Çoğu ülkede bugün zenginiyle fakiriyle, farklı toplumsal kesimlerden insanlarda belirgin bir umutsuzluk ve gelecek kaygısı hissedildiği görülüyor. Gündelik konuşmalarda, medyada ve farklı sosyal çevrelerde sıkça karşılaşılan bu ruh hali, insanların kendilerini kuşatan sistemlere yönelik giderek daha uzun süreli kaygılı bir halde yaşamaları ve geleceği daha belirsiz görmeleri şeklinde ortaya çıkıyor. İlginç olan nokta, bu hissin yalnızca ekonomik olarak kırılgan kesimlerde değil, orta sınıf ve hatta görece varlıklı kesimlerde de gözlemlenmesidir. Bu durum, meselenin yalnızca ekonomik boyutla açıklanamayacağını, daha derin ve çok boyutu olan bir toplumsal ruh halinin söz konusu olduğunu düşündürmektedir.