TAHRAN BÜYÜKELÇİSİ Kategorisi için haberler
İran deyince... Büyükelçi deyince... Enis Bey’i anmadan geçemeyiz...
İran deyince... Büyükelçi deyince... Enis Bey’i anmadan geçemeyiz...
Ramazan ayı boyunca pek çok kurum ve kuruluş iftar sofraları düzenledi. Ancak gördüm ki, çoğu yalnızca buluşma ve iftarı açma amacıyla organize edilen programdı.
Kabus gibi gece Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ne veda etti. Cim-Bom, 1-0’ın rövanşında Anfield’ta kabusu gördü. Temsilcimiz, Liverpool’a 4-0 kaybetti. İngilizler çeyrek finale kalırken, ekibimizin Avrupa serüveni ilk 16’ya kadar sürdü. Osimhen’in maçın başında kolundan sakatlanması hücumdaki planlarımızı bozdu. Nijeryalı golcü ikinci yarıya çıkamadı. Uğurcan harika bir maç çıkarmasına ve penaltı da kurtarmasına rağmen kalesinde 4 gol gördü. İlk yarı dirensek de, ikinci devrenin başında Salah önderliğinde Liverpool kabus gibi üstümüze çöktü.
Zirveye oynayan, yarıştan kopmak istemeyen Trabzonspor koca ilk yarıyı pozisyonsuz bitirmemeli, rakip kaleyi bulmayan bir tane şutu olmamalı. Dahası oyuncular bu kadar vurdumduymaz oynamamalı. Düşünün; ilk yarıda ‘şu da kaçar mı?’ denilen pozisyonu yoktu bordo-mavililerin. İkas Eyüspor’un vardı ama…
İran ile ABD arasındaki her gerilim ya da sıcak temasta bugüne kadar ne deniliyordu? Danışıklı dövüş... Her ikisi de kamuoylarına oynuyor... Çünkü ortada bir gerçeklik var. ABD açısından İran küçümsenecek bir devlet değil. ABD, İran rejimini şu anda kaldıramayacağını biliyor...İran Devleti de ABD’nin gücünün farkında. O bakımdan her ikisi de kontrollü hareket ediyorlardı, ettiler... Ya da hem tehlikeli bir gerilim hem de ABD merkezli kontrollü savaş oyunu gibi bir görüntü veriyorlardı, verdiler. İpler hep ABD’nin elindeydi yani... İran füzelerinin hedef aldığı ABD üslerinin önceden dolaylı olarak uyarıldığı dahi konuşulup tartışıldı malum...
? Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a vardıktan 90, otele girdikten 10 dakika sonra insanın kendisini sığınakta bulması garip bir durum. Daha garip olan insanların sinir sistemi, 28 Şubat’tan beri süren saldırılara insanlar alışmıştır diye düşünüyordum aksine sığınakta ağlayan otel çalışanlarını görünce fazlasıyla şaşırdım.
Klasik bir cümle var, ‘Kağıt üzerinde favori’ diye, yani Beşiktaş... Ne var ki, bu oyun kağıt üzerinde oynanmıyor! Bu oyunda hep favoriler kazanmıyor, sürpriz skorlar genlerinde var.
Kafamız karışık, hem de çok karışık. Kim daha şanslı? Yetişkinler mi, gençler mi, çocuklar mı?
Biz vatandaşlık bilincimizi mi yitirdik? En temel görevlerimiz olan kanunlara uymayı; örneğin çevremize saygılı olmayı, çöpü çöp kutusuna atmayı, kırmızı ışıkta durmayı, kaldırıma araç bırakmamayı neden beceremiyoruz (mu?)