Odysseiadaki canavarlar gerçek olabilir mi, Homeros aslında neyi görmüştü?
Binlerce yıl önce, Ege kıyılarında bir denizci, dünyanın ucunda sandığı bir adada devasa bir kafatası buluyor. Ortasında koca bir delik var, sanki tek bir göz orada açılmış gibi. Ya da bir gemici, İtalya kıyılarındaki dar bir boğazda suların aniden çukurlaşıp döndüğünü, geminin adeta yutulacakmış gibi sallandığını görüyor. Bu insanlar ne gördüklerini tam olarak açıklayamıyor, ama gördükleri şey o kadar etkileyici ki nesilden nesile anlatılıyor. Ta ki bir gün Homeros bunları bir araya getirip ölümsüz bir destana dönüştürene kadar.Binlerce yıl önce, Ege kıyılarında bir denizci, dünyanın ucunda sandığı bir adada devasa bir kafatası buluyor. Ortasında koca bir delik var, sanki tek bir göz orada açılmış gibi. Ya da bir gemici, İtalya kıyılarındaki dar bir boğazda suların aniden çukurlaşıp döndüğünü, geminin adeta yutulacakmış gibi sallandığını görüyor. Bu insanlar ne gördüklerini tam olarak açıklayamıyor, ama gördükleri şey o kadar etkileyici ki nesilden nesile anlatılıyor. Ta ki bir gün Homeros bunları bir araya getirip ölümsüz bir destana dönüştürene kadar.

İşte 'Odyssey'in perde arkasında yatan soru tam da bu: Destandaki devler, canavarlar ve girdaplar gerçekten sadece hayal gücünün ürünü müydü, yoksa antik insanların karşılaştığı gerçek şeylerin abartılmış hâlleri miydi? 17 Temmuz'da vizyona giren ve Matt Damon'ın Yunan kahramanı Odisseus'u canlandırdığı 'Odyssey' filmi bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Kafatasının ortasındaki o delik
Homeros'un anlatılarında Odysseus'un mürettebatı, insan eti yiyen ve kafasının tam ortasında tek bir devasa gözü bulunan Polyphemus adlı devin mağarasına düşer. Dev, adamlardan birkaçını öğle yemeği yapar, Odysseus ise onu kızgın bir kazıkla kör ederek geri kalanlarla kaçmayı başarır. Peki bu tüyler ürpertici tek gözlü yaratık fikri nereden çıkmış olabilir?
Cevap, milyonlarca yıl önce yaşamış devasa bir hayvanın kemiklerinde saklı olabilir. 23 ila 8 milyon yıl önce Avrupa, Asya ve Afrika'da dolaşan, filin akrabası dev bir memeli olan Deinotherium giganteum'un fosilleri, Girit adasında bulundu. Yani antik Yunanlılar bu kemiklerle karşılaşmış olabilirler. Bir fil kafatasına baktığınızda gözler için ayrılan delikler oldukça küçüktür ancak kafatasının tam ortasında hortum için devasa bir boşluk yer alır. Omuz hizası 4,6 metreye ulaşan böylesine dev bir hayvanın kafatasını bulan biri, o büyük ortadaki deliği kolaylıkla 'dev bir gözün yuvası' sanabilirdi.

