Çizik bir karizma, utanmaz bir gülüş...


Maskeler palyaçoları hep gülüyormuş gibi gösterir ya, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in son dönem yüzündeki sabit mimikle gülümseme de palyaço maskeleri gibi duruyor.
Bu eğreti gülümsenin birden çok sebebi var.
Mesela Birleşmiş Milletler’de Geçici Güvenlik Konseyi Üyesi olan Pakistan, yıllardır otomatik şekilde geçen Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü tasarısı oyununu bozdu, metne Türkiye lehine satırlar eklenmesini istedi.
Hristodulidis, palyaço maskesinin ardından konuştu, bunun önemli bir gelişme olmadığını, Pakistan’ın hep Türkiye’nin yanında durduğunu söyledi.
Hristodulidis, Pakistan’ın duruşunu din kardeşliği olarak anlatsa bile asıl tokadı Fransa’dan yedi.
Fransız Yargıtayı, Rum Yönetimi’nin İran asıllı KKTC vatandaşı Behdad Jafari hakkında çıkardığı Avrupa Tutuklama Müzekkeresinin uygulanmasını reddeden Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi kararını onayladı.
Güney Kıbrıs’ın tutuklama talebi, 1974 öncesi Rumlara ait topraklara yapılan binalarla ilgiliydi.
Mahkeme gerekçeli kararında, Rum tarafının sunduğu bilgilerin “iddia düzeyinde” kaldığına ve Fransız hukukuna göre suç değerlendirmesi yapılmasına imkân vermediğine dikkat çekti, iddiaların, AB hukukunun uygulanmadığı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin etkin kontrolü dışında kalan Kuzey Kıbrıs’ta yaşandığına vurgu yaptı.
Yani Kıbrıs Rum Yönetimi’nin müzakere başlıkları arasında en önemli yeri tutan mülkiyet meselesini bireyler üzerinden kriminalleştirme çabası Avrupa’da karşılık bulmadı.
★★★
Hristodulidis’in karizmasını çizen sadece bu gelişmeler olmadı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı görüşme de Rum Yöneticiyi oldukça zor durumda bıraktı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Cuellar’ın gözetiminde yapılan görüşmede Erhürman masaya 4 madde koydu.
Rum Yönetimi’nin başındaki kişiyi en rahatsız eden gelişme Erhürman’ın resmi müzakerelere başlamak için yerine getirilmesini istediği usul maddeleri.
Erhürman, Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğinin BM tarafından teyit edilmesini, müzakerelere zaman sınırı konulmasını, Rumların yine masayı terk etmesi halinde KKTC’ye izolasyonların kaldırılmasının baştan kabul edilmesini istedi.
Tüm ceplerinde, “Türkler anlaşma istemiyor” yazılı kağıtlar olan, başka cümle bilmeyen Hristodulidis’in ezberi fena halde bozuldu. Erhürman, taleplerinin arasına Devlet Başkanlığı’nın Türk ve Rumlar arasında dönüşümlü olması isteğini de ekledi.
1960 Kurucu Antlaşma’da Devlet Başkanlığı Rumlara, Başkan Yardımcılığı Türklere verilmişti, Rum Yönetimi’nin başındaki kişi açısından tam bir soğuk duş oldu.
★★★
Hristodulidis’in karakteri hakkında Yunanistan’daki gazeteci arkadaşlarımın anlattıkları dahi bir tartışma başlatmak için yeterli olur ama kurnazlığı tartışmaya tamamen kapalı.
Erhürman hukuk doktorasının avantajlarını kullanırken, Hristodulidis de, siyaset bilimi doktorasının hakkını vermeye çalışan adımlar attı. Masaya karşı öneri olarak koyduğu beş madde, aslında uzlaşı arayışı değil, Ankara ile Kuzey Lefkoşa arasında gerilim yaratma, sorunun çözümüne yönelik farklı bakışı kaşıma amacı taşıyor.
Hristodulidis elbette iyi niyetli değil, elbette uzlaşı değil, Türkiye’den sert bir hayır alma arayışında.
Bu hayır geldiğinde her cebinde olan “Türkler anlaşma istemiyor” kağıtlarından birini çıkarıp okuyacak.
Yine de bu görüşmenin Genel Sekreter’in Özel Temsilcisi’nin gözetiminde yapılmış olması önemlidir, zira Hristodulidis, tıpkı rüşvet videosunda olduğu gibi içeride olanı dışarıda bambaşka anlatmaya müsait bir karakter.
★★★
Hem Birleşmiş Milletler’e hem de Avrupa Birliği’ne açık bir çağrıda bulunayım burada:
Türkiye’ye “İşgalci”, Rum tarafına “AB demokrasisi” diyorsunuz ya,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde her Allah’ın günü Türkiye’ye saldıran bir gazete çıkıyor, adı Avrupa Gazetesi.
Rum tarafında Yunanistan’ı her gün eleştirecek bir tane gazete bulabilir misiniz, bir bakın bakalım.
Kıbrıs’ın kuzeyinde kimse etnik kökeni ya da inancı yüzünden çetelerin saldırısına uğramıyor, Güney Kıbrıs’ta yüzleri siyah maskeli motosikletli faşist ELAM çeteleri neler yapmış, kaç kişi yakalanmış bir bakın bakalım.
Kuzey Kıbrıs’ta kurulu, Birleşik Kıbrıs Partisi gibi partilerin başındaki isimler Rum Başkanlık Sarayı’nda, Hristodulidis ile buluşup, Türkiye’yi şikâyet edebiliyorlar. Mesela AKEL’in Genel Sekreteri, Türk tarafına geçip, Başkanlık Sarayı’nda Tufan Erhürman ile görüşse, Yunanistan’ı şikâyet etse ne olur acaba?
Demokraside çifte standarda alıştık ama en azından ahlakın çifte standardı olamaz değil mi?
Brüksel ve New York, şimdi Hristodulidis’e, siyasi eşitliği neden kabul etmiyorsunuz diye sorabilir mi?
Dönüşümlü Başkanlığı zaten kabul etmiyorlar zira onlar Türkleri eşit vatandaş değil azınlık olarak görüyorlar.
Gerçekte kim barış yanlısı, kim eşitlikçi, işte meydan orada.
Dikkatle bakarsanız palyaço maskesindeki gülümsemenin tamamen sahte olduğunu fark edeceksiniz...
Not: Avrupa Gazetesi’nin sosyal medya hesaplarına “Namık Kemal “Vatan yahut Silistre’yi yazmıştı, sahibiniz Şener Levent de Vatan yahut Euro’yu yazıyor” diye notumu bırakalı bir ay oldu, halen cevap alamadım…
Sende Yorum yap