SDG ne yapmaya çalıştı?

PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan SDG, Halep’te büyük darbe yedi.
Oysa SDG, Suriye yönetimi ile 10 Mart mutabakatı yapmıştı ama uymadı.
Uyarı üstüne uyarı yapıldı ama dinlemedi, dinlemesine izin verilmedi.
SDG önce zaman kazanmaya çalıştı. 10 ay Halep’in terkedilmesiyle ilgili görüşmeler yürütüldü. Yıllardır vekalet savaşı yaptığı ve piyon olduğu için batı devletlerinden yardım gelir sandı.
SDG çatışma yaratarak Suriye’nin geleceğini ve kaynaklarını sömürürüm sandı.
Ve Suriye yönetimini görüşmelerde hep oyaladı.
ABD GELİR SANDI ama ABD Elçişi Barrack, Şam’a gelerek Suriye Devlet Başkanı Şara ile görüştü.
AVRUPA ÜLKELERİ GELİR SANDI ama AB’nin üst yönetimi Şam’a gelerek Suriye Devlet Başkanı Şara ile görüştü.
İRAN GELİR SANDI ama İran kendi iç sorunları ve çatışmalarla uğraşıyordu. SDG ancak İran’ın dronlarını kullanabildi.
İSRAİL GELİR SANDI ama İsrail SDG’yi doldurdu, destek verdi ve vekalet savaşına destek verdi. Kendi gelemedi.
Yani piyon olan ve yıllardır yönetilen SDG sahada yalnız kaldı. Daha da yalnız kalacak.
Oysa Suriye yönetimi SDG ile diyaloğa girmiş ve birlikte yaşama yönelik yol haritası çıkarmıştı.
SDG’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çok iyi analiz etmiş. Fidan’ın “SDG, PKK’nın uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor; güçle ya da güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla herhangi bir şey yapma şansı yok, kendiliğinden. Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek” sözlerinin altı kalın çizgilerle çizilmeli.
Ve Terörsüz Türkiye konusunda Türkiye’nin kararlı olduğu ve sonuna kadar gideceği unutulmamalı...
Ve ne yaptı?
SDG’nin oyalama taktikleriyle yapmaya çalıştığının yanında yaptıklarıyla da Suriye’de huzursuzluğa neden oldu. SDG neler yaptı ve ne sonuçlara neden oldu:
- Suriye yönetimi ile yapılan mutabakat yerine Kandil’den gelen ‘kalın ve savaşın’ talimatına uydu
- Halep şehir merkezine yönelik saldırılarıyla bölgeyi istikrarsızlaştırmayı ve sivilleri tehdit etmeyi sürdürdü
- Tüneller aracılığıyla saklandıkları noktalardan keskin nişancı atışları yaptı
- 10 Mart mutabakatına uymayıp, uzlaşıdan uzak davranışlarının neticesi olarak yaşanan çatışmalar, sivil kayıplara ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açtı
- Halep’teki bu bölünmüşlük sadece bölgenin güvenlik ve istikrarına değil, ekonomik kalkınmasına da ciddi bir tehdit oluşturdu
Türkiye ne yaptı ve yapıyor?
Güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre de Türkiye bu süreçte şunları yaptı ve yapıyor:
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan süreci başından beri tüm detayları ile takip etti ve milli güvenlik öncelikleri çerçevesinde talimatlar verdi. Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda planlamalar yapıldı
- Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yaşanan olayların barışçıl yöntemlerle çözülmesi amacıyla, sürekli olarak Suriye Hükümeti ve ABD ile görüşmeler yürüttü. Ayrıca, uygun kanallar üzerinden SDG’ye de gerekli mesajlar iletildi
- Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile tam koordine halinde, gelişmeler Türkiye’nin güvenlik öncelikleri bağlamında çok boyutlu olarak izlendi
- Sahada yer alan MİT personeli 24 saat esasıyla görev başında, gelişmeleri yakından takip etti
- MİT Başkanlığı, sivillerin zarar görmeden bölgeden ayrılması için çalıştı
- Türkiye, Suriye’nin istikrarı ve güvenliğinin kendi güvenliğiyle eşdeğer olduğunun altını her zaman çizmiş ve bu tutumunu sürdürmeye devam ediyor
- Türkiye tarafından, bölgedeki tüm taraflara itidal çağrısı yapıldı, diyalog ve uzlaşı kanalına davet edildi.
Sende Yorum yap