s

Çorum’un nabzı sokakta atıyor

Geçen hafta Çorum’da iki gün geçirdim. Bir şehri tanımak istiyorsanız, bilen biriyle gezmeniz gerekir derler, ben de öyle yaptım. Çorum’da gazeteciliği masa başında değil sokakta yapan arkadaşım Hacı Odabaş’ı aradım. Şehrin ruhunu bilen, sokağın dilini okuyan bir isimdir. Sağ olsun, iki gün boyunca bana eşlik etti.

Şehirde ilk dikkatimi çeken şey, kentin tertemiz oluşuydu. Sokaklar düzenli, kaldırımlar bakımlı, trafik sakin ve saygılıydı. Avrupa şehirlerinde görmeye alıştığımız refleks burada doğal bir alışkanlık hâline gelmiş. Yaya yolun karşısına geçecekse araçlar mutlaka duruyor. İki gün boyunca yol vermeyen tek bir sürücüye bile rastlamadım. Şehrin birçok noktasında kamera var, kör nokta neredeyse yok.

İlk gün sokak sokak dolaşıp notlar aldım. Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın şehirde ne kadar sevildiğini anlatmak için uzun cümlelere gerek yok; bunu yaşamak gerekiyor. Kiminle konuşsam “Her gün sokakta, her gün bizimle” diyorlardı. Bu sözleri duyunca kendisini aradım. Cevabı çok netti: “Sabah erkenden meydanda, saat kulesinin önünde buluşalım.”

Sabah buluştuk. Selam vermekten, selam almaktan yürümekte zorlandık desem abartmış olmam. Çorum denilince çoğu insanın aklına hemen leblebi geliyor ama şehir bundan çok daha fazlası.

Çorum, gerçekten güçlü bir mutfağa sahip. Başkan ile ilk durağımız, şehrin binlerce yıllık geçmişini yansıtan ve aslına uygun şekilde restore edilen Velipaşa Hanı oldu. Burası hem tarihi yaşatan hem de şehre canlılık katan çok özel bir alan. Gastronomi demişken, şehirdeki sosyal tesislerin yoğunluğu da dikkat çekiyor; 17 tesis var ve hepsi dolu.

Kısa bir şehir turuna çıktık. Modern kaldırımlar, kışın ısıtılan, yazın soğutulan otobüs durakları gerçekten etkileyici. Otobüs beklerken üşümüyor, yazın bunalmıyorsunuz. Küçük ama hayatı kolaylaştıran dokunuşlar.

Başkan’ın şehre kazandırdığı projeleri saymak uzun sürer ama Bedesten’den söz etmeden geçemem. Tarihi dokuyla modern yapının birleştiği bu alanda, Çorum’da üretim yapan firmalar, kadınların el emeği ürünleri, köylerden gelen et, süt, peynir, reçel gibi doğal ürünler Halket Satış Mağazalarında satılıyor. Üreticiyle tüketici arasında doğrudan bir bağ kurulmuş.

“Ben Çorum’a gidemem” diyenler için de güzel bir sistem var. Hanımeli Yöresel Ürünleri online platformdan sipariş edilebiliyor. Hediye için de çok doğru bir adres.

Bedesten’e gelenler için Halk Lokantası ve sosyal tesisler düşünülmüş. Üst katın özellikle ailelere yönelik planlanması ayrıca dikkat çekici.

Çorum Belediyesi Aile Yaşam Merkezi ise işin sosyal tarafını başka bir boyuta taşıyor. Anneler bebekleriyle gelip rahatça vakit geçirebiliyor, bebek odaları var. Çocuklu aileler sanatsal atölyelerde zaman geçiriyor. Oyun alanlarından Playstation bölümlerine kadar her şey düşünülmüş. Çorum’un “anne dostu şehir” olma iddiası burada daha net görülüyor.

Başkan Aşgın, yalnızca Çorum’u değil, Türkiye’yi ve dünyayı kapsayan bir “anne dostu şehirler ağı” kurmak istediklerini anlattı. Önce Çorum’da modeli oluşturacaklarını, ardından bu unvanı almak isteyen belediyeler için kriterler belirleyeceklerini söyledi.

Başkan’dan sonraki durağım Çorum Valisi Ali Çalgan oldu. Çorum’un sadece leblebiden ibaret olmadığını, mutfağıyla, tarihiyle ve kültürüyle güçlü bir şehir olduğunu vurguladı. Yerli ve yabancı turistlerin mutlaka görmesi gerektiğini söyledi. “Kentimize daha fazla turist gelmesini istiyoruz” cümlesi, Çorum’un artık kendini daha güçlü anlatmak istediğini gösteriyor.

Gelelim esnafa. Çorum Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Recep Gür, Hazine destekli krediler konusunda önemli bir uyarı yaptı. Esnaf için verilen kredilerle çiftçi için verilen kredilerin tek başlık altında toplanmasının her iki tarafı da zorlayacağını söyledi. Ayrı ayrı devam etmesinin daha sağlıklı olacağını vurguladı.

Bir başka sorun ise sigortalı görünenlerin bu desteklerden yararlanamaması. SSK’lı ya da Bağ-Kur’lu olan birçok kişi aslında kendi namına çalışan esnaf. Kendi sigortasını ödeyen, yıllardır bu şekilde ayakta duran insanlar sadece “sigortalı” göründüğü için sistemin dışında kalıyor. Bu tablo adil değil.

Son durağım Çorum İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Kaya oldu. Yılda yaklaşık 60 bin ton süt topladıklarını söyledi. 550 köyde süt toplama merkezleri var. Üreticinin 10 litre sütü de alınıyor, 1000 litre sütü de. Ürün elde kalmıyor, üretici yalnız bırakılmıyor.

Bu tablo, Çorum’un tarım ve hayvancılıkta ne kadar planlı ve sahiplenen bir anlayışla ilerlediğini gösteriyor. Belediye, esnaf, üretici ve çiftçi aynı zincirin halkaları gibi çalışıyor. Şehri güçlü kılan da tam olarak bu bütünlük.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.