Bir aşk kitabı okudum. Esas kızın ‘deniz’ olduğu. Esas çocuk onu çok sevmiş. Sadece pırıltılı pullarıyla salınan ‘deniz kızı’ formuyla, karıncanın su içtiği sakinliğiyle değil. Fırtınalı kızgınlıklarıyla, şimşek çaktığı öfkesiyle, sağanak gözyaşları, depresif dalgalarıyla. Diyor ki esas çocuk: “Denizin tuzunu dalgaların tepesinde tadan, rüzgârın şarkısıyla hayalleri çoğalan, tüm denizcilerin ruhunda biraz Odysseus biraz daSinbadvardır. Sıcak evinizin korunaklı atmosferinden çıkıp da o sonsuz maviliğin içinde bir ceviz kabuğu kadar kalmış teknenizle bu gezegenin denizlerinde bir kez seyir yaptığınızda, artık hastalık ruhunuza bulaşmış demektir, iflah olmazsınız. Deniz bir tutkudur”. Aşk hastalığı, sözünü ettiği. Kaldı mı böyle aşıklar demeyin. Var ve kitabını yazdı. “Başucumda Deniz” adlı kitabı Literatür Yayınları’ndan çıkan TalatKırış’tansöz ediyorum. Önce 40 yılı aşan hekimlik hayatını anlattığı “Beyne Giden Yol: Bir Beyin Cerrahının Anıları” yayımlandı Doğan Kitap’tan. Ardından yine aynı yayınevinden öykülerini bir araya getirdiği “Uzak Deniz KüçükYağmur”…Bu defa deniz yazılarını buluşturuyor bizimle. 15 yıl boyuncaYachtTürkiye dergisi ve T24’te yayımlanan yazılar bunlar. Üç-dört yaşlarında Ataköy Plajı’nda tanışıp âşık olduğu esas kızla olan uzun ilişkisini nasıl özenle ve geliştirerek koruduğuna deniz kokan lezzetli bir Türkçe eşliğinde bu yazılarda tanıklık ediyoruz.