5–11 Ocak 2026 Haftalık Burç Yorumları | Eski Defterler Açılıyor, Denge Zorlanıyor, Sürpriz Kapılar Aralanıyor Kategorisi için haberler
Bu hafta gökyüzü “ilerlemek istiyorsan önce dur, hatırla ve bırak” diyor.
Bu hafta gökyüzü “ilerlemek istiyorsan önce dur, hatırla ve bırak” diyor.
Türkiye’de gençlik uzun zamandır aynı cümleyle anılıyor: potansiyel. Oysa potansiyel, harekete geçmediği sürece sadece ertelenmiş bir güçtür. Dün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan tarafından ilan edilen GÜÇ – Gençliğin Üretim Çağı, tam da bu ertelemeye son veren bir eşik. Bu program, genç istihdamına dair alışıldık “teşvik paketi” mantığının ötesinde; gençliği yardım bekleyen bir kitle değil, üretimin asli unsuru olarak konumlandıran yeni bir devlet yaklaşımını temsil ediyor. Lansman programına bizzat katıldığım GÜÇ Programı ile Türkiye, ilk kez gençliği işgücü piyasasına tam olarak dahil edemeyen ve veya geçici çözümlerden, onu merkeze alan bütüncül bir istihdam mimarisine geçiyor.
Yeni bir yıl, yeni başlangıçlar ve doğanın bize sunduğu en sade ama en güçlü besinlerle dolu bir ay ocak. Kışın tam ortasında olduğumuz bu dönemde bedenimiz de doğa gibi biraz daha yavaşlamaya, korunmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyar. Soğuk havalar, kısa günler ve azalan güneş ışığı; bağışıklık sistemimizi, sindirimimizi ve enerji seviyemizi daha fazla özenle ele almamızı gerektirir. İşte tam da bu noktada mevsiminde tüketilen sebze ve meyveler devreye girer. Ocak ayı liften zengin, antioksidan kapasitesi yüksek, bağışıklığı destekleyen ve detoksifikasyon yollarını güçlendiren sebze ve meyveler açısından oldukça cömerttir. Toprak altında büyüyen kök sebzeler, koyu yeşil yapraklılar ve turunçgiller bu ayın başrol oyuncularıdır.
Son yılların enflasyon şampiyonu açık ara eğitimdi. Açıklanan zam oranlarından sonra görünen o ki 2026’nın “enflasyon canavarı” yine o olacak. Devletin yanı sıra aile bütçesinden de en büyük pay eğitime ayrılmasına rağmen memnuniyetsizlik azalacağına daha da artıyor. Hem devlet hem de veli, öğretmen ve öğrenciler bu sistemin kaybedeni ise kazananı kim?
Altılının beşinci ayağında idman pistinde ilgi çeken No More Sorrowu birinciliğe yakın görüyorum. Beklenen yarışını yapamazsa Racing Star ile Zyra devreye girerler... Günün sürprizi olarak ikinci ayaktaki Prince Of The Sunı tavsiye ederim. Herkese bol şanslı bir gün diliyorum.
Maça geçmeden öncelikle iki not paylaşmak istiyorum. Birincisi Fenerbahçe ve Galatasaray’ın artık diğer rakiplere göre arayı iyice açması... İkincisi ise hem TFF hem Galatasaray’ın skandalı. Kardeşim Gaziantep’te rahmetli Gökmen ağabeyi nasıl unutursunuz? TFF zaten bildiğiniz gibi. Peki Galatasaray koluna bir siyah bant takmayı akıl edemedi mi? Yazık çok yazık. Sonra dün akşam Adana’da akıllara bant takmak geliyor. Böyle rezalet ancak bu ülke futbolunda olur.
Hakçasını söyleyelim: Yeni formatıyla hemen herkesin yadırgadığı, pek içine sindiremediği Süper Kupa yarı finalleri, ancak dünkü Fenerbahçe-Samsunspor maçıyla düzey kazandı. İlk yarı finalde Trabzonspor ile Galatasaray, ligdeki rekabeti tutturamadılar. O maçta Trabzonspor’un 9 eksikli kadrosuyla Osimhen’siz Galatasaray karşılaştı ve İcardili takım dört golle kazanarak finale yükseldi.
Hırsız sözcüğünün çağrışımlarını gözden geçirdim. Ne çağrışımı olacak aslında, kendisine ait olmayan bir şeyi çalana, başkasının malına mülküne el koyana deniyor. Olumsuz bir sözcük. Ama acaba bu baktığımız yere göre değişebilir mi? Ekonomik koşullara, çalınan şeyin niteliğine ya da çalan kişinin ihtiyacına çalma sebebine ve bir sürü başka etkene bağlı olarak ‘hırsız’ yer değiştirebilir mi? Sözü dolaştırmadan sorarsak, misal doğum gününde canı çekti diye marketten bir parça antrikot çalmış birinden hırsız diye söz edebilir miyiz?
2025 yılına nasıl girdiğimizi hatırlıyor musunuz?
Dün Yunanis- tan’dan çok sayıda mesaj geldi.