s

ABD’nin Grönland iştahı ve AB’nin aymazlığı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı “satın alma” iştahı, başta Danimarka olmak üzere Avrupa Birliği’nin (AB) en önemli gündemi haline geldi. Dünya kamuoyu bu konuya odaklanırken Crans Montana yangını, Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze’deki insani dram adeta unutuldu. Sudan ve Yemen’deki çatışmalar sadece bölgesel rekabetler üzerinden okunuyor; Burkina Faso’da terör örgütleri DAEŞ ve El Kaide zemin kazanmaya devam ederken, bu durum haberlerde dahi yer bulmuyor.

Aslında ABD’nin Grönland ilgisi yeni değil. 19. yüzyıldan itibaren Washington, adayı Danimarka’dan almak için çeşitli hamleler yaptı. 1867’den 1955’e kadar birçok Dışişleri Bakanı hatta ABD Başkan Yardımcısı Nelson Rockefeller adayı satın alma konusunda kamuoyu önünde ciddi girişimlerde bulundu. Soğuk Savaş döneminde rafa kalkan bu emeller, Trump’ın 2019’daki ilk döneminde yeniden canlandı. 2024 seçim kampanyasında tekrar ısıtılan konu, Trump henüz yemin etmeden danışmanları tarafından 8 Ocak 2025’te gündeme taşındı. 2025 yılı boyunca Trump, bu hedefini gizlemediği gibi konuyu zımnen ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne dahil etti.

15 Haziran 2025’te, İsveç’in NATO üyeliğini taçlandırmak amacıyla Stockholm’de düzenlenen ve “Transatlantik ilişkilerin düşünce kuruluşu” olarak bilinen Bilderberg toplantısının gündeminde; yapay zeka destekli caydırıcılık, ulusal güvenlik, jeopolitik ve kritik emtialar yer alıyordu. Katılımcılar arasında ABD’nin maden ihtiyacını vurgulayan teknoloji CEO’larının yanı sıra AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic de vardı. Yani ABD’nin Grönland’daki yeraltı kaynaklarına dair iştahı herkesin malumuydu. Buna rağmen, Fransa hariç hiçbir AB üyesi veya kurumu Trump’ın taleplerini ciddiye almadı. İlk döneminde Trump’ı bir “şaklaban” gibi görüp küçümseyen AB elitleri, ikinci döneminde de onun ne kadar tutarlı ve stratejik bir hedef güttüğünü anlayamadılar.

Bu süreçte ABD’nin niyetini ciddiyetle okuyan tek lider Emmanuel Macron oldu. Macron, Bilderberg toplantısıyla eş zamanlı olarak Grönland’a giderek Danimarka ve Grönland başbakanlarıyla üçlü bir zirve gerçekleştirdi. Çevre ve stratejik otonomi vurgusuyla Danimarka’nın toprak bütünlüğüne sahip çıkan tek Avrupa lideri profili çizdi.

Öte yandan, 1 Temmuz 2025’te AB dönem başkanlığını devralan Danimarka’nın Grönland’ı korumak adına somut bir hamle yapmaması hayal kırıklığı yarattı. Oysa Nuuk’ta düzenlenecek bir liderler zirvesiyle güçlü bir mesaj verilebilirdi. Danimarka’nın AB içindeki Euro ve ortak savunma politikalarından uzak duran geçmişi, AB’ye üye ülkelerin Kopenhag’a sürekli şüpheyle yaklaşmalarına neden oldu. Dolayısıyla Fransa dışında AB’nin diğer üyelerinin Danimarka’ya “dudak ucuyla” destek vermesinin sebebi de güven. Ayrıca ABD’yi doğrudan karşısına almak istemeyen Avrupa ülkelerinin, bu belirsizliği izlemekle yetinip ah, vah demek dışında bir eylemleri yok.

Charles de Gaulle’ün “Yönetmek, öngörmektir” sözü, bugünün AB elitlerinin içine düştüğü nitelik kaybını özetliyor. Öngörülmemiş, son dakikada üretilen fikirlerden değer ve netice almak da zor. Nitekim NATO koridorlarında konuşulan, ABD’nin Grönland bağlamındaki ulusal güvenlik kaygılarını gidermek amacıyla NATO’nun Doğu kanadında yaptığının bir benzerini Grönland bölgesinde Arktik Nöbeti adı altında yapma fikri ne kadar anlamlı bilinmez. Washington bunu nasıl algılar? Rusya ve Çin’den an itibariyle hakikaten bir tehdit söz konusu mu? NATO müttefiklerinin bu hususta imkan ve yetenekleri var mı? Bütün bunları bilmiyoruz.

ABD’nin şimdilik adayı işgal niyeti olmasa da, bölgedeki askeri varlığı ve ekonomik gücüyle madenler üzerinde kapsamlı bir hakimiyet kuracağı aşikâr. Burada asıl sorun ABD’nin güce dayalı politikası değil; AB’nin hazırlıksızlığı, öngörüsüzlüğü ve hatalarından ders çıkarmama konusundaki ısrarı. Zira bir insana veya kuruma bir şeyin yanlış olduğunu anlatmak; eğer geliri veya mevcudiyeti bu hatayı sürdürmesine bağlıysa, neredeyse imkansızdır.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.