s

Dolgu ve botoksun karanlık yüzü! Sorun kimyasal değil iğne mi? ‘Görme kaybının dönüşü yok’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Dolgu ve botoks son dönemde pek çok kişi tarafından bir estetik işlem olarak bile görülmüyor. Ancak Prof. Dr. Cem Devge’ye göre, “Dolgu bir kozmetik krem değildir. Canlı dokunun içine verilen biyolojik olarak aktif bir maddedir. Yani dolgu uygulaması doğrudan, damarlarla, sinirlerle, bağ dokusuyla, immün sistemle etkileşime girer. Bu nedenle dermal dolgu uygulamaları, estetik görünüm hedeflese bile tıbbi bir girişimdir.” Bu nedenle de yaptırdığınız her tıbbi işlem gibi, bu güzellik uygulamalarının da yan etkileri olabilir. Öyle ki bazı yan etkiler tartışma konusu bile olmuş durumda. Kan dolaşımının durmasından sinir sistemine ve beynin hasar alarak işlevlerini yeterince yerine getirememesine kadar uzayan listede Alzheimer bile var. Dolgu ve botoksun yüzdeki damarları tıkamasıyla ortaya çıkan pek çok hastalık ya da problem de bazen dönüşü olmayan kayıplar olabiliyor. En kritik tabloların çıkış kaynağı ise burun. Yani bu estetik dokunuşlar, insan sağlığına da olumsuz birer dokunuş sayılabilir. TÜBİTAK Sağlık Bilimleri Araştırma ve Değerlendirme Grubu Üyesi, Ulusal Türk Yapay Organlar ve Destek Sistemleri Derneği Başkanı, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB)-Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Devge, yüze yapılacak estetik dokunuşlar başta olmak üzere güzellik uygulamalarının arkasında yatan riskleri Milliyet.com.tr’ye anlattı.

100 KİŞİDE ORTAK SONUÇ! ‘DAMARLARDAKİ KAN AKIŞI DURUYOR’

Brezilya'daki Sao Paulo Üniversitesi'nden Dr. Rosa Sigrist ve ekibi, Mayıs 2022 ile Nisan 2025 arasındaki 3 yıllık süreçte Brezilya, Kolombiya ve Şili'deki dört radyoloji merkezi, Hollanda'daki bir dermatoloji merkezi ve ABD'deki bir plastik cerrahi merkezinde yapılan başarısız 100 dolgu işlemini inceledi. Dr. Sigrist ve ekibinin bulguları oldukça çarpıcıydı. Çünkü bu 100 işlem için de ortak sonuç ‘felç olmuş damarlar’ gibiydi. Dermal dolgu işlemi yapılmış 100 kişinin de yüzünde kan dolaşımı durmuştu. Dr. Sigrist başarısız dolgu sonucu damarlardaki kan akışının durmasının nelere sebep olacağını anlatırken dönüşü olmayan sorunlara dikkat çekiyordu. “Dolgu maddesinin damarlara ya da bunun çok yakınına enjekte edilmesiyle ortaya çıkan bu tür komplikasyonlar tedavi edilmezse doku ölümüne ve yüz deformasyonuna yol açabilir” diyen Başaraştırmacı Dr. Sigrist, bir bölgeye de dikkat çekiyordu. Dr. Sigrist, burun çevresinin riskli enjeksiyon bölgesi olması, burundaki damarların yüzün çok önemli bölgeleriyle bağlantılı olduğunu ve bu damarların zarar görmesi halinde cilt hasarı, körlük, felç gibi ciddi komplikasyonların meydana gelebileceğini anlatıyordu. Peki dolguyla gelen problemler neler ve tedavileri nasıl? Prof. Dr. Cem Devge şöyle anlattı:

Alıntı Metni
Meta, Google, TikTok ve dahası nasıl bir 'milli güvenlik sorunu' yaratıyor? 'Dijital işgalin duvarlarını kendimiz örüyoruz'


Prof. Dr. Cem Devge, sık görülmemesine rağmen ortaya çıkabilen bazı yan etkileri de değerlendirdi. Prof. Dr. Devge hayati risk oluşturmayan, ancak estetik sorunlara yol açan yan etkileri, “Klinikte sık görülmesine rağmen kamuoyunda daha az bilinen bazı yan etkiler de vardır. Dolgunun yanlış anatomik planda verilmesi veya homojen dağılmaması sonucu topaklanma ve sertlik oluşur. Özellikle hyaluronik asidin çok yüzeysel enjeksiyonunda, ışığın jel üzerinden kırılması sonucu ciltte mavi gri renklenme oluşur. Buna ‘tyndall etkisi’ denir. Uzamış ödem de görülebilir. Hyaluronik asitin higroskopik özelliği nedeniyle bazen haftalarca sürebilir. Dolgunun yer değiştirmesi de yüz mimik kaslarının hareketi ve yerçekimi etkisiyle zaman ortaya çıkar. Bu komplikasyonlar genellikle hayati risk taşımaz, ancak estetik memnuniyetsizliğe yol açabilir” diye açıkladı.

