Zamanın ruhunu okuyor
Dijital sanat denince son yıllarda akla gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz Beeple.
Gerçek adıyla Mike Winkelmann, kimilerine göre internet çağının en abartılı görsel üreticisi, kimilerine göre ise çağımızın çelişkilerini en çıplak hâliyle ifşa eden sanatçılardan biri.

Onu bu kadar tartışmalı kılan şey tam da yaptığı işin merkezinde duruyor: Aşırı, gürültülü, ve bilinçli biçimde fazla olan bir görsel dünya.
Beeple’ın hikâyesi gösterişli müzayede salonlarından çok önce, 2007 yılında başlıyor.
O yıl kendine bir hedef koyuyor: Her gün bir dijital görsel üretmek.
“Everydays” adını verdiği bu proje, tam 13 yıl boyunca tek bir gün bile aksatılmadan devam ediyor.
Başlangıçta bu üretim bir sanat iddiasından çok teknik beceriyi geliştirmeye yönelik bir disiplin denemesi gibi duruyor.
Ancak yıllar geçtikçe ortaya çıkan arşiv bir sanatçının dijital çağla birlikte nasıl evrildiğinin görsel günlüğüne dönüşüyor.
Beeple uzun süre grafik tasarımcı ve sahne tasarımcısı olarak çalışıyor, pop yıldızları için konser görselleri üretiyor.
Sanat dünyasının merkezinde değil, tam aksine epey dışında konumlanıyor.
Ta ki 2021’de Christie’s’te satılan ‘Everydays: The First 5000 Days’ adlı NFT eseriyle bir anda sanat tarihine geçen bir figür hâline gelene kadar.
69 milyon dolarlık bu satış, Beeple’ı da dijital sanatı da ana akım tartışmaların merkezine taşıyor.
Bunu dijital sanatın meşruiyet anı olarak görenler de sanatta çöküşün simgesi olarak okuyanlar da var.
NFT balonu kısa sürede sönse de Beeple ortadan kaybolmadı.
Aksine, üretimini genişleterek sürdürüyor.

Son yıllarda Los Angeles’taki müze sergilerinden Art Basel Miami Beach’te sergilenen robot köpeklere kadar uzanan işler yapıyor. İnsan kafalı robot köpekler hem sanat piyasasının absürtlüğüne hem de teknolojinin rahatsız edici boyutuna dikkat çekiyor.
Beeple burada yapay zekâ, gözetleme, otorite figürleri ve algoritmalarla şekillenen yeni gerçekliğimizi sahneliyor.
Beeple’ın dijital sanata bakışı da bu noktada netleşiyor.
Ona göre dijital sanat, NFT’den ibaret değil.
Blok zinciri bir araç ama asıl mesele, teknolojinin dünyayı algılama biçimimizi nasıl dönüştürdüğü.
Yapay zekayı bir tehditten çok, insan yaratıcılığını hızlandıran bir araç olarak görüyor.
“Yaratıcılık zaten her zaman yeniden birleştirme değil miydi?” sorusuyla, özgünlük tartışmalarına meydan okuyor.
Bugün Beeple, ne tamamen geleneksel sanat dünyasının içinde ne de yalnızca kripto evrenine ait.
Fiziksel heykellerle dijital sistemleri ve performansla algoritmayı birleştiren hibrit bir alanda çalışıyor.
Belki de bu yüzden bu kadar tepki çekiyor.
Çünkü işleri, beğenip beğenmemekten bağımsız olarak, çağımızın görsel ve zihinsel karmaşasını doğrudan yüzümüze vuruyor.
Beeple’ı önemli kılan da zamanın ruhunu, tüm gürültüsü ve aşırılığıyla okuyabilmesi.
Dijital çağın “beyin çürümesi” olarak adlandırılan hâlini inkâr etmek yerine onu sanatın hammaddesi haline getiriyor Beeple.
Tam da bu nedenle, rahatsız edici olsa da görmezden gelinmesi zor bir yerde duruyor.
Sende Yorum yap