Cumhurbaşkanı’nın çağrısı...


“Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz. Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız.”
Tırnak içi alana döneceğim ama önce bazı hatırlatmalar yapmam lazım:
Bu ülkede siyaset adı altında Mavi Vatan’ın hukuki ayağının oluşturulmasının temel taşı olan Libya Tezkeresi’ne hayır oyu verenler oldu mu, oldu.
Bu ülkede siyaset adı altında, başarısını tüm dünyanın kabul ettiği yerli savunma sanayi şirketlerine iktidara geldiğimde görürsünüz diye parmak sallayanlar oldu mu, oldu.
Bu ülkede diyalog çağrısı yapanlara kızan, müzakere olmaz ancak mücadele olur diyenler oldu mu, o da oldu.
Liste uzun, Irak ve Suriye’de düzenlenen askeri harekatlara karşı çıkmaktan başlayıp, depremlere hazırlık için kentsel dönüşüm iptal ettirenlere kadar çok şey gördük.
Siyasi rekabet ile siyasi düşmanlığı birbirine karıştırdığımızı, ulusal güvenlik konularının iç politika malzemesi yapılmaması gerektiğine dair çok cümle kurmuş birisiyim.
Bu düşmanlık halini tehlikeli bulduğum için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmadan tırnak içerisindeki bölümü aldım.
Siyasetin tepelerdeki gerginliğin tabanda köprülerden geçmeyi, Marmaray’ı kullanmayı bile tartışma konusu yapan haline artık bir son vermemiz gerekiyor.
Siyasette tavan harekete geçmeden tabanda değişim olmaz,
Erdoğan’ın bu çağrısını tüm genel başkanların doğru okuması gerekiyor…
Sızıntı mı casusluk mu?
Vatanı ve milleti cümlelerle sevmek kolay, önemli olan işini doğru yapmak ya, KKTC Sağlık Bakanlığı’nın sistemlerine saldırı yapılmış, tam 364 bin 36 kişinin en özel bilgileri dahi bilgileri çalınmış.
Rakam büyük neredeyse KKTC nüfusunun tamamından söz ediyoruz.
Daha vahim olanı bu sızıntı aylar önce olmuş, 5,5 aydır da tüm bilgiler internet ortamında bulunabiliyor.
Sistemi koruyacak önlemleri almamak bir hata, böyle bir skandalı aylardır saklamak daha da büyük bir hata.
KKTC makamları, sistemde bilerek açık kapı bırakan Rum aşığı birilerinin faaliyeti olup olmadığına da yakından bakmalı.
İşlerini çok düzgün yaptıklarına defalarca şahitlik ettiğim Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve MİT de bu soruşturmada mutlaka yer almalı…
Futboldan soğumak…
Futbolda dil ve temsil sorunu giderek büyüyor, insan futboldan soğuyor. Kulüpler Birliği’nin İstanbul’da yaptığı toplantıda kurulan ve “Gömerim, döverim” fiilleriyle biten cümleler kabul edilebilir şeyler değil.
Futbolda en önemli şey şampiyon olmak sanıyoruz ama asıl önemlisi doğru ve ilkeli duruş, mücadeleyi camiaya layık şekilde yapmak…
Özel’in turlarının sırrı...
Bülent Ecevit, 12 Mart Muhtırası’ndan 9 gün sonra, Genel Başkan İsmet İnönü ile yaşadığı görüş ayrılığının ardından CHP Genel Sekterliği’nden istifa etti.
Ardından Genel Başkan seçildiği Mayıs 1972’ye kadar Ankara’dan çok Anadolu’da vakit geçirdi, 40’tan fazla ili ve yüzlerce ilçeyi ziyaret etti.
Bir iki hafta süren kesintisiz bölge turları dışında, sanayi ve tarım şehirleri olan Kocaeli Sakarya, Manisa ve Aydın gibi illerde çok sayıda miting yaptı.
Ecevit’e Karaoğlan lakabı da bu geziler çerçevesinde gittiği Kars, Susuz’da verildi.
Bülent Ecevit’e Karaoğlan diye seslenen ilk kişi olan Şahzede Şahin, bugünlerde CHP tabanında çok tartışılan bir isim olan Barış Yarkadaş’ın babaannesidir.
Özgür Özel’in Ankara’da durmaması da makam odasının darlığından kaynaklanmıyor.
Özel, tıpkı Ecevit gibi CHP’de iktidarı Anadolu yollarında arıyor.
Ecevit’in önündeki zorluk askerin siyasete direkt müdahale ettiği bir dönemde İsmet Paşa gibi Cumhuriyet’in saç ayaklarından birisine karşı mücadele etmekti.
Özel’in önünde de iki zorluk var:
Birinci zorluk Kılıçdaroğlu’nun Kurultay’a gitmemek adına gösterdiği direniş.
İkinci zorluk Ekrem İmamoğlu’nun CHP’den kopma konusundaki aceleci tavrı.
Kulislerde İmamoğlu’nun 4 eğilimi birleştiren merkez sağ bir parti düşlediği konuşuluyor.
Siyasete ANAP Gençlik Kolları’nda başlamış birisi açısından şaşırtıcı değil bu talep.
Ancak Özel, CHP adının ve 6 okun seçmendeki karşılığını bilen bir duruş sergiliyor, başka bir partiyi de sadece zorunluluk şartına bağlıyor.
Tarih tekerrür edecek mi, CHP’deki iktidarı 55 sene sonra yine Anadolu belirleyecek mi, bekleyip, göreceğiz...
Categories: Cumhurbaşkanı’nın çağrısı...
Sende Yorum yap