari bir boyuta evrildi.

Avrupa’nın en “medeni” başkentlerinde, kökleri Orta Çağ’ın karanlığına dayanan tuhaf bir endüstri yükseliyor: “Cüce kiralama”

Özel partilere, bekârlık gecelerine, doğum günlerine “farklılık katsın” diye insanları paket program gibi pazarlıyorlar.

Önce kulaktan kulağa modern bir şehir efsanesi gibi yayılan bu organizasyonlar internette reklamlara düştükçe iyice ayyuka çıktılar. “Unutulmaz bir deneyim” veya “garanti kahkaha”, sloganlarıyla pazarlanan, “Kim kendine ya da bir arkadaşına mini bir Süpermen ya da Şirine ısmarlamak istemez?” gibi ifadeler barındıran bu ilanlar, tek kelimeyle aşağılık.

Geçtiğimiz yıl, Barcelona futbol kulübünün genç yıldızı Lamine Yamal’ın yaş günü partisinde bu insanları “eğlence nesnesi” olarak kiraladığı ortaya çıkmıştı. O gün bugündür bu konu kamuoyunun gündeminde.

Bir zamanlar “küçük boylu insanlar” Avrupa saraylarında bir tür eğlence unsuruydular. Sömürge çağında iş daha da karardı, uzak coğrafyalardan getirilen insanlar “egzotik” diye kafeslerde sergilendi. Çok uzun, çok kısa, çok şişman insanlar sirklerde gezdirildi.

Sözde çok yol aldık, değil mi? Aydınlandık, inceldik, “medeni” olduk.

Ama insan bedenini bir eğlence aparatına çevirme alışkanlığımız yok olmadı, sadece ambalaj değişti. Dün saray eğlencesiydi, bugün VİP parti çeşitliliği. Dün kafesteki teşhirdi, bugün “konsept etkinlik.”

Bir insanı ‘dekor’ gibi kullanıp vicdanımızı rahatlatmak için ona ‘eğlence’ diyoruz. Bir vazo için ‘renk kattı’ diyebilirsiniz ama bir insan için bunu söylediğinizde, onu insanlıktan çıkarıp bir eşyaya dönüştürürsünüz. ‘Konsept’ veya ‘şaka’ dediğimiz her an, aslında karşımızdakinin bir onuru olduğunu unutup onu partinin bir malzemesi haline getiriyoruz. Medeniyetimiz, işte bu süslü kelimelerin arkasına saklanıyor.

Seçenek yoksa rıza da yoktur

Tam burada o bildik savunma devreye giriyor: “Ama para kazanıyorlar...kendi rızaları var...kimse zorlamıyor.”

İşte en tehlikeli tuzak burada. Rıza, ancak herkes için eşit seçenekler varsa anlamlıdır. Eğer bir grup insan için tiyatroda rol, ofiste masa, ekranlarda gerçek bir karakter olma şansı yoksa ve onlara sadece “partilerde maskot olma” kapısı açık bırakılmışsa, buna rıza değil; seçeneksizlik denir. “İstersen yapma” diyebilmek için, “başka ne yapabilirim?” sorusunun bir cevabı olması gerekir.

Paris’teki o kitapçıdan çıkarken Şubat soğuğu yüzüme vurdu, sokakta her türlü renkten, boydan insan vardı. Elimi kitabın üzerinde gezdirirken şunu düşündüm: Belki de mesele birkaç santim eksik ya da fazla olmak değil. Mesele, insanın insana bakışında bin yıldır değişmeyen o hoyratlık.

Masallardan beri süren o kötü alışkanlığı bırakmak zorundayız. Bazı bedenleri sahnenin dekoru sanmaktan vazgeçmeliyiz. Gerçek masal; onların aksesuar değil, özne olduğu gün başlayacak. O gün, belki de ilk kez gerçek anlamda medeni olacağız.

Categories: Birkaç santim daha kısa

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.