s

Mısır’ın ‘Mekke’ çıkmazı

Çokça tartışıldı, çokça konuşuldu: Mısır 7 Ağustos’ta Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan ‘Mekke savunma anlaşmasına’ neden dahil olmadı? Hem de bu üç ülkeyle siyasi düzeyde ‘bölgesel dörtlü’ inisiyatifinin bir parçasıyken…Konuştuğum Mısırlı bir gazetecinin yorumu şu şekilde: ‘‘Mısır, Pakistan için Hindistan’ı, Türkiye için Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı, dolayısıyla da Avrupa pazarını kaybedemez.’’ Mısır’ı bu yeni bölgesel dizilimin dışında kalmaya iten iç ve dış gerekçeler şöyle sıralanıyor: 1- Askeri ittifaklarla ilgili anayasal engeller, 2- Denge siyaseti, 3- Asya politikası, 4-Doğu Akdeniz ve enerji mimarisi.

Temel prensip, temel çizgi

Mısır, iki kutuplu gücün hâkim olduğu Soğuk Savaş döneminde taraf olmayan ülkelerin oluşturduğu ‘Bağlantısızlar Hareketi’ne’ üye ülkelerden biriydi. O dönemden beri askeri ittifaklara katılmama prensibini koruyor. Birleşmiş Milletler’in barış gücü operasyonları hariç hiçbir yapıya katkı vermiyor. Taraf olmak yerine, kendi güvenlik risklerini önceleyen bir politikayı takip ediyor. Bu politikanın odağında Gazze Savaşı sonrası sınır güvenliği ve Süveyş’in kontrolü var…İsrail’le sınır komşusu olması sebebiyle, İran savaşı devam ederken doğrudan taraf seçmesinin kendisini hedef haline getirebileceğini düşünüyor.

Anayasal engeller

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Kahire seyahatinde ‘Mısır doğal ortağımız, umarız resmi ortağımız da olur’ dedi; böylece Mekke Anlaşması’na Mısır’ın da dahil olmasına dönük temennisini dile getirdi. Ancak Mısırlı bakan Bedr Abdulati ihtiyatlıydı, ‘anayasal engellere’ vurgu yaptı.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, Mısır Anayasası ülkenin askeri ittifaklara girişini zorlaştırıyor. Örneğin, 151. maddeye göre ülkenin herhangi bir ittifaka üye olabilmesi için meclis onayı yeterli değil, doğrudan halk onayı şart. Bir ittifaka girilse bile, ülke dışına asker göndermek de yine anayasaya göre katı prosedürlere bağlı.

Hindistan’a rağmen olabilir mi?

Mısır, içinde Pakistan’ın bulunduğu bir ittifaka girerken, 2023 yılında ‘Hindistan ile kurduğu Stratejik Ortaklık’ zeminini de düşünmek zorunda. Zira 6,5 milyar dolarlık ticaret hacminin olduğu Hindistan artık en büyük beşinci ortağı. 12 milyar dolarlık ticaret hedefi için ‘eylem planı’ da hazırlanmışken, bunu kaynak üretemeyen, yatırım havuzu dar, ekonomisi zayıf ve sadece 500 milyon dolar ticaret yapabildiği Pakistan ile ikame edemez. Kahire, iki sene önceki BRICS üyeliği ile kazandığı diplomatik zemini de elbette hesaba katıyordur.

Doğu Akdeniz’de hassas denge

Mısır için devasa potansiyele sahip Zor, Afrodit, Glaucus gibi sahalardan çıkan ve çıkarılacak petrolün Avrupa’ya iletilmesi de bir başka stratejik bir boyut. Daha yeni, geçen mayıs ayında Katar Enerji ve Exxon şirketiyle bu doğalgazın Mısır’ın mevcut LNG tesisleri üzerinden, Güney Kıbrıs’tan geçerek Avrupa’ya ihraç edilebilmesini araştırmak için anlaşma imzaladı.

Türkiye ile ilişkiler normalleştikten sonra dahi büyük enerji iş birliğine Kahire’nin ihtiyatlı yaklaşmasının sebebi biraz da buydu. Mısır doğalgaz boru hattı projelerine ilgisiz değil, ama bu gibi adımları atarken hep Avrupa pazarını düşünüyor.

Yunanistan ile arasında, elektrik şebekelerini birbirine bağlayacak bazı büyük projeler var, Mısır bunların da zarar görmesini istemiyor. Her ne kadar deniz yetki alanlarını belirlerken Türkiye’nin çizdiği sınırlara uymada hassasiyet göstermiş olsa da bir tarafa fazla yaklaşmanın diğer tarafı tamamen kaybetmek anlamına gelebileceğinin farkında.

Tüm bu gerekçelerle, Mısır’ın nihai bir karar verebilmesi ve Mekke savunma anlaşmasına taraf olması kısa vadede epey zor. Aslında İran-İsrail çatışması ya da Türkiye-İsrail rekabetinin ortasında kalmaktansa, bölgesel ilişkilerini ittifaklardan ziyade ikili işbirlikleri üzerinden yürütmesi daha muhtemel.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.