Bir sürü insan Amedspor maçlarını futboldan çok, tribünler, maç öncesi ve maç sonu görüntüleri için seyrediyor.
Eğitimde köklü bir değişimin şart olduğunu herkes dile getiriyor ama “nasıl bir değişim?” sorusunun cevabı konusunda kafalar karmakarışık. Çünkü ezber bozmak o kadar da kolay değil. Neden mi?
G20’nin küresel liderlik yapamadığını yıllardır yazıyorum. Aradan geçen zaman bu görüşümü değiştirmedi; tersine güçlendirdi. Dünyanın en büyük ekonomilerini aynı masa etrafında buluşturan bu platform, küresel sorunların çözümünde öncü olması gerekirken giderek “daha fazla diyalog”, “daha kapsayıcı büyüme”, “finansal istikrar” ve “işbirliğinin güçlendirilmesi” gibi kulağa hoş gelen ama sonuç üretmeyen kalıp ifadelerin adresine dönüşüyor.
İş dünyasına, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza Allah kolaylık versin.
Salah ile öne geçmelerine rağmen telaş yapan, ne yaptığını, nasıl oynanması gerektiğini bilmeyen yine Trabzonspor. Onu geçtik, futbolun olmazsa olmazı koşmayı, mücadele etmeyi, rakibi kovalamayı bile yapamadı bordo-mavili oyuncular.
CHPbölündü amakavgabitmedi... Gelinen noktada iki tarafın birbirlerine çok da iyi duygular beslemeyerek baktığını görüyoruz. Değil oturup konuşmak, selamlaşmak dahi istemiyorlar. Bırak hangisi doğru - yanlış sorgulamayıdüşmangibi görüyorlar birbirlerini... Asla bir arada olamayız diyorlar... Şu anki manzarada değil yüz yüze gelmek birbirlerinin isimlerini duymaya bile tahammülleri yok... Her fırsatta birbirlerini hedef alıyorlar, üstelik bunu da “artık başka partileriz, diğeri bizi ilgilendirmez” diye sanki yapmak istemiyorlarmış havasına sokarak!.. Ama her dedikleri de birbirlerine batıyor hala... Karşılıklı söz düellosu halinde aynıkısırdöngüyineleniyor sürekli. MeselaYeni Partibinasında gerçekleştirilen ilkPMToplantısı’nda,Yeni PartikurmaylarınınCHP’ye yönelik, “Siyasi bir enkaza dönüşmüştür”sözü kavgayı bir anda harlandırdı yine... Anında bunaCHPcephesinden gelen karşı salvolar da şunlar oldu:
Önceki iki yazımızda ortaya koyduğumuz tablo, Türkiye’nin son çeyrek asırda hem siyasal hem toplumsal bakımdan çok büyük bir dönüşüm yaşadığını göstermektedir. Vesayet düzeninin sınırları gerilerken demokratik siyasetin toplumsal tabanı genişlemiş; bununla eş zamanlı olarak eğitimden sağlığa, ulaştırmadan yükseköğretime kadar büyük bir erişim devrimi gerçekleşmiştir. Milyonlarca insanın ekonomik, sosyal ve kültürel olarak merkeze taşınması, yalnızca kamu hizmetlerine erişimi değil, toplumun hayat biçimini de değiştirmiştir. Üçüncü yazımızda ise bu hızlı dönüşümün toplumsal etkilerine değinmiştik. Bu kapsamdaki bu son yazımızda ise bu son konuya devam ediyoruz.
Anlaşmak oldukça kolaydır; ama anlaşmayı sürdürmek, onu işler hale sokmak, taraflarda samimiyet ve sağlam bir irade gerektirir. Uluslararası anlaşmaların bir yapılıp, bir bozulması, bu şartın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.