s

Irak’ta üç senaryo

Irak, 11 Kasım 2025’te sandığa gitti ve her seçim sonrasında olduğu gibi başbakanlık pazarlıkları yine siyasal sistemi kilitledi. Şiî gruplar, İran destekli eski Başbakan Nuri El Maliki’yi aday çıkardı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘‘El-Maliki geri dönerse Irak’a yardımı keseriz’’ tehdidi Şiî gruplar arasında farklı seslerin yükselmesine yol açtı. Dahası bu kez Kürtler arasında da bir görüş ayrılığı var. İki Kürt grup Cumhurbaşkanı ismi konusunda henüz uzlaşamadı. Tüm süreçlerin birbirine bağlı olduğu Irak’ta, siyaset, bu karmaşık denklemden çıkmanın yolunu arıyor.

Nuri El-Maliki sancısı

Seçimde mevcut Başbakan Muhammed Es-Sudani’nin koalisyonu birinci çıkmış, 329 sandalyeden yaklaşık 50’sini kazanmıştı ama bu hükümet kurmak için yeterli olmamıştı. Ne zaman ki parlamentodaki Şiî gruplar ‘Koordinasyon Çerçevesi’nde’ birleşti ve Eski Başbakan Nuri El-Maliki’yi aday gösterdi, çarşı karıştı. Zira İran destekli El-Maliki’nin ilk başbakanlığı döneminde yürüttüğü mezhepçi politikaların Irak’ta yarattığı tahribat hâlâ hafızalarda.

Trump’ın kılıcı

Trump’ın 27 Ocak’ta ‘El-Maliki’nin başbakan olması durumunda ABD’nin Irak’a tüm yardımları keseceğini’ söylemesi ülkenin tepesinde ‘Demokles kılıcı’ gibi duruyor. ABD, 2024’te Irak’a (%52,5’si ekonomik, %47,5’si askeri harcamalar için) toplamda 371,1 milyon dolar yardım yaptı.

Bir diğer risk de Trump’ın New York Federal Rezerv Bankası’nda (NY Fed) petrol satışından gelen paraların tutulduğu ‘Irak Petrol Gelirleri Hesabı’nı (OPRA) kontrol altına alması. 2003 işgali sonrası Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1483 sayılı kararıyla oluşturulan sisteme göre bu hesap Irak devletinin mülkiyetinde ama para akışı ABD’nin kontrolünde. Herhangi bir karar, Irak için maaşlarının ödenememesi ve ekonomik çöküş demek.

Şiî gruplar Trump’ın açıklamalarına tepki gösterse de El-Maliki’ye bir dönem daha başbakanlık vermenin maliyetinin çok yüksek olacağını görüyor. Hal böyle olunca, Washington’ı ürkütmeyecek ama İran ile bağlarını koruyabilecek bir ‘uzlaşı adayı’ belirlenebilir.

Kürt kilidi

Irak’ta 2003 sonrası oluşan “muhasasa” sistemi başbakanlığın Şiîler’e, Meclis Başkanlığı’nın Sünniler’e, Cumhurbaşkanlığının da Kürtlere verilmesi teamülünü getirdi. Geçmişte hükümet pazarlıklarında kilidi açan Kürtler, bu kez Cumhurbaşkanlığı için ortak aday belirlemeyince süreci kilitleyen taraf oldu. Çünkü Irak Anayasası’na göre, hükümetin kurulabilmesi için önce Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı, parlamentoda üçte iki çoğunlukla seçildikten sonraki 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blokun adayını başbakan olarak görevlendiriyor.

Bu süreçte Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Fuad Hüseyin’i, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ise Nizar Amedi’yi aday belirledi. Çarşamba günü görüş ayrılıklarını aşamayan ve adaylarını teke indiremeyen KDP ve KYB yetkilileri pazar günü yeniden buluşacak. Ancak Cumhurbaşkanlığı adaylığının yanı sıra Kuzey Irak’ta seçimlere rağmen kurulamayan hükümet ve bakanlık pazarlıkları da uzlaşı ihtimalini zorlaştırıyor.

Başbakanlık krizi nereye varacak?

Kürtler ‘tek adayda’ uzlaşsa da krizin aşılması için El Maliki’nin başbakanlık yolunu kapatmaya çalışan grupların cumhurbaşkanlığı seçimini boykotunun da bitmesi gerekiyor. Çünkü yeterli çoğunluk olan 220 milletvekili giremediği için Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılamadığını da biliyoruz.

Irak’ın önünde artık üç senaryo var: 1- Şiî grupların El-Maliki isminde ısrarcı olmaması ve bir ara formül üretmesi, 2- Mevcut Es-Sudani hükümetinin görev süresinin, yetkileri kısıtlanmış bir statüsüyle bir yıl daha uzatılması. 3- İran destekli Nuri El Maliki’de ısrar edip, ABD yaptırımlarına maruz kalmak.

Tahmin edileceği üzere üçüncü ve en kötü senaryo, Türkiye’nin Irak’taki işbirliği alanlarını özellikle de ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple Ankara’nın bir gözü de Irak iç siyasi dengesi ve hükümet pazarlıklarında...

Categories: Irak’ta üç senaryo

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.