s

Bana futbolun mabedini yapabilir misin Abidin?

Franco’nun zulmüne karşı direnirken ikiye bölünüp, çatışmalar yaşamış bir şehirde futbolun mabedi sayılan Barcelona’nın Spotify Camp Nou Stadyumu’ndayım. Bu kadar emek yoğun bir başka deneyim daha görür müyüm bilmiyorum ama Camp Nou tamamen bittiğinde dünyanın en büyük 5. stadyumu ve hepimizin gurur kaynağı olacak.


Beton ve demirin karışımıyla bir stadyum inşa edebilirsiniz elbette ama insan ruhu olmazsa elinizde sadece bir stadyum kalır. Örnek mi, İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadyumu, devasa bir yapıdır ama ne futbol ne de başka bir sporun mabedidir. Barselona denilince çoğu kişinin aklına Camp Nou Stadyumu gelir ama ben hep Abidin Dino’yu düşünürüm Barselona’da.

Abidin Dino, Sovyetler Birliği’nden sonra geldiği Fransa’da ilk iş olarak Franco Diktatörlüğü’ne karşı savaşan Gönüllü Tugaylar’a katılmak için başvuruda bulunmuştu. Bu başvuru kabul edilmedi. Zira iç savaşın sonları geliyordu ve İspanya’da cephede olan Gönüllü Tugaylar’daki binlerce insan daha fazla kayıp yaşamaması için evlerine yollanıyordu.

Abdin Dino, Sovyetler Birliği’nden gelmiş, gönüllü olmak istemişti, o sırada Moskova’daki iktidarın sahibi Stalin bir yandan Cumhuriyetçiler’i destekler gözüküyor ama el altından hükümetten bağımsız gelişen işçi direnişini baltalayacak adımlar atıyordu. O dönem Türkiye Komünist Partisi de İspanya’da yaşananlara sırtını çevirmiş sonra bu karar parti içerisinde uzun yıllar süren tartışmalara neden olmuştu.

İSPANYA İÇ SAVAŞINDAKİ TÜRKLER...

Faşist Franco kuvvetlerine karşı savaşan Uluslararası Tugaylar’a dair çok bir bilgi yok. Bilinen gönüllerinin ülkelerine göre tugaylara ayrıldığı. Bugüne ulaşan nadir belgelerden bazıları ABD, Kanada ve İngiltere’den gelen gönüllülerin oluşturduğu Abraham Lincoln taburuna ait. Bu tabur, iç savaşın en kanlısı diye bilinen Jarama Muhaberelerine katılmıştı. Toplam 19 gün süren muharebelerde yüzlerce kayıp yaşadılar.

Sürpriz bu ya, Abraham Lincoln Taburu’na dair bilgilerde İspanya iç savaşına katılmış Türk vatandaşlarına dair bilgiler var. Araştırmacı Ferit Burak Aydar “National Archives” nezdindeki KV5/115 numaralı belgeye istinâden, Uluslararası Tugaylar’a Türkiye’den 47 yaşındaki Mustafa İbrahim’in katıldığını yazmıştı. Hasan İzzettin Dinamo da, Türkiye’den Amerika’ya eğitim için giden Ahmet Şazi isimli bir öğretmenin Gönüllü Taburlara katıldığını ve Madrid’de ağır yaralıyken öldürüldüğünü yazmıştır.

Bir de Sökeli toprak ağası Fahri Tanman’dan söz edilir. Kesin olmamakla birlikte Franco’nun safında savaştığına dair geçmişte yazılar yayınlanmış. İsimlerin çok da önemi yok ama o zaman direnişin sembolü olan Barselona’da yaşananlara dair başka okuduklarım da vardı.

Mesela Franco’ya karşı direnirken, Barselona içerisinde anarşistler ile partililer arasında yaşanan ve çatışmalara dönen kavgalar. İspanya iç savaşının dehşeti ve faşist diktatörlüğe karşı direnişe dair çok şey söylendi, yazıldı, çizildi.

Katalonya Meydanı’ndan denize doğru inen La Rambla Caddesi’ndeki bir otelde konaklayan George Orwell ile Ernest Hemingway’in satırları Robert Capa’nın fotoğrafları dünyaya çok şey anlattı ama bu iç çatışmanın dinamiklerini asla öğrenemedik. Barselona’da fabrikaların sahipsiz, yöneticisiz çalıştığı bir dönemdi sözünü ettiğimiz...


