Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güneyinde

Tüm dünyaya sesleniyorum: Bedeli ne olursa olsun, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz…
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu açıklamayı yaptığında takvim yaprakları 26 Haziran 2015’i gösteriyordu…
Türkiye bedeli ne olursa olsun güneyinde bir devlet kurulmasına asla izin vermeyecekti. Çünkü bu kendisi açısından varoluşsal bir tehditti… İşte o gün bugündür küresel çakalların nihayetinde Türkiye’yi üçe bölmeyi hedefleyen planına direniyor bu ülke.
7 Haziran 2015 seçimlerinde ortaya çıkan siyasi tabloyu fırsat bilen küresel çakalların en büyük kozu iplerini ellerinde tuttukları iki proje terör örgütüydü. Büyükşehirlerde patlayan bombalar ve barikat terörüyle desteklenen ayaklanma girişimleri hep bu kirli planın parçalarıydı.
O dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünyaya verdiği tarihi mesaj da, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendisine sunulan “başbakanlık” teklifini reddederek ezber bozması da ufukta beliren tehlikeye karşı devlet aklının devreye girdiğinin işaretleriydi. Türkiye kendisini Lübnanlaştırmayı hedefleyen o planı yırtıp çöpe atmaya kararlıydı.
24 Temmuz 2015’te TSK’nın İkiyaka Dağlarına başlattığı hava harekatıyla terörle mücadele konsepti değişti. Bir terör örgütü kazdığı çukurlara gömülürken uzun yıllar içinde zehirli bir sarmaşık gibi bünyeyi saran diğer terör örgütü ise devletten tasfiye edildi.
Elbette Türkiye bu adımları atarken küresel çakallar da boş durmayacaktı. Milletin bu tehlikeyi görerek 1 Kasım 2015’te Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında konumlanması planlarını alt üst etti. 15 Temmuz 2016’da
40 yıldır yatırım yaptıkları ve çok güvendikleri bir diğer kozlarını sahaya sürdüler.
15 Temmuz 2016 FETÖ darbesinin asıl amacı Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalede bulunmasını engellemekti. Başaramadılar. Milletin çelikten iradesine takıldılar.
Türkiye darbeden sadece 40 gün sonra Fırat Kalkanı ile Suriye’ye girdi. Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve diğer askeri operasyonlarla küresel çakalların “Akdeniz’e açılan koridor devlet” planına set çekti. Üstelik bunu bölgede etkili ABD ve Rusya’nın itirazlarına rağmen başardı.
Bütün bunlar olurken iç cepheyi bölme ve Türkiye’yi komşularıyla karşı karşıya getirme çabaları da tam gaz devam etti. Rus uçağının düşürülmesi, Rus Büyükelçi’ye suikast, ABD ile yaşanan papaz krizi, ekonominin bizzat ABD Başkanı tarafından hedef alınması, muhalefetin Erdoğan’a karşı destekleneceğinin bizzat ABD Başkan Adayı Biden tarafından açıklanması… Biden’ın “Ondan Suriye’de yaptıklarının hesabını soracağız” diyerek Erdoğan’ı tehdit etmesi vs.
Hepsi güneyimizde bizi tehdit edecek bir proje devlet kurulması için maruz kaldığımız planlı operasyonlardı. Başaramadılar. Erdoğan ve Bahçeli’nin devletin ali çıkarlarını öne alarak inşa ettikleri Cumhur İttifakı’na millet sağduyuyla destek oldu. Anadolu insanı küresel çakalların ekonomi kartıyla Türkiye’ye ödettiği ağır bedele rağmen devletinin yanında saf tuttu.
Türkiye’nin önündeki 100 yılı tek parça olarak planlamak için atması gereken bir adım daha vardı: Terörsüz Türkiye .. Bin yıldır kardeşçe yaşayan, kız alıp kız veren, etle tırnak gibi olan Türk ve Kürt’ü birbirine düşürmeye kararlı çakalların önünü kesmek zorundaydık.
Saha şimdi bir kez daha Suriye idi.
Suriye’de 8 Aralık 2024’te yaşanan devrim Türkiye’nin 10 yıllık haklı ve stratejik mücadelesinin bir sonucuydu. Terör örgütünün arkasında duran güçler bir bir sahadan silindi. Son 10 günde ellerindeki son kozu oynadılar. Ama yine duvara tosladılar.
Türk devlet aklı hiçbir boşluk bırakmadan Suriye sahasında taşları ustaca yerine oturttu. Artık Terörsüz Türkiye’nin önünde bir engel kalmadı.
Mücadele bitti mi? Hayır.. Ama Türkiye de Suriye de bugün dünden daha güçlü. 11 yıldır devam eden kavgada çok ağır bedeller ödedik ama bunun meyvelerini toplayacağımız günler yakın.
Bölünmedik, iki proje terör örgütünü tasfiye ettik, küresel çakallara “Bu coğrafyada benim rızam olmadan plan yapamazsın” mesajını verdik ve bu realiteyi kabul ettirdik.
Daha ne olsun.
Categories: Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güneyinde
Sende Yorum yap