İşin ilginç yanı, bu yalnızca bir olasılık. Bilim insanları bir de siklopi adı verilen, son derece nadir görülen bir doğuştan rahatsızlığa işaret ediyor. Anne karnında göz yuvaları ve beyin gerektiği gibi ayrılamadığında ortaya çıkan bu durumda, bebekte burun yerine genellikle tek bir gözün üzerinde tüp şeklinde bir uzantı oluşur. Her 100 bin doğumdan yalnızca birinde görülen bu rahatsızlık son derece ağır seyrediyor, vakaların yüzde 39'u ölü doğumla sonuçlanıyor, hayatta kalanlar ise 13 saatten fazla yaşayamıyor. Yine de bilim insanları, Odysseia'nın geçtiği dönemde dünya genelinde her yıl yaklaşık 53 insan siklopisi vakasının doğduğunu tahmin ediyor. Aynı durum koyun, sığır ve keçi gibi hayvanlarda da görülebiliyor, özellikle anneleri hellebore gibi bazı bitkileri yediğinde.
Uzmanlara göre belki de Polyphemus efsanesi, tek bir kaynaktan değil, hem devasa fosillerden hem de gerçekten var olan ama son derece nadir görülen bir doğum anomalisinden besleniyordu.
Denizin ortasında açılan ağız
Polyphemus'tan kaçmayı başaran Odysseus'u bu kez daha da zorlu bir sınav bekler: Bir yanda altı başlı deniz canavarı Scylla, diğer yanda her şeyi yutan girdap Charybdis. Büyük bir fırtınada mürettebatının tamamını kaybeden Odysseus, sabaha karşı kendini tam da bu iki tehlikenin arasında sürüklenirken bulur.
Peki bu korkutucu geçidin haritada gerçek bir karşılığı var mı? Evet, İtalya'nın Calabria bölgesi ile Sicilya adası arasında uzanan dar Messina Boğazı. Basilicata Üniversitesi'nden sedimentolog Sergio Longhitano, 2018'de bu boğazın tuhaf sularını inceleyen bir makale yayımladı ve ortaya gerçekten şaşırtıcı bir tablo çıktı. Boğazda İyon Denizi ile Tiren Denizi buluşuyor ama bu iki denizin gelgitleri birbirine tamamen zıt çalışıyor. Biri yükselirken diğeri alçalıyor. Bu yüzden boğazın tam ortasında, su seviyesinin hiç değişmediği gizemli bir nokta oluşuyor, oşinografide buna 'amfidromik nokta' deniyor.

Su yüksekliği sabit kalsa da akıntılar hiç durmuyor. Longhitano'ya göre güçlü rüzgâr ve fırtınalarda akıntılar saniyede 5 metreye, yani saatte yaklaşık 11 mile kadar hızlanabiliyor. Sürekli yön değiştiren bu hızlı akıntılarla zıt yönlü gelgitler bir araya gelince ortaya tuhaf su desenleri çıkıyor; kimi zaman büyük akıntılar birbirinden uzaklaşırken, küçük akıntılar içeri doğru çekiliyor. Bu küçük akıntılar aynı yönde birleştiğinde ise gerçek girdaplar oluşabiliyor. Üstelik bölgedeki gelgitler her altı saatte bir değiştiği için, boğazda bir günde birden fazla kez girdap oluşma ihtimali var. Yani Charybdis, tıpkı destanda anlatıldığı gibi, gerçekten de sürekli pusuda bekliyor olabilir.
Peki ya altı başlı Scylla, o hiç mi gerçek değil? Longhitano'nun dikkat çektiği bir ayrıntı var. Özellikle gün batımında, boğazın kuzeyine doğru uzanan, uzaktan bile fark edilebilen karanlık ve devasa bir deniz uçurumu bulunuyor. Homeros'un tam olarak nereden ilham aldığını kesin olarak bilmek elbette imkânsız, ama Longhitano'ya göre burası bir canavarın saklanması için oldukça 'ikna edici' bir yer.

Efsane ile gerçek arasında
Sonuçta Odysseus'un on yıllık yolculuğu bir kurgu, muhtemelen bu kadar uzun sürdüyse laneti yol tarifi sormamaktan ibaretti bile diyebiliriz. Ancak destanın içine serpiştirilmiş devler, canavarlar ve girdaplar tamamen hayal ürünü olmayabilir. Antik insanların karşılaştığı dev fosiller, son derece nadir doğuştan rahatsızlıklar ve gerçek deniz olayları, kulaktan kulağa aktarıla aktarıla zamanla destanların en unutulmaz karakterlerine dönüşmüş olabilir. Belki de mit dediğimiz şey, bilimin henüz açıklayamadığı bir gerçeğin, hikâye kılığına girmiş hâlinden başka bir şey değildir.
Categories: Odysseiadaki canavarlar gerçek olabilir mi, Homeros aslında neyi görmüştü?
Sende Yorum yap