BARSELONA’DA BİR TÜRK FİRMASI...

Franco’nun zulmüne karşı direnirken ikiye bölünüp, çatışmalar yaşamış bir şehirde futbolun mabedi sayılan Barcelona’nın Camp Nou Stadyumu’nun inşaatı nedense bana aynı duyguyu yaşattı. İspanya’nın global markası, Katalan ruhunun sembolü sayılan, Barcelona’nın stadyumu belli ki herkeste aynı heyecanı yaşatmamış. Nereden biliyorsun diyeceksiniz, o şantiyeye ilk Milliyet’in Yılın Sporcusu Ödülleri Jüri Toplantısı için gitmiştim, yakınlarda bir metro inşaatı da vardı. Son gittiğimde metro inşaatı tamamlanmış ama stadyumun inşaatı sürüyordu. Sebebini sordum, metro inşaatının haftanın 7 günü devam etmesine izin verilmiş ama stadyumun inşaatında haftada sadece 5 gün çalışılabilmiş.

Caddeleri çamurdan korumak için kamyon lastiklerinin şantiye dışına çıkarken yıkanmak zorunda kaldığı bir inşaat alanında dolaşmanın da çok sıkı kuralları var. Barcelona maçlarını birkaç aydır inşaatı devam eden stadyumunda oynuyor ama bu maçlardan 24 saat önce stadyumun teslimini ve tüm işlerin durmasını gerektiriyor aynı zamanda. Fakat tüm bu tanımlamalar işin gerçeğini anlatmaya yetmiyor.

Barselona’da yeni bir stadyum yapılmıyor, eski stadyumun çevresine yeni bir stadyum inşa ediliyor.


HER SOSYAL MEDYA MESAJI, HER HABER...

Yıllar önce, Arda Turan’ınmenajeri demişti ki, futbolcusunu Barcelona’ya getirmek isteyen her menajer takımdaki futbolcularla ilgili olumsuz haberleri bir şekilde kulüp yönetimine iletir. Bunun aynısını stadyum inşaatında da gördüm. Geçen pazar oynanan maçta devam eden çatı inşaatından akan sular her yerde haber oldu.

İspanyol medyasında inşaata dair çıkan eleştiri haberlerinin sayısı da arttı. Burada takımın bir an önce yeni stadyuma tam olarak kavuşmasını isteyen taraftar tepkisi yok. Aksine İspanya’da güçlü olan sendikaların ve inşaat şirketlerinin ısrarlı çabası var. Barcelona Kulübü, bugüne kadar inşaat süreciyle ilgili tek bir olumsuz açıklama yapmadı. Onlar nasıl çalışıldığını, neler yapıldığını biliyorlar ama bir güç ısrarla süreci gündemde tutuyor. Kötülenen sadece Limak değil Türkiye’nin dev inşaat projelerindeki başarısı oluyor.


YIKIP YAPMAK DAHA KOLAYDI...

1954’te yapımına başlanmış bir stadyumda iş yapmak kolay değil. Her kolonun röntgeni çekiliyor, incelmiş demirler değişiyor. Yağmurlu havalar için açılan gider alanları izin verilen büyüklükte yapılıyor. Aynı anda stadyumda binlerce kişilik VIP locaları inşa ediliyor, çatının bağlanacağı çelik işçiliği yapılıyor. İşin başında, dev şantiyelerde uzun yıllar yöneticilik yapmış, Reşit Yıldız’a yıkıp yapmak daha kolay değil miydi diye sordum, kesinlikle öyleydi dedi.

Biten yerleri gördüm, onarılan yüzlerce kolonu, yeni yapılan yerleri de. Stadyum inşaatı bürokrasi nedeniyle çok daha uzun sürecekken çabayla gecikme sadece 8 aya düşürülmüş. Bu kadar emek yoğun bir başka deneyim daha görür müyüm bilmiyorum ama Camp Nou bittiğinde dünyanın en büyük 5. Stadyumu ve hepimizin gurur kaynağı olacak...

CAMP NOU’NUN HİKAYESİ...

