Baştan söyleyeyim; bugün teknik, taktik yok, gelişine vuruyoruz!.. Konumuz sosyal medya, hazırsanız başlıyoruz...
Mert Hakan Yandaş, Fenerbahçenin önceki sezon deplasmanda 1-0 kazandığı Galatasaray derbisinden sonra ne söylemişti bir hatırlayalım: "Medyanızı tebrik ediyorum! Niye? Çünkü inanılmaz organizesiniz. Bu işleri, arkadan dolanma işlerini, bugünkü senaryoları çok iyi yapıyorsunuz. Ama beni pes ettiremediniz. Ben asla da pes etmeyeceğim. Maalesef bizim eski futbolcularımız ve camiamız bunu satın aldığı için çok iyi yapıyorsunuz. Ama böyle karakterli bir takım olduğunda da buradaki bütün organizasyonu bozmak zorunda kalıyorsunuz. Takım arkadaşlarımla, camiamızla gurur duyuyorum..."
Mert Hakanın günlerce konuşulan bu sözlerini neden hatırlattım ve nereye varmak istiyorum, izah edeyim...
Son yıllarda geleneksel spor medyası görece güç kaybederken, sosyal medya hızla palazlandı. Çakma gazeteciler, transfer duyumcuları, palavracılar, dedikoducular adeta bölünerek çoğaldı. İçerik üreticisi denilen şarlatanlar, şovmenler, ne ararsanız var sosyal medyada.
Onlarcasının kişisel youtube kanalı da var. Atış serbest nasıl olsa, kafalarına göre takılıyorlar!
Bir de dijital platformlar var. Spor tv kanalı gibi youtube üzerinden düzenli yayınlar yapıyorlar. Yorumculara ciddi ücretler ödeniyor. Geleneksel medyada karşılığı olmayan paralar dönüyor o mecralarda.
Adamlar aynı gün 5-6 youtube kanalında falan çıkıyorlar. Sabah bir yerde, öğlen farklı bir kanalda, akşama kim bilir hangi tezgahta!
İşini düzgün yapanları tenzih ederim ama genele bakarsak bu yorumcuların ortak bir paydası var! Evet bildiniz yüzde 80i sabah, akşam Fenerbahçe konuşuyor. Ağızlarını her açtıklarında Fenerbahçenin ne kadar kötü durumda olduğunu, her sezon olduğu gibi berbat transferler yapıldığını, içeride dönen dolapları falan anlatıyorlar!
Fenerbahçeli olanlar bile yapıyor bunu. İçlerinde şahsen tanıdıklarım da var. Evet Fenerbahçeliler ama Fenerbahçeyi eleştirmenin, kötülemenin getirisini ceplerine koymayı tercih ediyorlar. Fenerbahçeyi eleştirmek, oyuncularını, hocasını, başkanını değersizleştirmek çifte kavrulmuş lokum gibidir medyada. Hem burnunun ucunu bile göremeyen Fenerbahçeliler iştahla izler hem de elbette tüm rakipler.
Fenerbahçeliler kara propaganda ve algıyla mışıl mışıl uyutulurken, rakiplerin sırtı sürekli sıvazlanır. Aslında maskeli balodur izlediğiniz. Maskenin altında kimler vardır, kuklacı kimdir, fonlar nereden gelir bilemezsiniz.
Açık söyleyelim bu iş öyle bedavaya falan yapılmıyor. Kuklacılar, malum kuklalaları sürekli fonluyor, besliyor ve ekrana sürüyor.
Fenerbahçe-Karagümrük maçını izlerken meslek icabı sosyal medyaya da göz atıyordum. Penaltı kararından sadece birkaç dakika sonra önüme 50 tane falan tweet düştü! Aktif gazetecisi, eski medyacısı, fenomeni, kendini futbol uzmanı zannedeni hepsi koro halinde Fenerbahçenin yine kollandığını, TFF ve hakemlerin ne kadar Fenerbahçeli olduklarını anlatmaya başladılar!
Karagümrükün ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golünden sonra vites artırıp, TFF ve MHKdeki gizli yapıların devreye girdiğini ileri sürdüler! Oysa sadece 24 saat önce Başakşehirin golü hemen hemen aynı şekilde iptal edilmişti! Hakem aynı maçta çok başka cinliklere de imzasını atmıştı ama böyle gereksiz detaylar kimin umurundaydı!
Hele bir tanesi, "Talisca her maçta 10 kere kendini yere atıyor. Bu ligde Taliscaya sarı kart gösterecek bir tane cesur hakem yok mu?" diye yazdı. Yahu kardeşim, sen nasıl Galatasaraylısın, hiç mi izlemiyorsun kendi oyuncularını! Asrın sahtekarı Mertens, taklacı Torreira, şeytan Sallai, Union Berlinde mi oynuyorlar! İnsan utanır biraz, önce aynaya bakar. Camdan köşkte oturup, karşıdaki evlere taş atmaktır bunun adı, ama ahlak mı kaldı!
Rahmetli Hıncal Uluç bıkmadan, usanmadan her sezon başı Fenerbahçenin TFF ve MHKdeki büyük gücüyle şampiyon olacağını söylerdi. Fenerbahçe şampiyon olursa, haklı çıktığını savunurdu. Galatasarayın şampiyon olması halinde ise TFF ve MHKye rağmen Galatasarayın şampiyonluğa ulaştığını ileri sürerdi. Yani her durumda haklıydı ve şartlar ne olursa olsun oltasını denize atardı. Nasıl olsa denizde kefal çoktu...
Benim yaşım 51 ve yaklaşık 27-28 senedir kesintisiz olarak medyadayım. Bu film hiç değişmedi kardeşim. Hep aksini söylerler ama işin gerçeği, Fenerbahçe şampiyon olmak için medya dahil herkesi yenmek zorundadır.
Tek dostu yoktur Fenerbahçenin. Tektir, herkesin birinci hedefidir. Gerisi hikayedir...