s

10 yıl süren tedavi, 1 telefon ve değişen hayat: O an doğum anımızdı

Yıllarca çocuk sahibi olabilmek için mücadele etti. Tıbben ortada net bir engel yoktu ancak her deneme yeni bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Aşılama, tüp bebek ve sayısız tedavi süreci… Umutla başlayan her ayın sonunda biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk. Pınar Sadakoğlu için asıl kırılma noktası ise 'devam etmek' değil, 'durabilmek' oldu. Evlat edinme kararı aldıktan sonra gelen bir telefon, hayatlarının yönünü değiştirdi.Yıllarca çocuk sahibi olabilmek için mücadele etti. Tıbben ortada net bir engel yoktu ancak her deneme yeni bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Aşılama, tüp bebek ve sayısız tedavi süreci… Umutla başlayan her ayın sonunda biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk. Pınar Sadakoğlu için asıl kırılma noktası ise 'devam etmek' değil, 'durabilmek' oldu. Evlat edinme kararı aldıktan sonra gelen bir telefon, hayatlarının yönünü değiştirdi.

2002 yılında evlenen Pınar Sadakoğlu ve eşi, ilk yıllarda çocuk konusunda acele etmedi. Ancak doğal yolla gerçekleşen gebeliğin 14’üncü haftada kalp atışlarının durmasıyla sonlanması, sürecin başlangıcı oldu. Doktorların koyduğu tanı açıklanamayan infertiliteydi. Net bir tıbbi engel olmaması, umut kapısını hep aralık bıraktı. Bu da yıllar süren bir tedavi maratonuna dönüştü.

“Her yeni deneme bir umut, her negatif sonuç biraz daha yıpranmak demekti” diyen Sadakoğlu, geriye dönüp baktığında en çok kaybolan zamana üzüldüğünü söylüyor. Toplumdaki “önce kendi çocuğun için sonuna kadar uğraşmalısın” düşüncesinin de süreci uzattığını belirtiyor: “Bir süre sonra denemek alışkanlığa dönüşüyor. Asıl zor olan vazgeçmek değil, dur diyebilmek.”

Çocuk yuvalarına yabancı değildi

Evlat edinme fikri aslında onun için yeni değildi. Çocukluğunda babasıyla birlikte çocuk yuvalarına gittiğini, gönüllü çalışmaların içinde bulunduğunu anlatan Sadakoğlu, küçük yaşlardan beri bir çocuğa yuva olma düşüncesini taşıdığını söylüyor. Ancak karar almak kolay olmadı. Yıllarca süren tedavinin ardından İstanbul’dan memlekete dönüş, yeni bir başlangıç anlamına geldi. Bu süreçte evlat edinme kararı netleşti.

Pandemi dönemiyle birlikte işlemler uzadı. Sağlık raporları, evraklar, dosya açılması derken bekleme süresi dört yılı aştı. Tercihleri 0–1 yaş arası bir kız bebekti. “Her anına tanıklık etmek istedim” diyen Sadakoğlu, bugün dönüp baktığında kriterlerin o kadar da belirleyici olmadığını, ancak bunun ancak yaşayınca anlaşıldığını ifade ediyor.

“Biz hep onu beklemişiz”

Bekleyişin ardından gelen telefon ise her şeyi değiştirdi. “3,5 aylık bir kızımız var, yarın görmeye gelir misiniz?” sözleriyle başlayan o gün, Sadakoğlu için bir doğum anıydı. "Odada bekliyorduk. Kızım bir görevlinin kucağında içeri girdi. Kapıdan girer girmez göz göze geldik. Elimi uzattım, o da uzattı. Kucağıma geldi. O an bizim doğum anımızdı” sözleriyle ilk karşılaşmayı anlatan Sadakoğlu, o anın tesadüf olmadığını düşünüyor: “Biz hep onu beklemişiz.” İşlemler tamamlanana kadar bebeği tekrar bırakmak zorunda kalmaları ise en zor anlardan biri oldu. Aynı gün içinde işlemler tamamlandı ve kızlarıyla eve döndüler.

“Gerçeği saklamak en büyük kötülük”

Sadakoğlu, evlat edinme sürecini hiçbir zaman gizlemediğini vurguluyor. Tedavi döneminde de açık olduğunu, önerilerle ve toplumsal baskıyla mücadele ettiğini anlatıyor. “İnsanlar süreci saklıyor. Sanki suçmuş gibi. Oysa gizlemek en büyük kötülük” diyor. Kızına evlat edinildiğini de yaşına uygun bir dille anlatmayı planladığını belirten Sadakoğlu, “Üzülür mü diye korkuyorum ama bilmesi gerektiğini düşünüyorum. 18 yaşına geldiğinde dosyasını açmak isterse en büyük destekçisi ben olacağım” ifadelerini kullanıyor.

“İyi ki benim genime sahip değil”

Toplumda sıkça dile getirilen “Senin genini taşımıyor” söylemine ise farklı bir bakışla yaklaşıyor: “Kendi genimle gelen şeyleri ben bile çözememişken, aynı genleri taşımıyor olması neden eksik olsun? Belki bizde eksik olan onda tamdır.” Kızının eşine fiziksel olarak benzediğini, huylarının da benzerlik gösterdiğini söyleyen Sadakoğlu, “Bunların tesadüf olduğuna inanmıyorum” diyor.

Evlat edinmeyi anlatmayı görev bildi

Yaşadıklarını sadece kendi hayatıyla sınırlı tutmadı. Kilis’te koruyucu aile ve evlat edinmeyi destekleyen bir derneğin kurucuları arasında yer alan Sadakoğlu, tedavi sürecinde olan çiftlerle konuşmayı, onları alternatif yollar hakkında bilgilendirmeyi kendine görev edinmiş durumda. Deprem sonrası yaşanan çaresizliğin kendisini derinden etkilediğini anlatan Sadakoğlu, “Bu ülkede on binlerce çocuk kurumlarda bekliyor. Bu çocuklar yuvada büyümek zorunda kalmamalı” diyor. Sözlerini ise şu çağrıyla tamamlıyor:

Alıntı Metni

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.