Betül Topaklı Milliyet.com.tr -Sinan Gözüküçük, 1975 yılında Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Harım mahallesinde dünyaya geldi. Annesi ev hanımı, babası fırıncıydı ama Sinan babasının yaptığı ekmeklerden sadece iki yaşına kadar yiyebildi. Çünkü babası fırına motosikletle giderken ters yönden gelen bir kamyonunun çarpması sonucunda ağır yaralanıp, 1 hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra da vefat etti. Bu elim kaza Sinan ve daha 40 günlük kız kardeşini yetim bıraktı. Babasının vefatı Sinan’ın annesinden de ayrılmasına neden olacaktı. Yaşı daha çok genç olan annesiyle ilgili kararı da aile büyükleri verdi ve devlet memuru diye annesini kendisinden 20 yaş büyük bir adamla evlendirdiler. Kız kardeşi daha bebek olduğu için annesi onu yanında götürmüştü ama Sinan gitmek istemediği için 50’li yaşlarındaki anneanne ve dedesinin yanında kaldı. Bu sırada Sinan 4, kız kardeşi 2 yaşındaydı. Küçük çocuk, anneanne ve dedesiyle birlikte ilçede kerpiçten bir evde yaşıyordu. Yaşadıkları eve yaklaşık 10 kilometre mesafede bağları vardı. Nisan ayında gidip, kar düşene kadar kaldıkları bağda, sebze ve meyve yetiştirirlerdi. Sinan’ın dedesinin sabit bir işi yoktu. Hamallık yapıyordu ancak yaşlandığı için bir süre sonra çalışamaz duruma geldi. Bu durum maddi sıkıntı çekmelerine ve Sinan’ın anneannesinin pazarda çalışmasına neden oldu. Tabii yanında torununu da götürüyordu. Sinan çok hareketli ve yaramaz bir çocuktu. En büyük keyfi televizyon seyretmekti ama evlerinde yoktu. O da soluğu komşularında alıyordu. Anneanne ve dede, eğitim çağı gelen torunlarını, 1981 yılında Bor Atatürk İlkokuluna kaydetti. Okulun ilk yaz tatilinde Sinanı tabakhaneye çırak verdiler. 7 yaşındaki küçük çocuk burada boyundan 4-5 kat büyük 50-60 kiloluk derileri sürükleyerek taşıyordu. Bunun karşılığında haftalık olarak da 3 halka tatlı ve 2 tane Bor simidi alabileceği kadar bir para kazanıyordu. Sinan’ın tüm yaz tatilleri tabakhanede geçecekti.