Kürtler için Erdoğan örneği...

Kürtler, yoğun olarak 4 ülkede yaşıyorlar; bu 4 ülke Türkiye, Irak, Suriye ve İran.
Bu 4 ülke içerisinde Kürtlerin eşit vatandaşlık hakkına sahip olduğu tek ülke Türkiye.
Irak’ta ABD’lilerin yazdığı bölme anayasası Kürtler’e cumhurbaşkanlığı makamını verdi ama ülkeyi yöneten başbakanlık makamını Şiilere bıraktı.
İran’da Kürtlerin siyasi hakları sınırlıdır, devlet üst yönetiminde görev almalarına izin verilemez.

Suriye’de Kürtler geçmişte vatandaş dahi sayılmıyorlardı; bugün Şam’da anayasaya yazılacak Meclis’te temsil, kendi bölgelerinde Kürtçe seçmeli ders, kritik bakanlıklarda 2 numaralı koltuk, resmi Nevruz Bayramı gibi hakların kapısı açılmış durumda.
Gelelim Türkiye’ye… Eksiklere, geçmişin hatalarına rağmen, bu coğrafyada Kürtlerin en rahat yaşadığı, eşit vatandaşlık haklarından en rahat faydalandığı ülke hiç şüphesiz Türkiye. Bu bir lütuf değil ama aynı zamanda gözden uzak tutulmaması gereken bir gerçek.
★ ★ ★
Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan “80’ler karanlığı” savunulacak bir pozisyon değil.
Tıpkı Ankara’da üniversite yurdunda kalan birinin, Kürtçeden başka dil bilmeyen annesiyle konuşmasınınsantral görevlisi tarafından “Yasaklı dil” diye bölünmesi de savunulacak bir pozisyon değil.
Korku kaynaklı başka yasaklamalardan, terörle mücadele döneminde yapılan başka hatalardan da söz edebiliriz elbette.
Bunlar gerçek ama hepsinin geçmişte kaldığı da bir başka gerçek.

Bugün bir başka tablo, bir başka yaşam biçimi hüküm sürüyor Türkiye’de.
Türkiye değişti, çünkü “PKK silahlı bir mücadele verdi” düşüncesi doğru bir düşünce biçimi değil.
Bu ülkede mütedeyyin insanların 2’nci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü, üniversitelerde okumasına izin verilmeyen dönemler oldu.
Türkiye’de sadece Kürtlerin siyasi partileri kapatılmadı; mütedeyyin insanların örgütlendikleri siyasi partiler de defalarca kapatıldı.
Sonuçta terör olmadan, Türkiye korkularının boş olduğunu fark ede ede, bir çizgiye gelebildi.
Demokratikleşmeden sadece mütedeyyin insanlar değil; Kürtler ve dini azınlıklar da fayda sağladı, özgürlük ortamı genişledi.
Atılan adımlar, Türkiye’yi Kürtlerle değil terörle sorunu olan bir ülke konumuna getirdi, ortamdan herkes faydalandı.
★ ★ ★
Türkiye’de ayrılıkçılık hareketleri meselesine tersten bakmayı hiç düşünmedik.
Genel kural hep zengin kesimlerin fakir kesimlerden ayrılmayı istemesidir ya… Mesela “Ayrılıkçı Marmara Hareketi” diye bir hareket olmadı hiç.
Eğer olsaydı hiç şüphesiz Kürt ya da mütedeyyin insanların partilerinin başına gelen, o fikrin de başına gelirdi.
“Bu ne demek?” sorusunun cevabı basit: Türkiye’nin ayrılıkçı hareketlere tahammülü yok, Kürt ya da Çerkez olmak, asla fark etmiyor.
Aslında demokrasi için standart olarak gördüğümüz Avrupa’da da durum farklı değil.
“Türkiye çekincesini kaldırsın” deniyor ya; Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na çekince koyan ülkeler arasında federal bir yönetim sistemi olan Almanya da var, ayrılıkçı hareketlerin en güçlü olduğu ülkelerden İspanya da var, problem sayısı görece az olan Fransa da...
★ ★ ★
Bir süredir söylenen ve gerçekle ilişkisi sorunlu bir tez var: “Orta Asya’dan gelip, bizim topraklarımıza yerleştiniz.”
Bu söylem bir değil, iki açıdan sorunlu bir söylem:
- Kızılderililer ABD’nin asıl sahibi değiller. Bir, iki rezervuar alanda yaşıyorlar; az sayıda vergi indirimi avantajları var.
- Bugünkü Fransa’yı oluşturan nüfus aslında Germen kökenli.
- Anadolu’da, Kürtlerin yaşadığı coğrafyadan Helenler de geçti, Persler de... Kaç Büyük İskender efsanesi var bölgede, sayabilen var mı?
Dünya üzerinde kimin hangi toprakta, ne kadar asırdır yaşadığına dayanan bir siyasi aritmetik yok.
Kaldı ki, 1071 Malazgirt Savaşı’nın Türklerin Anadolu’ya gelişi değil, dönüşü olduğunu gösteren arkeolojik buluntuların sayısı giderek artıyor.
Bunun bir önemi yok ama dediğim gibi tarih yarıştırmak yerine ortak tarihe bakma zamanında olmalıyız.
★ ★ ★
Kürtler aldatılmış ve kullanılmış bir tarih yaşadılar, doğru.
İngilizlerden Sovyetler’e kadar çok şey vaat edildi; sonra ellerinde kalan bir hiç oldu.
Bir de Türkiye Cumhuriyeti var… Saddam tankları, kimyasal silahlarıyla üzerlerine yürüdüğünde sınırlarını açan ülke.
Okulda, askerde, Meclis’te, hapishanelerde olan vatandaşını etnik kimliğine göre ayırmayan, istatistiğini tutmayan ülke.
Coğrafyalarındaki Kürtlerin bugünlerde öfkeli olmalarını, kendilerini kırgın hissetmelerini anlamamak elde değil, kandırılmışlık travmaları hortladı.
Bunun çaresi, kandıracak başka ülkeler bulmak değil, Kürtlerin eşit vatandaş olarak yaşadıkları Türkiye’nin daha gelişmesi, daha demokratik bir ülke olması için siyasette var olmak; Erdoğan’ın yaptığı gibi meşruiyeti silahta değil halkın desteğinde aramaktır.
Bu duygusallık geçtiğinde, gerçek kabullenildiğinde yapılması gereken Türkiye’yi tüm bölge için ideal ülke haline getirme mücadelesi olmalı.
Bunun yolu da siyasetten, seçimlerde sadece etnik bir kökenin değil, herkesin oyunu arama çabasından geçiyor.
Terörsüz Türkiye, işte bu kapıyı açıyor, bunu vaat ediyor herkese.
Bunu görmek ve tarihin, aklın ve ortaklık duygusunun içini doldurmak lazım. Bunu tek başına ne Türkler yapabilir ne de Kürtler.
Ne yapacaksak yine beraber yapacağız…
Sende Yorum yap