s

Duygulara teslimiz

Bu köşedeki yazılarımın büyük kısmını, 21. Yüzyılı anlama çabaları oluşturuyor. Çünkü katı olan, sınırları belirli olan, sabit olan, gerçek olan ne varsa yok olduğu, sorgulandığı; değişken olan, kişisel olan, şüpheli olanın var olduğu yeni bir zaman kırılmasına tanıklık ediyoruz.

Aslında dünya, insanlık tarihinin binlerce yılında ilk kez, boyut değiştiriyor. Belki bir kez de yazının bulunuşunda yaşanmıştı bu boyut değişimi. Konu uzun, girmeyeyim.

Katı her şeyin, mesela kurumların, ilkelerin, etik değerlerin aşındığını, tartışmaya açıldığını Berman açıklarken, sıvılaşan her şeyin ilgi gördüğünü,“akışkanlık” kavramıyla Bauman anlatıyor.

Akışkanlık ve değişkenlik birbirinden beslenen iki büyük kolondan ilerliyor:

“Duygusal dönüşümler” ve “dijital teknoloji”.

Duygusal dönüşüm, bir duygudan diğerine geçişin ötesinde “duygulanma”dan“duygulanım”a geçiş olarak yaşanıyor. “Duygulanma” zamanı, mekânı olan bir durumken, “duygulanım” akışta, duygudan duyguya geçen bir içerik çıktısı olarak dijital bir ekonomi oluşturuyor.

Bir gerçekliğe yoğunlaşmak yerine, ekran üzerindeki parmak hareketiyle duygudan duyguya gezinirken gerçekle aradaki mesafe açılıyor. Sonuç, çoklu hayal kırıklığı oluyor. Korku, belirsizlik, tedirginlik, başaramama hissi kalıcılaşıyor. İnsanların duygularıyla oynayan, onları olumsuza doğru besleyen devasa bir sistem dünya.

Kötülüğün, şiddetin pornografisinden beslenen sinema, sosyal medya, dijital platformlar dozu sürekli artırıyor. İçerik bir süre sonra, sadece kötülüğün ve şiddetin kendisi olarak sunuluyor.

Kötü/olumsuz içeriğin yüksek yayılma hızı ise olumsuz duyguları hızla küresel düzeyde yayıyor. Her türlü ilişkideki güvensizlik ve tedirginlik kırılganlığı, yıkımı, parçalanmayı artırıyor. Toplum duygusal olarak hastalanıyor.

Saptamalarda sorun yok, peki çözüm?

Toplumsal sorunlar bir birikim ve sonuç olduğuna göre süreci yönetmeye ciddi, topyekûn bir odaklanma şart. Unutmayalım ki, herhangi bir sorun çözülemiyorsa sadece üç gerekçesi olabilir;

Ya sorun doğru saptanmamıştır.

Ya sorun doğru saptanmış, çözüm haritasını oluşturan ekip doğru oluşturulmamıştır.

Ya da uygulamada eksiklik vardır.

NATO zirvesi için öneriler

21.Yüzyıla takık hoca olunca, NATO’nun Ankara zirvesi hazırlıkları sürerken iletişimsel ayrıntılarda uyarma zorunluluğu hissediyorum;

Bir, içtenliğin yükselen değer olduğu günlerde, kasıntı bir program yapmaktan kaçınmak gerek.

İki, kılıç-kalkan, mehter gibi lokal değil, evrensele uzanan etkinlikler tercih edilmeli.

Üç, toplantı masalarında çıtır Ankara simidi kesin olmalı.

Dört, protesto gösterilerinin yasaklanması “demokratik ülke” algısına zarar verir. Tehlike doğurmayan protestolar ülke algısına iyi gelir.

Beş, Türkiye üç önemli mesajı belirleyip zirve gündeminde tutacak şekilde içerik hazırlamalı. O mesajlar her ne ise, Cumhurbaşkanından Milli Savunma Bakanına, her sözcünün konuşması o mesajları tamamlamalı.

Sinemaya gidelim

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “kültür” ayağında önemli bir düzenleme yapıldı, sinema biletlerinde belirli kesimler için %40’a varan indirim uygulamasına geçildi.

Sinema salonlarının boş kalmasında elbette dijital platformların rolü var. Elbette film kalitesinin düşmesinin rolü var.

Ve fakat, gelmeyen seyircinin yükünü gelen seyirciye yükleyen sinema bilet fiyatlarının da rolü vardı.

Sinema sadece film izleme etkinliği değil, sosyo-psikolojik bir iyileşme terapisidir. Birlikte gülmek, birlikte heyecanlanmak, ortaklık alanı üretmektir ve bir aradalığa hizmet eder.

Sinemaya gidelim, insana da topluma da iyi gelir.

AKLIMDA KALAN

Hoşçakal ülkemin yakışıklısı: Kadir İnanır büyük bir aktördü evet ama koskocaman bir ülkenin kadınlarının yakışıklılık kriteri, erkeklerinin ise imkansızıydı. “Kadir İnanır gibi bakmak”, “Kadir İnanır gibi gülmek” ve daha pek çok kriteri o belirledi. Güçlü rollere hakkını veren güçlü bir karakterdi. Eyvallahsızdı, filmlerindeki gibi. 2010 yılında tanışmıştık, Antalya Film Festivali’nde. O jüri başkanı, ben açılış konuşmacısıydım. Büyük bir aktör olduğu kadar, iyi bir entelektüeldi. Türkiye barış içinde yaşasın diye uğraşan gerçek bir yurtseverdi. Çok üzgünüm. Eksildik.

Categories: Duygulara teslimiz

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.