s

Podyumlarla zamanda yolculuk

Moda defileleri çoğu zaman 10-15 dakika sürer. Modeller yürür, müzik susar, ışıklar kapanır. Ancak bu kısa şovlar yıllar boyunca hafızalarda, dergilerde ve ekranlarda yaşamaya devam eder. İşte “Catwalk: The Art of the Fashion Show” sergisi, bu geçici anların kalıcı etkisini mercek altına alıyor

Almanya’nın Weil am Rhein kentindeki Vitra Design Museum’da açılan sergi, moda defilelerinin 100 yılı aşkın tarihini anlatıyor. Sergi, defileyi mimarlık, sahne tasarımı, müzik, koreografi ve toplumsal mesajların birleştiği çok katmanlı bir kültürel ifade biçimi olarak ele alıyor. Küratörler Jochen Eisenbrand ve Katharina Krawczyk’e göre defileler birer ‘görüntü makinesi’: Modanın nasıl algılandığını belirleyen güçlü araçlar.

Sergi dört ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm, 1900’lü yılların başına, Paris’teki seçkin moda salonlarına uzanıyor. Charles Frederick Worth’un canlı modellerle yaptığı ilk sunumlar, Gabrielle Chanel’in aynalı merdivenleri ve Paul Poiret’nin teatral anlatımı, modanın bedeni ve hareketi nasıl merkeze aldığını gösteriyor. O dönemde defileler, az sayıda davetlinin katıldığı özel gösterilerdi.

Sokak kültürüne sesleniyor

İkinci bölümde 1960’lardan itibaren pret-a-porter’ın yükselişiyle defilelerin kamusal alana taşınması anlatılıyor. Moda artık sadece elitlere değil, gençliğe ve sokak kültürüne de seslenmeye başlıyor. Mary Quant’ın enerjik sunumları, Kenzo’nun parti havasındaki defileleri ve Japon tasarımcıların Paris’i sarsan estetiği bu dönemin öne çıkan örnekleri arasında. 1973’teki ünlü “Versay” defilesi ise Amerikan tasarımcıların ve siyah modellerin podyumda görünürlük kazanması açısından bir dönüm noktası olarak sergide yer alıyor.

Büyük şov zamanları

Üçüncü bölüm, 1990’lar ve 2000’lerin büyük gösteri dönemine odaklanıyor. Süper modellerin yıldızlaştığı, defilelerin dev sahnelere dönüştüğü bu yıllarda moda tam anlamıyla küresel bir şova dönüşüyor. Alexander McQueen’in duygusal ve sarsıcı performansları, John Galliano’nun tarihsel fantezileri ve Karl Lagerfeld’in Chanel için yarattığı dev sahneler bu dönemin simgeleri arasında. Sergide, Lagerfeld’in 2014’te Grand Palais’yi bir süpermarkete dönüştürdüğü Chanel defilesinin mimari maketi de ilk kez sergileniyor.

Çevrimiçi defileler

Son bölüm ise günümüze ayrılmış. Pandemiyle birlikte defilelerin dijital ortama taşınması, modanın anlatım biçimini kökten değiştirmiş. Prada’nın OMA ile birlikte tasarladığı çevrimiçi defileler, Dior’un minyatür dünyaları ve Balenciaga’nın animasyon iş birlikleri, defilenin artık sadece salonlardaki izleyicilere değil, tüm dünyaya hitap ettiğini gösteriyor. Buna rağmen sergi, canlı defilenin hâlâ vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. Çünkü fiziksel deneyim, modanın duygusal etkisini güçlendiriyor.

Defilelerin sahne arkası

Serginin dikkat çekici yönlerinden biri de kıyafetlerin ötesine bakması. Podyumda birkaç dakika görülen şovun ardında çalışan set tasarımcıları, mimarlar, ışıkçılar, koreograflar, makyaj sanatçıları ve giydiricilerden oluşan görünmez bir ekip olduğunu hatırlatıyor. Küratörlerin özellikle vurgulandığı bu bölümde, modaevlerinin kullandığı özel mankenler, prova notları ve teknik detaylar öne çıkıyor. Örneğin Dior’un, kıyafetlerin gerçek bir beden üzerindeki duruşunu yansıtabilmek için mankenlerin bel ve karın bölgelerini özel olarak doldurduğu bilgisi paylaşılıyor. Sergide ayrıca aynı podyum setinin, mimari maketler aracılığıyla nasıl defalarca test edildiği de gösteriliyor. Bu yaklaşım, defilenin titizlikle planlanan, mimari ve teknik bir üretim süreci olduğunu ortaya koyuyor. Sergi böylece, modanın parıltılı yüzünün ardındaki emeği görünür kılarak izleyiciyi podyumun perde arkasına davet ediyor.

Modaevlerinin arşivlerinden gelen parçalar, defilenin aslında titizlikle tasarlanmış bir mekânsal deneyim olduğunu hatırlatıyor.

Tüm bunlar, Frank Gehry’nin çarpıcı mimarisiyle dikkat çeken Vitra Design Museum binasında sergileniyor. Gehry’nin parçalı ve heykelsi yapısı, serginin ruhuyla örtüşüyor ve ziyaretçiye modanın bir gösteri sanatı olduğunu mekânsal olarak da hissettiriyor.

“Catwalk: The Art of the Fashion Show” moda meraklılarının yanı sıra mimarlık, tasarım ve kültür-sanatla ilgilenen herkes için öğretici bir sergi. Defilenin bir kıyafeti tanıtmanın ötesinde, yaşadığımız dönemin hayallerini, korkularını ve değerlerini yansıtan bir sahne olduğunu hatırlatıyor. Bu sergi, modanın geçici değil, güçlü bir kültürel belge olduğunu gösteriyor. “Catwalk: The Art of the Fashion Show”, Vitra Design Museum’da 15 Şubat 2026’ya kadar ziyaret edilebilir.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.