Şeytanın gör dediği... Kategorisi için haberler
Beşiktaş-Galatasaray maçı, özellikle hakemler açısından çok su kaldırdı. Kartal yoğun şikayetçiydi, Cim-Bom da kendine göre müşteki olarak davaya katıldı.
Beşiktaş-Galatasaray maçı, özellikle hakemler açısından çok su kaldırdı. Kartal yoğun şikayetçiydi, Cim-Bom da kendine göre müşteki olarak davaya katıldı.
Galatasaray’ın Beşiktaş’ı yenmesinin ardından Fenerbahçe için stres dolu bir maç olacağı belliydi. Hele bir de rakip sarı-lacivertlilerin ligde 2 sezondur yenemediği Samsunspor olunca.
Oyunun yazılış hikâyesi en az kendisi kadar enteresan. Amerikalı yazar (aynı zamanda besteci, müzisyen, eski televizyoncu) Peter Danish, birkaç yıl önce Viyana’da tatil yaparken meşhur Sacher-Torte’lerinden yemek için Hotel Sacher’e uğruyor. Elinde seyahat için yanına aldığı kitabı var; Leonard Bernstein’in mektupları. Kahvesini ve pastasını getiren garson kitabı fark edip Maestro’ya burada defalarca servis yaptığını söyleyiveriyor. Bir de müthiş hikâye anlatıyor ayaküstü: Meğer Bernstein ile ezeli rakibi Herbert von Karajan, 1988 yılında, Karajan’ın Viyana’daki son konserlerinden önce, hatta ikisi de bu dünyadan ayrılmadan sadece bir yıl önce bu lobide karşılaşmışlar, barda oturup birer içki içmişler.
Epey bir zaman önce bu başlıklı bir yazıda, NeoCon’ların Benjamin Netanyahu’ya 1996 yılında bir rapor vererek, İsrail için düşündüğü yayılmacı, başka ülkelerin hükümranlık haklarına, toprak bütünlüklerine aldırmadan, (o sırada mevcut anlayış olan) Kural Tabanlı Uluslararası İlişkiler Sistemi’nden “temiz şekilde ayrılması için sıraladıkları “işler” listesini aktarmıştım.
Teknolojinin beyin fonksiyonlarını zayıflattığı suçlaması, teknolojinin kendisi kadar eskidir. Bugün yapay zekâ ve sosyal medya aynı sebeple mercek altında. Bu teknolojileri yoğun olarak kullanan gençler, konsantrasyon ve öğrenme üzerindeki olumsuz etkilerini en çok yaşayanlar arasında yer alıyor. Bilgi her yerde, anında erişilebilir, ancak kolayını seçerek aranıyor ve ezberleniyor. Böylece de çok çabuk unutuluyor ve karıştırılıyor.
Öyle Geçer Ki Zaman, Teoman Duralı’nın çocukluğundan başlayıp son dönemlerine kadar hayatından kesitlere tanık olduğumuz, o kesitler üzerinden döneme dair çarpıcı açıklamalarını okuduğumuz bir Teoman Duralı kitabı (Söyleşi Ali Değermenci, Yayına Hazırlayan Ayşe Yılmaz, Timaş Yayınları, 2025). Kitapta Teoman Duralı, ailesi, ailesinin arkadaşları üzerinden döneme dair de canlı bir tarih hikâyesine ve detaylarına tanıklık ediyoruz. Teoman Duralı’nın bu kitaptaki hayat kesitlerine baktığımızda en dikkat çeken şey, onun hayatın tam içerisinde yer alması ve tam bir sohbet adamı olması. Kendi ifadesiyle, ‘…sohbetse toplum hayatının baştacıydı’(sh.39).
Fenerbahçe, Trabzonspor deplasmanından aldığı 3 puan sonrasında Beşiktaş maçına kadar zorluk derecesi nispeten ortalama seviyede bir fikstürü vardı.
Cumartesi gecesini pazar gününe bağlayan saatlerde çok önemli gelişmeler yaşandı.
İran’a saldıran İsrail ve ABD arasında nihai hedefler anlamında ciddi fark var. İsrail “Rejim yıkılacak, değişmeli” diye bastırıyor, rejim değişikliği diye başlayan, şimdilerde “Değişmese de olur yeter ki kafamıza yatan bir lider gelsin”e evrilen Trump ise İran’ın petrolüne, enerji kaynaklarına çökmek istiyor. Hürmüz Boğazı’nı kapatan İran ise petrol silahıyla dünyadan ABD’ye baskı yapılmasını sağlama çabasında… Hürmüz Boğazı’nı kapatmak; küresel petrol ve doğalgaz (LNG) sevkiyatının önemli bir bölümün durması, petrol fiyatlarında ani ve devasa artışlar yaşanması, bölgedeki tanker trafiğini korumak isteyen ABD ve diğer güçlerle İran arasında doğrudan çatışma demek malum... Tabii bu İran içinde kendi can damarına çok ciddi zaran veren bir eylem planı aynı zamanda... Etki kapsamında Basra Körfezi’ndeki en büyük petrol ihraç (yüzde 90) terminali, İran petrolünün gemilere yüklenmesinde kullanılan ana tesis olan Harg Adası’na ulaşım da var zira... Orası da ABD’nin hedefleri arasında zaten...