s

YPG’de çözülme ve iç çatışma...

On binlerce DAEŞ’li ve ailesinin tutulduğu El Hol kampı uzun zamandır YPG’nin denetiminde.

YPG bu kamptaki güvenliği sağlamak için alay büyüklüğünde bir güç kullanıyordu.

Bu hafta kampın güvenliğinden sorumlu olan tüm YPG’liler silahlarıyla birlikte topluca firar ettiler.

Terör örgütünün Suriye kolu bu kampın güvenliğini geçmişte Türkiye’ye karşı koz olarak kullanıyordu.

Ne zaman Türkiye’nin askeri bir operasyonu konuşulsa, YPG’nin Batı’yı tehdit etmek için tepkisi “Savaşçılarımızı Türkiye’ye karşı kullanmak üzere çekeriz. Bu da DAEŞ’e karşı güvenlik zafiyeti yaratır” oluyordu.

O köprünün altından çok su aktı; Batı, YPG’lilerin para karşılığı serbest bıraktığı DAEŞ militanlarının farkına vardı.

Yaşanan toplu firar olayı çözülme işareti olduğu için bu kez Batı’dan saklanması gereken bir sır haline geldi.

YPG’nin de parçası olduğu SDG’nin silahlı güçlerinin yüzde 80’i Arap kökenli... İşte o YPG, çözülmeyi gizlemek adına El Hol kampına yeni birlikler sevk etti.

★ ★ ★

Bu çözülme durduk yere olmadı aslında.

İsrail’in tüm baskısına rağmen Beyaz Saray’ın Şam’la birleşmesi, YPG’de ciddi bir iç çatışma başlattı.

Terör örgütünün Suriye uzantısının iki önemli ismi, Mazlum Abdi ve İlhan Ahmed, sahayı doğru okudular ve Şam’la bütünleşmeye yeşil ışık yaktılar.

Fakat yıllarca PKK içerisinde kanlı eylemlerin planlayıcısı olan, sivillere yönelik terör eylemlerini üstlenen TAK’ın yöneticiliğini yaptığı söylenen Bahoz Erdal bu karara direniyor.

Halep’teki çatışmalarda gördüğümüz manzara da bu durumu netleştiriyor.

YPG’nin kontrolü altında tuttuğu bölgelerden topyekûn bir saldırı başlatmamasının sebebi, Halep’teki terör varlığının Afrin’den gelen ve Bahoz Erdal’a bağlı gruplardan oluşması.

Bu yeni bir kavga da değil aslında. Daha önce de Mazlum Abdi’ye yönelik suikast girişiminin arkasındaki isim olarak Bahoz Erdal’ın adı ön plana çıkmıştı.

★ ★ ★

Bahoz Erdal, 2004 ile 2009 yılları arasında Kandil’in terör ağalarından biri olarak görev yaptı, tüm teröristlerin bağlı olduğu isim olarak ön plana çıktı.

Bugün kendini feshetmiş örgütün yönetimiyle nasıl bir diyaloğu olduğunu çok net bilmiyoruz.

Terör örgütünün 40 yıllık pratiğinden öğrendiğimiz şey, Öcalan’ın iradesine karşı gelmenin tek cezasının ölüm olduğu.

Bahoz Erdal, tek başına bir inisiyatif mi geliştirdi yoksa Kandil’de İsrail kontrolündeki terör ağalarının onayıyla mı bir direnç gösteriyor, işin bu kısmı net değil.

Kandil’in önemli yüzlerinden Cemil Bayık’ın koruma grubuyla birlikte Süleymaniye’nin yakınlarına geçtiği söyleniyor.

Bayık, Süleymaniye civarında da olabilir; geçmişte çok sık yaptığı gibi İran topraklarına geçmiş de olabilir.

O zaman soru şu: Bahoz Erdal, Murat Karayılan ya da Duran Kalkan, hangisinin emriyle hareket ediyor, kim İmralı’nın talimatının arkasından dolaşıyor?..

★ ★ ★

DEM milletvekillerinin Halep’te olanlarla Terörsüz Türkiye arasındaki kurdukları ilişki YPG’den çok Kandil’in izlerini taşıyor.

Bu nokta önemli zira DEM’den Tuncer Bakırhan’ın klasik üslubudışında daha uzlaşmacı bir dil seçtiği noktada kimi milletvekilleri sorunlu bir dili tercih ediyorlar.

Bu durumu çözülme ve iç çatışmanın görünenden daha büyük olduğunun göstergesi olarak kabul edebiliriz.

★ ★ ★

Ankara’nın gösterdiği stratejik sabrı yanlış yorumlayan, Suriye’ye hemen askeri harekâtın başlamasını isteyen bir damar var Türkiye’de.

Oysa sabır, YPG’de çözülme ve iç çatışmayı beraberinde getiren bir unsur oldu.

Aynı zamanda Barzanilerin, Türkiye ile iyi ilişkiler kurma konusundaki patinajları da görmeyi sağladı.

Rudaw’ın Washington muhabirinin cuma günü ABD Başkanı Trump’a soru sorarken kullandığı dil bile bu konuda son derece açık mesajlar içeriyordu. Toz duman dağıldıktan sonra sıra Ankara’nın cevabına gelecek gibi gözüküyor.

2026 yılında Suriye sahasının hareketli geçmesi zaten beklenen bir gelişmeydi, sürpriz olan daha ocakta iç çatışmanın ve çözülmenin saklanamaz hale gelmiş olması.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.