Barcelona 1899 yılında kuruldu ama ilk stadyumuna 1909 yılında kavuştu. İlk stadyum 6 bin kişi kapasiteli olarak inşa edildi. 1920’li yıllar boyunca takımın ünü arttıkça seyircisi de arttı ve 1922 yılında 22 bin kişi kapasiteli ‘Les Corts’ stadyumu inşa edildi.

STADYUM İHTİYACI DOĞURAN ADAM: KUBALA...

Macar futbolcu Ladislau Kubala’nın Barselona’ya transfer olması Camp Nou’nun hikâyesini başlattı demek yanlış olmaz. Üst üste 2 şampiyonluğun ardından 1950’de yapılan bu transfer ve taraftar ilgisi artık yeni bir stadyum ihtiyacı olduğunu herkese kabul ettirdi. İlk Camp Nou’nun temeli 1954’te atıldı, temele o dönem forma giyen futbolcuların ayakkabılarını gömme geleneği de o tarihte başladı. Üç yıllık inşa sürecinden sonra açılan ve halk arasında yeni saha diye adlandırılan Camp Nou 1957’de yaklaşık 83 bin kapasiteyle açıldı. Bu kapasitenin yarıya yakını oturarak yarıya yakını da ayakta maç izliyordu.1980’de stadyumun genişletilmesine karar verildi. 1982’de çalışmalar tamamlandığında kapasite 71 bin oturan 50 bin ayakta toplam 121 bin kişiye çıktı.1994 yılında ayakta durma alanları kaldırılarak stadyumun kapasitesi 99 bine düşürüldü.

SPOTİFY CAMP NOU

Camp Nou, sadece Barselona’nın evi olmadı. Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonlar Ligi finali, Olimpiyat finali, Süper Kupa finali gibi dev organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Mart 2022’de Spotify tam 280 milyon euro ödeyerek stadyumun adının başına kendi adını ekledi. 2023’te yıllar önce verilen karar hayata geçirildi ve Camp Nou’nun yenilenmesi ve etrafına yeni bir stadyum çeperi daha inşa edilmesine karar verildi. Açılan ihaleyi, Kuveyt’te inşa edilen hava limanı ve Çanakkale Köprüsü’ndeki başarılarına bakılarak Limak kazandı.

BARCELONA TARİHİNDEN İLGİNÇ ANLAR

GAZETE İLANIYLA KURULAN KULÜP: Barcelona takımı 1899 yılında İsviçreli Joan Gamper öncülüğünde kuruldu. Resmi olarak 29 Kasım 1899 tarihinde kurulan kulübün ilk futbolcularını gazete ilanıyla aradığı bir efsane olarak hâlen anlatılır.

BAŞKANI ÖLDÜRÜLEN KULÜP: 1936 yılında Franco’nun askerleri kulüp başkanı JJosep Suñol’u sol bir partiye üye olduğu gerekçesiyle vurarak öldürdüler.

REAL MADRİD’E 11-1 KAYBEDİLEN MAÇ: 1943 yılında Barcelona ve Real Madrid savaş sonrası ilk kez bir Kral Kupası mücadelesinde karşılaştılar. İlk maçı Barcelona 3-0 kazandı. Franco’nun faşist falanj diktatörlüğü bu sonuçtan hiç hoşlanmadı. Franco’nun talimatıyla Barcelonalı futbolcular tehdit edildi, silinen İç Savaş suçları dosyalarının yeniden açılacağı dahil her türlü baskı yapıldı. Sonuç mu? İlk yarı 8-0, maç 11-1 Real Madrid üstünlüğüyle sona erdi. Kaderin cilvesi o maçtan sonra Franco ölünceye kadar Barcelona kupayı tam 8 kez kazandı.

BARCELONA BATMAKTAN NASIL KURTULDU?İspanya İç Savaşı futbolu durdurunca Barcelona takımı ciddi bir mali krize girdi.1937’de neredeyse iflasın eşiğine yaklaşan Barcelona’yı kurtaran şey bir Meksika turnesi oldu. Manuel Mas Serrano adında Meksikalı bir iş adamı 15 bin dolar ve masrafları üstlenerek Barcelona’yı Meksika turnesine götürdü. Takım Meksika’da 4, ABD’de 4 maç yaptı.16’sı futbolcu toplam 20 kişilik kafileden 12 kişi Meksika’ya iltica edince faşist Franco’nun Barcelona’ya olan nefreti daha da arttı.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.