Bookstagram çağı
Doksanların sonuna geldiğimizde herkes birbirine soruyordu: “Milenyumdan ne bekliyorsun?” Bir yüzyıl geride kalmış, yenisinin heyecanı sarmıştı herkesi. Geldi. 2000’li tarihler atmakta epey zorlandık önce, sonra alıştık rakamlarına. Beraberinde birçok yenilik getirdi. En önemlilerinden biri de kitap eki çeşitliliğinin artmasıydı. Hâlihazırda bir Cumhuriyet Kitap vardı. 2001’de Radikal Kitap fırtına gibi esti. Onu diğer gazetelerin ekleri takip etti. Artık15 tane kitap ekimiz vardı, gazetelerle birlikte ücretsiz dağıtılan, haftalık ya da aylık yayımlanan. Sayfa sayıları 30 ile 60 arasında değişiyordu. Fuar zamanı 100 sayfayı buluyordu. Ve biz yeni çıkan tüm kitapları takip edebiliyorduk.
Gazeteci olarak da hazırlaması en keyifli yayındı. Milliyet Kitap’ı yaptığım yıllar, açık ofisin gürültüsünü engellemek için kulaklıklarımı takar, güzel bir müzik eşliğinde kitapların dünyasına girer, onlarla ilgili yazıları edit ederdim. İşini mutlulukla yapmanın en özel anlarındandı o saatler. Yazıların bir bölümü ‘eleştiri’ türünün özelliklerini taşırdı ama önemli bir kısmı ‘tanıtım’ formatında yazılardı. Öyle tanıtımlar vardı ki, yerimden kalkıp bir kitapçıya koşmak kitabı alıp hemen okumak isterdim.
2015’e kadar devam eden bu kitap eki çağı, yayıncılığın da en parlak yıllarıydı. Okumaya özendirirdi yazılar. Bir kitapla ilgili çıkan iyi bir yazı, satışını artırma gücüne sahipti. Ne var ki, 15 yılın sonunda kitap ekleri zayıflamaya başladı. Önce sayfa sayıları azaltıldı, sonra tüm Türkiye’ye dağıtılırken, İstanbul, Ankara, İzmir üçgenine hapsoldu. Çünkü kitap eki ilanla yaşayan bir yayındı. Ne kadar ilan o kadar çok ya da az sayfa ve bölge. Yayınevleri ilanlarını azaltmaya başladı, ardından tamamını kesti. Birer birer kapandı kitap eklerinin çoğu. Yayıncı artık, ilan kullanımını dijital alana çevirmişti. O zamanlar sınırlı olan sosyal medyada bile daha çok görünürlüğü vardı bu ilanların. İlanlar gibi kitap tanıtımları da dijital medyaya kaydı. Sanat ve kitapla ilgili web sitelerinde tanıtımlar çıkmaya başladı. Ama hiçbir zaman kitap eklerinin tadını vermedi.
Beş yıl aradan sonra yeni kitabım “Nisa”, Doğan Yayınları’ndan çıktı mayıs ayında. Kitabın tanıtımını yapacak o kadar az yazılı mecra var ki artık. Çoğunlukla söyleşiler üzerinden ilerleniyordu. Bir de bookstagramlar. Peki kimdir bookstagram? Book (kitap) ve Instagram kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir terim. Instagram’da kitaplarla ilgili içerik paylaşan kitap severleri tanımlıyor. Tek tük rastladıklarım oluyordu. Ama yeni kitapla birlikte daha dikkatli takip etmeye başladım. Farkındalığım arttıkça hayranlığım da arttı. Bir vakitler kitap eklerinin estirdiği rüzgâr, Instagram’daydı artık.
Her şeyden önce görselliğe çok önem veriyorlar. Tanıtacakları kitaba özel çekimler yapıyorlar. Yanına bir mum, kahve, çiçek vb. eşlikçiler koyuyorlar. Müzik ekliyorlar kitabın ruhuna uygun. Kimi, kitabı anlattığı videolar paylaşıyor, kimi okuduğu kitabı incelediği yazılar. Öyle arka kapak yazısı ya da bülten paylaşımı değil. Özenle okuyorlar kitabı, bir o kadar özenle de yazıyorlar, Instagram’ın izin verdiği uzunlukta.
Paylaşımları çok sahici. Çünkü sevdikleri kitabı tanıtıyorlar. Kendi dünyalarının içine alıyorlar onu, bitene kadar hemhâl olup biraz demlendiriyor, ardından samimi bir dille spoiler vermemeye dikkat ederek anlatıyor/yazıyorlar. Çok içten, çok içine girerek okuyor, paylaşıyorlar. Önemli bir bölümünün Türkçesi gayet iyi. İmla sorunları yok. Her şey bu kadar yerli yerinde ve samimi olunca, takipçileri başlıyor yazmaya. Kitap tanıtımıyla ilgili görüşlerini aktarıyorlar. Bookstagram ve okurlar arasında bir diyalog ortamı oluşuyor. Karşılıklı kitabı tartışıyorlar, konusuyla ilgili fikirlerini yazıyorlar, merak ettiklerini almak istediklerini söylüyorlar. Çok hoş bir sohbet oluyor yorumlarda.
Takipçi sayıları 2 bin 500 ile 150 bin arasında değişiyor. Önemli bir bölümünün yapmakta olduğu bir iş var. Meslek sahibi çoğu. İşten arta kalan zamanda okuyup yazıyorlar, geç saatlere kadar ikinci bir mesaiyle. Ücretli iş birliği yapanlar da var ama çoğunluğu yayınevlerinin gönderdiği ya da kendilerinin bizzat gidip aldığı kitapları tanıtıyorlar. Vaktiyle kitap eklerinin yaptığı gibi kitabı alma, okuma isteği oluşturuyorlar. Bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum, kitaplar, yazarlar, okurlar ve yayınevleri açısından.
Ah nerde o kitap ekleri nostaljisiyle bir yere varamayız. Çağ bookstagramların çağı. Güzelce özetlenmiş kitaplar, uzun hiçbir şey okumaya tahammülü olmayan gençler için büyük fırsat. Geniş bir topluluk var. Her bir hesaptan farklı kitaplar hakkında bilgi alabilirsiniz. İsterseniz kendi bookstagramlarınızı seçip onları takip edebilirsiniz. Çok önemli bir iş yapıyorlar. Kitapları sevdikleri için yapıyorlar. Kitapları sevdirmek için yapıyorlar. Onlara ihtiyacımız var. Yolları açık olsun.
İyi pazarlar.
Categories: Bookstagram çağı
Sende Yorum yap