HYALURONİK ASİT DEVREDE: KREM VE İĞNE ARASINDAKİ KRİTİK EŞİK!

Hyaluronik asit, pek çok kozmetik ürününde güzellik vadeden malzemeler arasında yer alır. Cilde parlaklık ve tazelik kazandırma etkisine sahip bu madde dolgularda da devreye girer. Ancak her zaman bu kadar masum maddeler kullanılmadığından sağlık riskleri de değişkenlik gösterebilir. Prof. Dr. Cem Devge bu konuya ilişkin, “Tıbbi dolgu en sık hyaluronik asit, daha nadiren kalsiyum hidroksiapatit, poli-L-laktik asit veya kalıcı sentetik materyaller içeren, cilt altına enjeksiyonla uygulanan tıbbi ürünlerdir. Diğer yandan, kullanılan dolgunun türüne göre de değişik riskler söz konusudur. Hyaluronik asit en güvenli dolgu grubudur. Gerektiğinde hyaluronidaz ile geri döndürülebilir. Kalsiyum hidroksiapatit ise daha serttir. Granülom (yabancı cisimlere karşı reaksiyon oluşturan hücreler) riski ‘hyaluronik asit’e göre daha yüksektir. Poli‑L‑laktik asit de kolajen stimülasyonu yapar. Geç nodül riski de bildirilmişti. Kalıcı dolgular ise uzun vadeli komplikasyon oranları nedeniyle modern tıpta artık terk ediliyor” diyordu. Peki, riskleri asıl artıran faktör nedir? Prof. Dr. Cem Devge bu sorunun yanıtını verirken ‘iğne’ detayına dikkat çekti. Mesele yalnızca bu maddelerden ibaret değildi. Bu maddelerin enjekte edilmesiyle ortaya çıkan minik değişimler hayati sonuçlar doğurabilirdi. Prof. Dr. Devge bunu şöyle açıklıyor:

“Mevcut bilimsel veriler çok nettir. En büyük risk dolgu maddesinin kendisi değildir. Asıl belirleyici faktör, uygulayıcının anatomi bilgisi ve enjeksiyon tekniğidir. Risk artışına neden olan faktörler yüz damar anatomisinin yetersiz bilinmesi, yanlış enjeksiyon derinliği, aşırı hacimde dolgu uygulanması ve onaysız veya düşük kaliteli ürünlerdir. Tıbbi dolgu uygulamaları doğru endikasyon ve uzman elde genellikle güvenlidir. Yanlış teknik ve deneyimsiz uygulamada ise ciddi ve kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle dolgu işlemleri ‘basit bir estetik dokunuş’ değil, damar, sinir ve bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili tıbbi girişimlerdir. Buna göre, İngiltere hükümeti, ağustosta kozmetik işlemlere kısıtlamalar getirmeyi planladığını açıklamıştı. Dolgunun şişlik (ödem), kızarıklık, morarma, hassasiyet veya hafif ağrı, dolgunluk ve gerginlik hissi çoğu zaman, saatler ila birkaç gün içinde ek müdahale gerektirmeden kendiliğinden geriler. Bu yan etkiler çoğu zaman dolgunun kimyasal yapısından değil, iğnenin dokudan geçmesinden kaynaklanır.”

Dövme sildirecekti kabusu oldu: Deri ve doku nakli yapılacak! 'Herkes ve her dövme uygun değil'


BOTOKS DAHA MASUM OLABİLİR Mİ? ‘GERİYE DOĞRU TAŞINIP BEYNİ ETKİLEYEBİLİYOR’

Dolgu uygulamalarının yanında öne çıkan diğer ‘basit’ estetik müdahale de botokstur. Bazı bilimsel araştırma ve tartışmalar bu uygulamanın da insan sağlığı ve organlar üzerindeki olumsuz etkilerini savunuyor. Özellikle de beyin ve sinir sistemi üzerinde olumsuzluklar gözlemlendiğine dair çalışmalar var. Prof. Dr. Cem Devge de bu konuda “Kozmetik amaçla sık botoks yaptırmanın, Alzheimer ya da benzer nörolojik hastalıklara yol açtığını gösteren bilimsel çalışmalar ve bazı uyarılar var” diyor. Prof. Dr. Cem Devge sözlerini botoksla ortaya çıkabileceği düşünülen sağlık sorunlarına değinerek noktaladı.

Alıntı Metni
Bonusla girilen, borçla biten bataklık: sanal kumar! Bir tıkla gelen yıkım
İran diasporası içinde çatışan 3 kimlik! Tahran'da başlayan isyan ve olası sonuçları...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.