Modern çağın hastalığı (mı)?

Yeni olan her şey iyi değildir; ama iyi olanın bir kısmı yenidir.”
Bu cümleyi tam böyle söyleyen kimdi diye aramaya gerek yok çünkü bugün asıl mesele cümle değil, inanış.
“Kanser, modern çağın icadı mı?”
Hatta daha ileri gidenler var: “İnsan eliyle yaratılmış bir hastalık” diyenler…
Hikaye çok daha önceden başlıyor
Bu yanılgının anlaşılır bir tarafı var. Bilim ve teknolojide bu kadar ilerlemişken, kanserin hâlâ büyük bir sorun olması, üstelik dünya genelindeki yükünün artması, insana şunu düşündürüyor: “Demek ki bir şeyleri biz bozduk.”
Evet, bazı şeyleri bozduk.
Ama kanser, sadece bizim bozduklarımızdan ibaret değil.Çünkü kanserin hikâyesi, sanayi bacalarından çok önce başlıyor…
Kendinizi masala kaptırmayın
Kanserle ilgili en tehlikeli cümlelerden biri şudur:
“Bu hastalığı modern hayat üretti.”
Tehlikelidir; çünkü insanı rahatlatır. Rahatlatır ama yanlış bir yere.
Evet, çağımızın kanser riskini artıran alışkanlıkları var: sigara, obezite, hareketsizlik, bazı çevresel maruziyetler… Bunlar tartışılmaz. Ama buradan “kanser modern bir icattır” sonucunu çıkarmak, gerçeği basitleştirmekten fazlasıdır; kandırıcı bir masal üretmektir. Ve masalın bedelini çoğu zaman hastalar öder.
Dinozorun bacağında kanser!
2020’de yayımlanan çarpıcı bir çalışma, kanserin modern çağın ürünü olmadığını, milyonlarca yıl öncesine uzanan bir biyolojik gerçeklik olduğunu gösterdi: Kanada’daki Royal Ontario Müzesi ve McMaster Üniversitesi’nin içinde olduğu ekip, 76–77 milyon yıl önce yaşamış boynuzlu bir dinozorun (Centrosaurus apertus) alt bacak kemiğinde agresif kötü huylu kemik kanseri (osteosarkom) tanımladı.
Sigaranın icadından önce de vardı...
Bu bilgi, sosyal medyada iki gün konuşulup unutulacak bir “ilginçlik” değil. Çünkü bize şu gerçeği hatırlatıyor: Kanser, sanayi bacalarından önce de vardı. Sigara icat edilmeden önce de.
İşlenmiş gıdalar, plastikler, ekranlar yokken de...
Dahası var: 1,7 milyon yıl öncesine tarihlenen bir hominin ayak kemiğinde de osteosarkomla uyumlu bulgular raporlandı.
Yani kanser, “insanlığın günahı” olmaktan çok daha eski: Çok hücreli yaşamın istatistiksel bedeli.
Kanser yaşına daha çok ulaşıyoruz
Peki o zaman neden “Kanser arttı” diyoruz? Çünkü insan ömrü uzadı. Enfeksiyonlardan, çocuk ölümlerinden, kalp-damar felaketlerinden daha çok kurtuluyoruz. Bu iyi haber. Ama bir yan etkisi var: Kanser yaşına daha çok ulaşıyoruz. Üstelik dünya nüfusu büyüyor ve yaşlanıyor; uluslararası veriler kanser yükünün bu nedenle artmaya devam edeceğini söylüyor.

Tedavi geciktirmeye yol açabilir
Şimdi asıl meseleye gelelim:
“Kanser modern hastalıktır” masalı neden bu kadar tutuyor?
Çünkü masal bir şey daha yapar: Çözümü de masala çevirir. “Eskiye dön”, “doğala dön”, “toksini at”, “şekeri kes”...
Böylece kanser, biyolojinin karmaşık bir sorunu olmaktan çıkar; kişisel bir “temizlik programına” indirgenir.
Ve sonunda şunu görürüz:
- Bilime dayalı taramaları aksatanlar…
- Tedaviyi geciktirenler…
- “Doğal” diye satılan şüpheli karışımlarla karaciğerini yoranlar…
Masalı satın alıp zamanı kaybedenler…
Mücadele hakikatle yapılır!
Kanser modern bir buluş değil. Ama modern çağın bir icadı var: hızla yayılan yanlış kesinlik.
Bilim “henüz” der.
Masal “kesin” der.
Korku içindeki insan da çoğu zaman “kesin” olana gider. İşte bu yüzden kanserle mücadele yalnızca ilaçla değil; hakikatle de yapılır.
Sende Yorum yap