Vegan beslenmenin popülerliği azalıyor mu?
Ocak ayı 30 gün boyunca vegan beslenmeyi denemeyi teşvik eden küresel farkındalık hareketi Veganuary ile geldi. Peki, ama vegan beslenme son dönemde popülerliğini kaybediyor mu yoksa başka bir eksene mi kayıyor?

Ocak ayına bir merhaba derken onunla birlikte “Veganuary” de gelmiş oluyor. Veganuary, her yıl ocak ayında insanların 30 gün boyunca vegan beslenmeyi denemelerini teşvik eden küresel bir farkındalık hareketi. Vegan sözcüğünün Latincede “sağlam, canlı, yaşam dolu” anlamına gelen “vegetus” sözcüğünden türediğini biliyor musunuz? Aslında hayatınızda bitki bazlı beslenmeye, bitkisel proteinlere daha fazla yer açarak siz de sözcüğün özündeki anlamları kendinize katabilirsiniz. Ama bir yandan da fark ettiğimiz bir şey var. Vegan beslenme hâlâ konuşuluyor, hâlâ deneniyor, fakat eskisi kadar heyecan yaratmıyor olabilir mi? Vegan beslenme gerçekten popülerliğini mi kaybediyor, yoksa başka bir şeye mi evriliyor? Gelin bu sorulara yanıt arayalım.
“Vegan beslenme sağlıklı değil” algısı
Vegan diyetler sağlık açısından hâlâ faydalı bulunuyor, araştırmalar da bunu gösteriyor. Örneğin yeni bir meta-analiz, iyi planlanmış vegan diyetlerin yetişkinlerde sağlıklı gelişimi destekleyebileceğini gösteriyor. Kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkisi de ayrıca vurgulanıyor. Critical Reviews in Food Science and Nutrition’da yayımlanan bu çok yeni araştırmada, özellikle dikkat çekilen şey ise mikrobesin ögesi eksikleri. Bu diyetlerin B12, kalsiyum, demir gibi bazı kritik besin öğelerinde eksiklik riski taşıdığı ve bunların takviye ya da zenginleştirilmiş gıdalarla karşılanması gerektiği vurgulanıyor. Çalışmada 7.280 lakto-ovo-vejetaryen (et tüketmeyen ancak süt ve yumurta tüketen), 1.289 vegan (tüm hayvansal gıdaları dışlayan) ve 40.059 omnivor yani hem bitkisel hem hayvansal gıdaları tüketen birey değerlendirilmiş. Özellikle vegan beslenen çocukların kalsiyum alımının düşük bulunduğu sonuçlar arasında.
Bu tip uyarılar, özellikle beslenme farkındalığı yüksek bireylerde, “vegan beslenme sağlıklı değil” algısına yol açabiliyor. Düzenli hekim kontrolü ve beslenme uzmanı eşliğinde vitamin ve mineral eksiklikleri takip edilerek dengeli bir beslenme planı oluşturmak mümkün. Aynı zamanda bitkisel proteinlerden de yeteri kadar protein almanın mümkün olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Yani protein sadece hayvansal kaynaklı gıdalarda olur düşüncesi gerçeği yansıtmıyor.
İşlenmiş vegan ürünlere karşı eleştiriler
Vegan trendi yükselirken bitkisel et alternatifleri, vegan burger/sosis gibi ürünler de popüler hale geldi. Ancak son yıllarda tüketicilerin odak noktası işlenmiş gıdalarla ilgili sağlık kaygılarına kaydığını biliyoruz. Gıda okuryazarlığı giderek artıyor ve tüketici gün geçtikçe temiz içeriklere yöneliyor. Temiz içerikli olmayan bitki bazlı bazı ürünlerin ultra-işlenmiş gıda (UPF) olarak kabul edildiği için bu kategoriye karşı artan eleştiriler vegan alternatiflerin de olumsuz tepki almasına sebep olabiliyor. Birkaç gün önce USDA tarafından yayımlanan yeni “Beslenme Rehberi”nde de işlenmiş gıdalar ilk kez resmî olarak adıyla hedef alınıyor ve kaçınılması tavsiye ediliyor.

Geçici bir trend olarak görülmesi
Vegan beslenme dünya genelinde artıyor evet; ama pek çok toplumda hâlâ küçük bir azınlık tarafından benimseniyor. Bazı coğrafyalarda et kültürü hâlâ güçlü ve vegan beslenme yalnızca niş bir trend olarak kabul edilebiliyor. Ayrıca bazı insanlar veganlara karşı negatif sosyal algı “veganofobi” gibi geliştirebiliyor. Oysa vegan beslenme kısa vadeli bir diyet ya da geçici bir trend değil, etik, çevresel ve sağlık temelli bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli. Sadece deneyip bırakılan bir model gibi ele alındığında, sürdürülebilirliği sorgulanır hale geliyor. Bu da veganlığın kendisinden çok, ona nasıl yaklaşıldığıyla ilgili bir mesele.
Esneklik ön planda
Son yıllarda dikkat çeken bir diğer değişim ise “ya hep ya hiç” yaklaşımının yerini daha esnek beslenme modellerine bırakması. Birçok kişi artık kendini kesin sınırlarla tanımlamak yerine, çoğunlukla bitkisel ağırlıklı ama gerektiğinde esneyebilen bir yol izlemeyi tercih ediyor. Bu noktada elbette yine Akdeniz diyeti öne çıkıyor. Flexitarian (esnek) beslenme modeliyle benzer şekilde, Akdeniz diyeti de et tüketimini azaltmayı hedefliyor, ancak tamamen yasaklamıyor. Bu esneklik, vegan beslenmenin zaman zaman katı ve zorlayıcı olarak algılanan yönlerini yumuşatıyor ve bitkisel ağırlıklı beslenmenin daha geniş kitleler tarafından benimsenmesini kolaylaştırıyor. Demem o ki Veganuary, herkesi kalıplara sokmak için değil, farkındalık yaratmak için var. Önemli olan dengeyi kurabilmek, tabağınızı daha çok bitkisel gıdayla doldurmak, ultra-işlenmiş ürünleri azaltmak, sürdürülebilir olanı seçmek.
Categories: Vegan beslenmenin popülerliği azalıyor mu?
Sende Yorum yap