Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – 8 Kasım 1957’de gökyüzünün Titaniki 36 yolcu ve 8 mürettebatıyla kalkışa geçmişti. Pan Am Havayolları’nın 7 sefer sayılı uçuşu için dünyanın en nadir ve dönemin en özel uçaklarından biri seçilmişti. Boeing 377 Stratocruiser, o dönem yalnızca 56 tane üretilmiş ve rakip firma Douglas’ın DC-6’sı ile rekabet için tasarlanmıştı. Tıpkı Titanik’in, üreticisi White Star Line’ın, Cunard şirketiyle girdiği gibi, Boeing 377 Stratocruiser da bir rekabetten doğmuştu. Stratocruiserın ilk uçuşu 8 Temmuz 1947de yapılmış, sonuncusu ise Pan Am’ın son uçağı 1961’de hizmetten çıkarmasıyla noktalanmıştı. Tasarım özellikleri arasında yolcu güverteleri ve basınçlı bir kabin bulunuyordu. Ana güvertede 100 yolcuya kadar, alt güverte salonunda ise 14 yolcuya kadar taşıyabiliyordu. Tipik oturma düzeni 63 veya 84 yolcu veya 28 yataklı ve beş koltuklu yolcu içindi. Üstelik Titanik’te olduğu gibi lüks bir yemek salonu da yolcuların hizmetindeydi. Ayrıca uçağın rakiplerine göre pek çok yeniliği de vardı. Özellikle de klima ve kabin basıncı o yıllar için ‘lüks’ sayılabilecek özelliklerdi. Tabii dönemin en güzel uçağının kaderinin de okyanustaki kardeşi Titanik gibi olacağını kimse bilemezdi. Toplamda sadece 56 tane Boeing 377 Stratocruiser üretilmiş, ancak bunların bazıları kaza kurbanı olmuştu. Toplamda 13 gövde kayıplı kazanın 8’i ölümlüydü. Yani başarılı uçuş oranı son derece düşük olan uçak, Pan Am’ın 7 sayılı uçuşunda tarihe karanlık bir ‘kayıp’ lekesi bırakacaktı. Günümüzde kayboluşu en çok konuşulan uçak Malezya Havayolları’nın MH370’i olsa da, Boeing 377 Stratocruiser’in kaybı da yabana atılamazdı. Üstelik de üzerinden 68 yıl geçtiği halde uçak ve 25 yolcudan hâlâ bir iz bulunamamışken!
Dünya in News
26 - Aralık • 3 min read