Kantin solculuğuyla buraya kadar

Tarih 3 Mayıs 1999..
Fazilet Partisi’nin başörtülü milletvekili Merve Kavakçı’nın TBMM’de yemin ederek göreve başlaması DSP’nin kürsü işgali ile engellendi.
Tarih 11 Şubat 2026… Adalet Bakanı Akın Gürlek’in TBMM’de yemin etmesi CHP’nin kürsü işgali ile engellenmek istendi. CHP’nin çabası sonuçsuz kaldı, Gürlek yemin ederek göreve başladı.
Yukarıdaki iki olay aslında Türkiye’nin yakın tarihinin kısa bir özeti. 27 yıl önce seçilmiş bir milletvekilinin yemin etmesi kaba güçle engellenebiliyordu. Ülkenin Cumhurbaşkanı da dahil herkes bu hoyratlığa alkış tutuyordu üstelik. Köprülerin altından çok sular aktı.
Türkiye artık eski Türkiye değil.
Eski Türkiye’den bugüne değişmeden gelebilen sadece CHP oldu. Çarşamba günü TBMM’deki o skandal görüntülerle bunu bir kez daha kanıtladılar. Israrla ve hâlâzamanın ruhunu okuyamıyor, milletle eskisi gibi inatlaşıyorlar.
Bayatlamış parlamenter sistem ve içtüzük oyunlarıyla TBMM çatısı altında kantin solculuğu yaparak bir bakanın yemin etmesini engellemeye çalışmak nedir Allah aşkına?
Ne geçti elinize? Akın Gürlek yeminini etti. Erdoğan sizi bir kez daha ters köşe yaptı. Hepsinden geçtim; kürsü önünde tekme tokat kavga ederken Grup Başkanvekillerinizin arkada Akın Gürlek’i tebrik ettiği ortaya çıktı!
50 kadar CHP milletvekilinin parti yönetiminin çağrısına rağmen kürsü işgaline destek vermemesi ve oturdukları yerden kavgayı izlemesi zaten her şeyi anlatıyor. CHP yönetiminin aldığı kararlara CHP’nin milletvekilleri bile inanmıyor!
CHP o kadar yönetilemiyor ki; 16 yaşındaki bir kız çocuğunu taciz ettiği iddia edilen belediye başkanını bile görevden almayı akıl edemiyorlar! Onların yapamadığını yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yapıyor! Milletin tüm bu savruluşlarınızı görmediğini mi zannediyorsunuz?
CHP an itibariyle anketlerde iktidar partisiyle başa baş çıkabilir, hatta 1-2 puan önde göründüğü anketler de vardır. Ama bu durum kimseyi yanıltmasın. Sen ekonomik şartların bu kadar ağırlaştığı bir dönemde iktidar partisiyle makası açamamışsın. Yarın seçim sürecine girildiğinde tıpkı geçen seçimde olduğu gibi bambaşka bir tablonun ortaya çıkması kaçınılmaz. Seçimlerde sosyal medya değil sandığa giden sessiz çoğunluk belirleyici olacak.
CHP yönetimi ne kadar farkında bilmem ama bizim millet, günlerini kantin solculuğu yaparak geçiren bir muhalefete mührü kolay kolay vermez.
İstanbul’da bir olmak
Önümüzde bir yerel seçim yok. Ancak AK Parti İstanbul İl Başkanlığı sanki yarın seçim olacakmış gibi kolları sıvamış durumda. Hafta başında gerçekleştirilen “İstanbul’da Bir Olmak Ruhumuzda Var” buluşmasından İl Başkanı Abdullah Özdemir’in verdiği anket sonuçları çok tartışıldı.
Aslında Özdemir’in konuşmasında dikkat çeken tek detay anketler değildi. Siyasetin hızlı gündeminde çoğu zaman geri planda kalan teşkilat hafızasını özellikle vurgulaması, salonda farklı bir duygu oluşturdu. Eski ve yeni dönem kadroların aynı çatı altında buluşması yalnızca bir organizasyon değil, kurumsal sürekliliğin açık bir mesajıydı.
Siyasi hareketleri ayakta tutan şey sadece güncel başarılar değil, biriktirilmiş emektir. Özdemir, İstanbul’un siyasi serüvenini anlatırken bu emeği görünür kılmaya çalıştı. Bu yaklaşım aynı zamanda genç kadrolara sessiz bir hatırlatma niteliği taşıyordu: Geçmişle bağ kurmadan gelecek inşa edilemez. İstanbul gibi hafızası güçlü bir şehirde siyasetin de hafızayla yürümesi bu nedenle şaşırtıcı değil. O akşam verilen asıl mesaj, bir seçim hazırlığından çok bir aidiyet çağrısıydı.
Gelelim anketlere.. Sunumda paylaşılan İstanbul anketleri, son bir yılın sahadaki çalışmasının sayısal karşılığını da ortaya koydu. AK Parti’nin milletvekilliği oy oranının %32,6’dan %36,2’ye yükselmesi dikkat çekerken, İstanbul Büyükşehir Belediye tercihinde de 2024 seçimlerindeki %39,6 seviyesinden güncel ölçümlerde %41,7 bandına uzanan bir toparlanma görülüyor. Bu tablo ani bir sıçramadan çok kademeli bir hareketi işaret ediyor.
Genel tabloya bakıldığında, Bahçelievler’de verilen birlik ve aidiyet mesajı ile sahada sürdürülen yoğun temasın birbirini tamamlayan bir strateji olarak öne çıktığı görülüyor. Teşkilat hafızasını canlı tutan, geçmiş birikimi görünür kılan ve sahadaki sorunlara doğrudan temas eden bu çizgi, İstanbul siyasetinde yalnızca seçim odaklı değil, süreklilik esaslı bir siyasi çalışma anlayışının güçlenmeye başladığını gösteriyor.
Categories: Kantin solculuğuyla buraya kadar
Sende Yorum yap